İSLAM`IN KADINLA İMTİHANI

Kadın…öyle terimleşmiş bir kelime ki sanki artık kadın denince bir insandan bahsedilmiyor da farklı bir yaratılış mertebesinden bahsediliyor…Kimi övüyor göklere çıkarıyor,meleklerle yarıştırıyor kimi ise ruhunun olduğundan şüphe duyuyor.Her tutumun ifradı ve terfidi yanlış olduğu gibi bu konu hususunda da her iki uç tutum yanlıştır oysa.
Dünya varolduğundan beri,hemen hemen istisnasız tüm tarih dönemlerinde bazen koruma amaçlı, bazen anlaşılmayan art niyetlerle kontrol altına almak amaçlı,bazen din adına,bazen de kendi elleriyle kurdukları toplum ve bu toplumun gelenek görenek ve kuralları adına kadın arka planda bırakılmış;tabi burada bırakılmış fiilinin failini sorarsak kadın olmayanlar yani erkekler sonucuna götürür düz mantık bizi,ancak ben bu sonuçtan çok emin değilim açıkçası bu benim için bir “faili meçhul olgu” ,hatta bir ara bunu Yaratıcının iradesi olarak görmedim de değil zira bu kadar kesintisiz ve istikrarlı bir geride kalış hiçbir güçle sağlanamazdı.Hele ki tüm toplum bireylerinin mutlaka bir kadın tarafından büyütüldüğünü düşününce..yoksa kadın mı kendi eliyle kendini bu konumda tutmak,gölgede kalmak istemiştir…Ve yahut bu bir arz talep meselesi miydi? Kadınlar erkeklerde hep güçlü,eğilmez,cesur,akıllı,hükümran olmaları gibi manevi meziyetler arayarak onların bu yönde gelişmelerine sebep olurken, erkekler kadınlarda hep maddi güzellikler arayıp kadınları kendi dış görünüşlerinden başka bir şey düşünemez duruma gelmelerine ve böylece toplumda belirleyici unsur olma yeteneklerini kaybetmelerine mi sebep olmuştur; yani kalıplaşmış ifadesi ile her başarılı erkeğin arkasında başarısız bir kadın mı vardır? Musa Carullah Bigiyev yüzyılın başında yazdığı Hatun adlı eserinde bunu şöyle ifade etmiş:“Eğer kadın vücudunu tezyin ediyor ,zinet ve süse fazla meylediyorsa bu erkeklerin kusurdur.Medeniyet dünyasının modalarına bu derece mübtela olmaları erkeklerin günahıdır….Erkekler dış güzelliğe bu kadar önem vermeyip,manevi cemalden ve ebedi kemalden haz alsalardı,hatunların edeplerini ve ictimai faziletlerini takdir etselerdi kadınlar süs ve güzellikte değil,ictimai faziletler hususunda birbiriyle yarışacaklardı”.Elbette bu hususta kadının fıtratı ve güzelliğe ,bununla takdir edilmeye meyli gözardı edilemez.Erkekleri tek suçlu ilan etmek de hakkaniyete uymaz.
Evet,tarih boyunca kadının ictimai vazifeler ve dolayısıyla haklar bakımından arka planda kalmasına bu ve bunun gibi birçok sebeb bulunabilir.Sanırım benim açıklamam da şöyle olurdu:Toplumlar aileye o kadar önem verdi ki kadını hep ailenin huzuru ve bekası için gayret ve fedakarlığa yöneltti,kadında da evladına ve aile efradına öyle fıtri bir bağlılık vardı ki şahsi menfaat ve haklarını gözü görmedi.Aklının ve meziyetlerinin buna yetmediği açıklamasını yapanlara genetik,biyoloji ve tıp araştırmaları hatta bu noktada meziyetlerini sergileyen kadınların bizzat kendileri gereken cevabı zaten verdiler .Ancak şimdi toplumu başka bir tehlike bekliyor:bekçisiz kalan yuvalardaki yavru kuşların biçareliği ve artık yuva yapmayan dişi kuşlar:Aileyi kim ayakta tutacak? Kadına gereken değerin verilmemesi sonucu böyle bir bedel ödüyor şimdi erkekler ,kadın en ufak bir sıkıntıda yuvayı terk edebiliyor artık
Konu merkezinden kaydı biraz.Benim bugün sizinle paylaşmak istediğim aslında kadının imtihanı değildi,başlıkta belirttiğim üzere İslam’ın kadınla imtihanı idi.Gerçekten de kim ne zaman İslam’a bir eleştiri getirecekse bu hep İslam’ın kadınla ilgili hükümleriyle ilgili oluyor.Müslümanlar kadının şahidliği,miras hukuku,teaddüd-ü zevcat,boşanmadaki edilgenliği,tesettürü konularında devamlı eleştiriliyor.Sanki tüm toplumlar ve dinler kadına değer vermiş İslam da gelmiş bu gidişatı durdurup kadını ait olduğu derekeye indirmiş gibi.
Bunun bir örneği de Almanya’da görüldü. Almanya`nın Frankfurt kentinde eşi tarafından tehdit edildiği için acil boşanma talebinde bulunun Fas asıllı kadının isteği hakime Datz Winter tarafından “Kuran`ın Nisa Suresi`nin 34. ayetine göre kadının üzerinde erkek hakimiyeti vardır. Bu yüzden acilen boşanmanıza gerek yok,böyle durumlar sizin kültürünüzde normaldir gerekçesiyle reddedildi.İslamı böyle tanıyanlara mı yoksa böyle tanıtanlara mı kesilmeli bunun faturası veya şöyle soralım suç İslam’ın mı,Müslümanların mı yoksa İslamı bilmek ve tanımak istemeyen objektif yaklaşamayacak kadar dine öfke duyanların mı?Haberi duyan bu öfkeli kesim “gördünüz mü şeriat şeriat diyordunuz alın size şeriat” edasıyla hakime hanımın kararını yerinde bulurken aklı başındaki hukukçular tepkilerini gösterdi.Tabi olan yine İslam’ın algılanışına daha doğrusu algılanamayışına ve yanlış algılanışına oldu.
Oysa bu nasların yanlış anlaşılmalarını ve uygulamalarını düzeltecek açıklamalar ve yorumlar da da yapıldı İslam dünyasında,mesela Musa Carullah “bazı konularda Kur`an`ın tedricilik prensibinin nüzûl süreci ile sınırlı olmadığını söylemiştir. Ona göre Kur`anı Kerim, kadın konusunda getirdiği hükümlerin önünü açık bırakmıştır. Başka bir ifade ile, Kur`an Müslümanlara kadın hakkında çizdiği çerçeve ile yetinmeyip, zaman içinde daha ileri adımlar atmalarını em retmiştir. Ne var ki, Müslümanlar tarih içinde Kur`anı Kerim`in bizzat çizdiği çerçeveyi dahi yakalayamamış ve Kur`an öncesi düşünceler İs lam toplumlarında hayatiyetini, hem de İslam görüntüsü altında devam ettirmiştir. Kadim din ve kültürlerin Müslümanlara tesiri, yerleşik kültür ve geleneklerin dine baskın çıkması, dinin ve dinî metinlerin yanlış anlaşılması ve yanlış yorumlanması yanında, Müslümanların ahlaki zaafları da bu tür düşüncelerin yaşa masına ve kökleşmesine zemin teşkil etmiştir.” Böyle cesur ve gür bir sadanın çıkıp İslam kadına zulmü ve şiddeti öngörmüyor,şahidlikte ve mirasta yarım bırakılışı imani bir genel geçer kural ve şart değil,boşanma hakkı var demesi mevcut ayetler üzerinde ictihad yapması gerekiyor ama biz Kur’an ı okumayıp kılıfına sarıp duvara asan saygıda kusur etmemek için ona dokunamayan bir ümmetiz.Acaba böyle saygı mı göstermiş oluyoruz.Muhafazakarlık adı altında dinin yanlış anlaşılmasına sebebiyet vermiyor muyuz bir düşünmeli.Birazcık fikir yürütmek isteyenlere senin imanın eksik diyerek nükleer silahla saldırmak dini dokunulmaz yaptı ama işlevsiz de kıldı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir