İran ve nükleer enerji

Son günlerde ABD, nükleer çalışmaları bahane ederek İran’ı köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. Hatta bu olayı Birleşmiş Milletler gündemine taşımaya gayret ediyor.

Peki nükleer enerji bu kadar kötüyse başkaları neden kullanıyor. Nükleer enerjinin insanları öldürmek amacıyla kullanılması elbette kötü. Ama unutmayalım ki, bu kötülüğü ilk defa ABD işledi. Hiroşima ve Nagasaki’de yüzellibine yakın insanın ölümüne sebep olan ilk nükleer saldırı hala insanların hafızasında. Şimdi hafızalarımızı biraz daha yoklayalım. O tarihlerde ABD, Hitler’in nükleer silah geliştirmekte olduğu propagandasını yaparak dünyayı ve kendi kamuoyunu zihnen hazırlamış ve bu arada kendisi dünyanın önde gelen bilim adamlarını bir araya toplayarak Manhattan Projesini başlatmış ve kısa sürede atom bombası hazırlatmıştı. Tarih nasıl da tekerrür ediyor. Yakın zamanda Saddam’ın çok tehlikeli silahlar geliştirdiğini ileri süren ABD, bu gerekçeyle bir ülkeyi boydan boya harabeye çevirdi. Afganistan’da da benzer yalanlarla dünyanın en yoksul insanlarına ekmek yerine bombalar yağdıran yine ABD idi.

Şimdi tüm dünyanın gözleri önünde benzer bir yalan mekanizması işletilmeye çalışılıyor. Ancak insanlığın bu yalanı artık yutmaması gerekiyor. Bir kere şuradan başlayalım. Nükleer enerji bu kadar kötü ise başta ABD olmak üzere dünyanın tüm gelişmiş ülkeleri bu enerjiyi neden kullanıyor? Yakın çevremizde İsrail, Hindistan, Ermenistan, hatta Bulgaristan gibi ülkeler bile nükleer enerjiden yararlanırken, İran, Pakistan ve Türkiye gibi ülkeler bundan neden mahrum olsun?

Unutmayalım ki, modern dünyanın en önemli girdisi enerjidir. Enerjinin olmadığı yerde ne üretim olur ne de ulaşım. Hatta eğitim ve sağlık başta olmak üzere hayatın her alanında enerjiye muhtacız. İşte böyle bir dünyada enerji hafife alınamaz. Her geçen gün artan enerji ihtiyacı ise nükleer enerji olmadan çözülemez. Kısacası temel ihtiyaçlarımızın yerine gelmesi enerjiye bağlı. Bugün gelişmiş ülkeler elektrik enerjisini çok yaygın olarak kullanıyorlar. Bunu ise en çok nükleer kaynaklardan elde ediyorlar. Üstelik dünyadaki enerji üretiminin yüzde 77’sini, yüzde 28’lik gelişmiş toplumlar tüketiyor. Bir başka ifadeyle, dünya nüfusunun dörette üçü, üretilen enerjinin sadece dörtte birini kullanıyor. Bu demektir ki, enerji ihtiyacı ve açığı çok büyük.. Toplumlar geliştikçe bu ihtiyaç daha çok hissedilecek. Bu açık nasıl karşılanacak? Su, petrol, doğalgaz ve kömür gibi kaynakları sınırlı olduğuna göre…Toplam enerji içinde elektriğin payı yüzde 40.

Nükleer enerjinin üstünlükleri fazla. Bir kere çevre dostu. Gerekli önlemler alındığında çok güvenli. Üstelik son derece ekonomik: Bir kg. kömürden 10-30 birim elektrik elde edilirken, doğalgazdan 39, ham petrolden 45 ve uranyumdan 500.000 birim.

Bugün 32 ülkede nükleer enerji kullanılıyor. Toplam 440 adet nükleer tesis üretimde. 30 kadarı ise inşa halinde. Sayı olarak ABD başı çekiyor. Belçika, Çin, Fransa, Macaristan, Hindistan, G.Kore, Japonya ve Rusya ise nükleer enerjiden en çok istifade eden ülkeler. Mesela Fransa, elektrik ihtiyacının yüzde 76’sını nükleer enerjiden elde ediyor. Japonya da doğal kaynak yetersizliğini nükleer enerji ile kapatan ülkelerden biri. Dünya bunu yaparken bizim hala nükleer enerjiden mahrum olmamız akıllıca bir iş değil.

Bütün bu gerçeklerin ışığı altında bakıldığında, ABD’nin İran’a gösterdiği reaksiyonun başka sebeplerden kaynaklandığını anlamak hiç de zor olmasa gerek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir