İşini takip etmek ama nasıl?

Zaman zaman Sultanhamam’a giderim orada tekstilci özellikle kumaşçı dostlarımız var. Geçenlerde bayram öncesi piyasada ne var ne yok diye havadis almak için gittiğimde tekstilci dostlarımızdan ilginç bir olayı duydum ve hemen sıcağı sıcağına sizinle paylaşmak istedim…Bakın dostumun 20 sene önce başından geçen olayı nasıl anlatıyor?

“20 yıl önceydi biz burada Sultanhamam’da 5 tekstilciydik fiyatlarımız genelde aynıydı kim daha güler yüzlü ise, kimin çevresi daha güzelse o daha çok iş yapıyordu çünkü hepimiz aynı malı üretiyorduk hatta aynı desenleri üretiyorduk. O zamanlar bugünkü gibi teknoloji yok iki günde bir model değiştiremiyorduk. Neyse bir müddet sonra piyasaya bizim ürettiğimiz malların aynısını üreten, kalitesiyle, rengiyle tıpa tıp aynı olan bir Yahudi tüccar girdi. Kumaşın topunda yüzde 10 bizden daha ucuza satıyordu. Biz ne kadar uğraşsak da bu Yahudi tüccarla rekabet edemiyorduk. Nihayetinde 5 kumaşcıdan birisi ben işimi değiştirmek zorunda kaldım, çünkü rekabet edemiyordum hem de adımız pahalıcı kumaşçıya çıkmıştı. Diğer 4 meslektaşlarım ise tamamen piyasadan çekildiler…Tabii biz işin sırrını bir türlü anlayamadık. Nasıl oluyor da aynı kumaşı bizden yüzde 10 hatta bazen yüzde 15 daha ucuza imal edebiliyor diye ama sırrı da çözemedik tabii..Ne zamana kadar aynı piyasaya bir başka Yahudi kumaşçı girene kadar. Gelir gelmez o da hemen fiyatları yüzde 20 daha ucuzlattı onunla rekabet etmeye başladı. Ve bize de mal satmaya başladı bu arada…Biz eski kumaşçılar olar hem hayırlı olsuna gittik hem de merakla bu işin sırrını öğrenmek için çapalıyorduk ama ne mümkün? Hani derler ya ser veriyor sır vermiyor aynı onun gibi…Biz hala bir şey anlamadık. Kumaş aynı, kalite aynı, rengi aynı fiyatı ucuz. O da yanında aynı işçiyi çalıştırıyor. O da işçisine aynı maaşı veriyor. Vergi veriyor, kira veriyor ama bizden daha ucuza mal satabiliyor…”

Evet dostum burada anlatmaya biraz ara veriyor. Çünkü derin bir offfff çektikten sonra işin sırrını nasıl çözdüğünü anlatmaya devam ediyor: “ Bu iş iyice kafama takılmıştı açıkçası eğer biz kumaşçıysak bunu bulmamız lazımdı. Neyse bulduk da…Meğer bu Yahudi kumaşçı kumaşı üretirken şöyle küçük bir teknik hile yapıyormuş. İster buna hile değin ister aklını kullanmak…Bir kumaş üretilirken bir metrede belli iplik sayısı olur. Yani bir sırada 30 düğüm atılması lazım. Tıpkı halıdaki düğüm sayısı gibi.

İşte bu Yahudi kumaşçı bir sırada 30 iplik düğüm yerine 28 iplik düğüm atıyor. Yani 2 düğümlük kumaş tasarrufu(!) yapıyor. Diyeceksiniz şimdi bu 2 düğüm eksik atılmasının faydası nedir? Yüzde 10-15 nasıl ucuza verilmesine neden olabilir ki? Öyle bir oluyor ki. Düşünün şimdi metrelerce kumaş üretiyorsunuz ve her bir sırada 2 düğüm eksik olunca daha az hammadde, daha az zaman, daha çok kumaş üretimi…Zamana, üretime maliyete vurunca değil yüzde 15 ucuza yüzde 20 bile ucuza verebilir. Üstelik bundan kar bile elde eder..”

Peki şimdi aklımıza şu soru geliyor. Yılların kurt kumaşçıları neden bu işin sırrını anlayamamışlardı? Neden rekabet edememişlerdi?

Çünkü onlar

-İşini takip etmiyorlardı, işinin inceliklerini bilmiyorlardı.

Çünkü onlar

-İşin pazarlama kısmına önem vermemişler, üretime takılmışlardı.

Çünkü onlar

-Kendini ifade edebilmeyi cambazlık, sahtekarlık, kandırma olarak algılıyorlardı.

Çünkü onlar,

-Reklamı bilmiyorlardı. Bilselerdi bir metre kumaşta şu kadar düğüm eksik bu da malın kalitesini değiştiriyor diye tüketiciye bilgi verdiği zaman piyasada tam tersi rekabet yapabilir. Yahudi’nin piyasaya hakim olması yerine kendileri piyasaya hakim olurdu…(Bu arada hemen yeri gelmişken söyleyelim. Piyasada görüyoruz öyle sahte reklamlar var ki. Artık tüketici de bunları görüp sanki reklam yalan söylemekten ibaretmiş gibi bir imaj oluşmaya başladı. Tam tersi bu tür reklamlar markaya çok büyük zarar veriyor, farkında değiller. )

Değerli okurlarım, tüketici sizin ne kadar vergi verdiğinizi, kaç kişi çalıştırdığınızı, kaça mal ettiğinizi anlamaz. O sizin kaça sattığınıza ve kalitesine bakar. Düşünün şimdi işini bilen bir fabrikatör yaptırıyor gemiyi. Taşıyor fabrikayı gemiye. Dolduruyor işçiyi içine ve çıkıyor Kore’den, Çin’den veya Japonya’dan yola. Romanya bir ürün istemiş. Hem rotası Romanya’ya doğru hem de o arada üretimini yapıyor. Şimdi fabrika gemide kira yok, stopaj yok.

İşçi gemide daha ucuz, servis yok, vergi daha az veya yok. Malın nakliyesi yok. Bütün bunlar size ne avantajı sağlıyor. Fiyatta rekabet şansı veriyor. Siz 30’a satayım diye göbeğiniz çatlarken o işini bilen işadamı 15’e kolayca satıp gidiyor hem de rekabet derdi olmadan…

Evet işimizi takip edeceğiz ama cambazlığa gitmeden, sahtekarlığa gitmeden, dürüst ve işin kurallarına uygun olarak. Ama rakipleri de kollayarak. Tekrar ediyorum. Müşteri sizin kaça ürettiğinize bakmaz, KAÇA SATTIĞINIZA BAKAR..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir