İran Depreminin Arkasndaki Gerçekler

İran depremi,olunca Aklımza ilk gelenlerden birini bakın Milli Gazete Yazarı Afet Ilgaz nasıl yazmış

İran Depremi ve Doğrudan Bilgi



İran depremi, kan ağlatıyor.


İran`a sabır dilemekten başka elimizden bir şey gelmiyor.


*


İran depremi bizim ülkenin beklenmekte olan ve halen yaşanmakta olan depremlerini hatırlatıyor.


İki sene önce toplanan Deprem Şûrası’nın raporlarının ne olduğu ve neye yaradığı sorularını da.


Bu kadar riskli bölge ülkesi olan Türkiye`nin hâlâ neden bütün ilgili kurumlarının işbirliğiyle hazırlanacak bir acil eylem planı olmadığı sorularını da akla getiriyor. Ve gene her şeyde akla gelen çok önemli başka bir soru ve sorun:


Türkiye`nin bir “deprem politikası” var mı? Siyasî iktidarın bu konuyla ilgili bir hazırlığı veya hiç olmazsa niyeti var mı? Yoksa, neden?Deprem de bir “rant” kapısı haline mi getirildi?


*


Şimdi ister istemez bu depremlerin oluşlarının kaynağında yatan sebepler veya bilinmeyenlerin ne olduğu sorusu da akla geliyor. Ovalara yapılan oto yollar ve bunların etrafındaki yerleşim birimlerinin deprem zayiatı konusunda aşırı bir çoğalmaya sebep olduğu, bilim adamlarınca çokça söylenmeye başlandı.


Bilimin deprem konusunda başka varsayımları da var: Deprem bombaları! Meselâ bu bilimsel gerçek üzerinde duruluyor mu? Çalışma yapılıyor mu diye sormuyorum, çünkü bir şey üzerinde çalışma yapılabilmesi için önce o konunun üzerinde durulması ve onun ciddiye alınması lazım.


Bir ay önce Bodrum civarında yaşanan depremlere Türk deprem uzmanları bir sebep bulamadıklarını söylüyorlar ve şaşkınlıklarını belirtiyorlardı.


*


Allah`ın izni ve iradesi olmadan bir sinek kanadının bile kıpırdayamayacağını biliriz evel Allah! Atom bombasını yapanın da, atanın da, milyonlarca kişiyi öldürüp sakat bırakanın da ilâh olmadığını, sadece bir vasıta olduğunu biliriz. Hepsinde de Allah`ın iradesini ve hikmetini görecek inancımız var çok şükür.Hal böyleyken, deprem bombaları da ABD`li bilimciler tarafından 100 seneyi aşkın bir zamandır kullanılmaktayken, bunları örtbas etmenin veya görmezden gelmenin, kimsenin işine yaramayacağı açıktır. Üstelik bizim gibi “kesin”likle bu işe hazırlanması gereken bir ülke için!


Şimdi size bu deprem bombalarıyla ilgili Fizikçi TESLA gerçeğini açıklayan bilgilerden birazını aktarmak istiyorum. Biz istediğimiz kadar direnelim, “rasyonaliteden başka büyük yok” diye düşünelim, Batılılar İslâm`ın marifetullah dediği bu “doğrudan bilgiyi” memnuniyetle, hatta aşkla şevkle kabul ediyor ve hatta, ayıptır söylemesi, nerde görseler “çalıyorlar, aşırıyorlar.” İbnü`l-Arabî hazretlerinin keşiflerinden tutun da (Nostradamus), işte Hz.Hızır bilgilerine kadar! Felsefelerinde de bu işin bilimini yapmaktan geri durmuyor ve adını meselâ Bergson`un yaptığı gibi “sezgicilik” koyuyorlar. Hıristiyan aziz ve azizelerine atfedilen “vizyon”lar ayrı…


*


“Bediüzzaman`dan önce asrın müceddidi sayılan büyük İslâm âlimi Mevlânâ Halidi Bağdadî Hz.nin vefatına yakın, iman eden ve talebesi olan bazı Batılı bilim adamlarının da hazır bulunduğu bir sırada, Hızır Aleyhisselâm`ın yanına gelerek ona çok yüksek bilim sırlarını içeren şifre, formül ve projeler verir. Hazret, bu bilgi ve belgelerin aslını o günkü Doğu talebelerinin başı, Halep kenti Türk paşası Şerif Bey`e teslim eder. Bu belgeler, daha sonra paşanın Mısır`da yaşayan torunu Ekim Bey`e geçer. Onun ölümü üzerine de, yakın talebelerine geçer ve Batı kolu talebelerinden Axel Haiberg bunların mühim bir kısmını Almanca`ya çevirir.


Çok özel kozmik gerçekleri, elektronik, enerjik ve teknolojik projeleri, çok yüksek matematik, fizik, motor ve mekanik bilgilerini, uzaya çıkma ve ışınlama yöntemlerini içeren bu “Hızır Tezkireleri”nin Arapça, İngilizce, Almanca ve Fransızca tercümeleri yaklaşık 100 yıldan beri dünyanın farklı yerlerindeki bilim adamlarına M.K.Allein müstear adıyla gönderildi. Çağdaş bilim ve teknolojideki tıkanıklıkların bu mektuplarla giderildiğini iddia eden bilim adamlarının yazıları var.


*


Edison ile çağdaş iş ortağı, elektrik ampülünün gerçek mucidi ve Sırp, Sloven karışığı olan Nikolay Tesla da aynı mektuplardan almıştı. Amerika`ya göç ettiğinde, beraberinde çok sayıda bu mektuplardan taşıyordu. Kendisiyle Edison`dan başka kimse ilgilenmedi. Göçmen Tesla, baskı altındaydı ve onun Floresans lambayı buluşundan çok sonra, Edison ampulü bulduğunu iddia etmişti.


Şimdi bu “çılgın” mucitin icat başarılarından birazını sayalım:


AC elektrik güç santralleri, Tesla bobinleri, uzaktan kumanda remote kontrol aygıtları, çağdaş elektrik iletişim devrelerinin öncü planları, uzaktan kumanda protatif cihazları, görüntülü tüpler, neonların, redrüserlerin güç jeneratörleri ve daha bir çok şey…


Tesla km.lerce öteden yıldırım çaktırabiliyor, çok uzak hedefleri laser kadar düzgün ve hâlâ anlayamadığımız biçimde vurabiliyordu.


Askerî maksatlı ışın ve ses toplarıyla ilgili toplu gösteriler yapan ve ABD hükümetinin her şeyine el koymasıyla sefalet içinde ölen Tesla`ya çok sonra, Nobel BarışÖdülü verilecekti. Görgü şahitlerinin anlattıklarına göre, “Musevî cenaze töreni giysili” beş kişilik bir grup tarafından öldürülen Tesla`nın ölümüne “eceliyle öldü” raporu verilince Amerikan kamuoyu ayaklandı. Radar ve bilgisayarın icadına Tesla`nın mektuplarının kendisine verilmesiyle giriştiğini ölüm döşeğinde itiraf eden İsveçli bilim adamı Norbert Wiener bir bilimadamına yakışır bir dürüstlük göstermişti böylece.


*


Şimdi Allah`ın ayetlerini okumada ve bilmede biz neden o kadar ürkek davranıyoruz bilmiyorum!Böyle yapıyoruz ki bu “doğrudan bilgiler” şer güçlerin eline geçiyor.


İşte İran depremi bana tıpkı bizim Gölcük depreminde olduğu gibi, işin içine bazı “deprem toplarının” girip girmediği ihtimalini hatırlattı. İran bu günlerde şer güçlerin hedefinde…


Bu konuyu yazmaya, kısmetse devam edeceğim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir