İSRAİL “G ALARMI” “KRİPTO(G)RAM”IN HAKİMİYETİ!

İSRAEL SAVUNMA BAKANLIĞI kaynakları; “İSRAEL YÖNLENDİRİCİLERİNİN”, “İsrail , nükleer bir İran’ı kabul edemez” başlıklı raporlarını en azami derecede ciddiye alarak, Şaron’un “kaplamalı dişleri” arasından çıkan şu sözlerle; “Bu sorunla baş edebilme yeteneğine sahibiz ve böyle bir durumla karşı karşıya kalabileceğimiz ihtimalini göz önünde bulundurarak her türlü hazırlığı yapmaktayız” mesajını “RAMADA BORUSU”ndan çıkmışcasına tüm dünyaya duyurdular. Bu borunun sesiyle bu mesajdan sonra ne yapılacağı “KRİPTOGRAM” ( Şeytanın şifresi ki Gram- “çok güçlü ve özel bir şeytanın” adıdır.) olarak biraderlere aktarıldı. Tüm dünyadaki “Özel Ağ” çalışmaya başladı NETEKİM!.. Muhtemel bir saldırı için hazırlık emri, İSRAEL Savunma Bakanlığı aracılığı ile Genel Kurmay Başkanlığına iletilmiş durumda. Özel Kuvvetler Komutanlığı içerisindeki kaynaklar bir saldırı hazırlığı için –en yüksek düzey olan- “G” hazırlık düzeyine geçilmesi emrinin geçen hafta kendilerine ulaştığını doğruladılar. Biliyorsunuz tüm bu gelişmeler üzerine Türkiye’den de Hava Kuvvetleri Komutanı Faruk Cömert, İsrail’e yaptığı gizli ve özel bir ziyaret gerçekleştirdi. 3 GÜN SÜREN BU ANLAMLI ZİYARET’te (!) neler konuşulduğunu fiziksel muhaberat kaynaklarından çok ancak “METAFİZİK MUHABERAT” kaynakları bilecektir sanıyorum. Ayrıca daha önce Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun da 28 Şubat öncesi İsrail’e yaptığı özel ve gizli ziyareti DE hatırladığımda; zaman içinde bu işin “uluslar arası bir ritüel”e dönüşeceği endişesi veriyor bana (!) Tabii ziyaretin amacı, konuşulanlardan önce; “Niye kuvvet komutanlarımız özellikle Ortadoğu’nun bu fitne fücur cücesini ziyaret ederler?” şeklinde bir düşünce sarıyor beni. Ayrıca bu ziyaretlerin TÜRK SİLANLI KUVVETLERİ’Nİ ne derece bağladığını da bilmemiz gerekiyor?.. Öyle ya bir kurum kuruluştasınız diye her hareketiniz o kurum ve kuruluş adına olmak zorunda olmadığı gibi dışarıdan bakan bir şekilde gerçekleşen eylemi o kurum ve kuruluşla bağdaştırmak zorunda da değildir?.. Tabii bunlar sıkıştırılmış ifadeler daha kapsamlısını ve iyisini sizlerin zekası yorumlayacaktır… Bakınız, muhatabınız dünyanın 11 trilyon dolarlık GSMH’sini kullanan ABD olsa anlarım. Ha siz kardeş ne demeye bu İsrail’in “Modern Çağ Mankurtuyla/Gladyatörüyle” uğraşayım ben onun “Ağa Babası”yla muhatap olurum diyorsanız o başka?.. Neyse Efendim, kafama takılan bu sorunu “Stratejik Araştırma Merkezleri” elbette irdelemektedir zahir… Şimdi Şaron’un nefesi RAMADA BORUSU’ olduğundan itibaren TÜRKİYE’YE yönelik stratejik ziyaretlerin ve etkileşimlerin arttığını gözlemliyoruz. Tabii “Bizim Çocuklar” da boş durmuyor. “İran’a yapılacak muhtemel saldırı için Türkiye’nin Hava sahasının açılmasıyla ilgili” çalışmalar hat safhada. Bu “G Alarmı” ne uzun tesirli bir alarmış meğerse(!) ABD’deki Büyükelçimiz Faruk Loğoğlu; 20 Aralık Günü ABD’de “Potomac Enstitüsü” adlı düşünce kuruluşunda yaptığı konuşma sırasında sarfettiği “Bana göre İran, geri dönülmez şekilde nükleer silah elde etme yönünde ilerliyor” ifadelerini kullanırken “geri dönülmez” lafzını sarf edebilirken; İsrail’in yıllardır tek tabanca Ortadoğu’da yürüttüğü Nükleer silahlanmaya ve karşı silahlanma karşısında gerçekleştirdiği uluslar arası tecavüz ve katliamlara bir “GRAM” (İsrail’in gram’ını tanıyorsunuz artık) değinmedi. Ayrıca 30 Kasım’da Kuzey Irak’ta Türk-Amerikan-İsrail ve Kukla Kürt (kukla tabirini bu vatanın evladı kardeşlerimizden ayırt etmek için kullandım zira her milletin kuklası vardır) yetkililerin yaptığı toplantılar ve MİT Müsteşar’ının bölgeye yaptığı ziyarette yukarıda izah etmeye çalıştığımız açıdan anlamlı. Ya İsrail Genel Kurmay Başkanı Dan Halutz (arkadaşları arasındaki lakabıyla Şeytan Dan) ‘ın Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök’ü Karagah’taki ziyareti?.. Önümüzdeki günlerin anlam ve önemine ne kadar yakışıyor biliyor musunuz?… Aciz kardeşinizin çok sevdiği bir Kızılderili atasözü vardır: “ORMANDA OLUP BİTENLERİ ANLAMAK İSTİYORSAM “BÜYÜK AYI” NIN İZLERİNİ TAKİP ET !!!“ . Ahh o izler… “ İzler” ve “gözler” yalan söyle(ye)mezler!.. ******* Merkezi ABD’de bulunan Araştırma Kuruluşu Stratford’a göre İsrail, İran’a karşı Askeri harekata karar verirse, hava koridoru üç seçeneği bulunuyor: 1- Irak hava sahası kullanmak. (İslam dünyasından gelecek tepki ve bu Sahanın güvensizliği; gerilla operasyonlarına açık olması bu seçeneği azaltıyor.) 2- Suudi Arabistan Hava Sahası. (Bu aralar Laden çizgisinde olduğu sık sık ima edilen Suudiler’in bu teklifi red edeceği biliniyor) 3- En akılcı seçenek bu. Tezkere’de olmadı ama bu defa olsun DEDİRTİLECEK OLAN TÜRKİYE!!! KUDÜS LOCASININ ÜÇÜNCÜ AYAĞI İSTANBUL/TÜRKİYE’NİN HAVA SAHASINI KULLANMAK!.. Bu üçüncü plan için Cumhuriyet tarihi boyunca masada kaybetmeye alıştırılmış “Olta’daki Balık Türkiye”nin önüne bir yem attılar, o yem de; “İran’da yaşayan 35 MİLYON TÜRK’ÜN kendi bağımsız devletlerini kuracağı”. Pek yakında İran hoşnutsuzluğu, ve oranın zindanlarında yaşamış Türkler’in hatırat tarzı çalışmalarında patlama olursa sakın ha sakın bu dramanın içine çekilmeyin… – KISA BİR SOHBET ARASI VERELİM… İran’ı edebiyatı haricinde Türk ve İslam tarihine verdiği zararlar nedeniyle sevmem. Tüm İslam tarihi ve TÜRK FÜTÜHAT tarihi boyunca ayağa dolanmıştır. Gerek rejimi gerekse düşünce yapıları kendileri dışında kimseye model olamaz. Gerçi aydını bizimkilerden daha aydın; yabancı dil bilenlerin oranı bizimkilerden daha yüksek, kadınları bizimkilerden daha iyi eğitimli ancak “BÜYÜK TÜRKİYE”nin mili- manevi model ve kimliği Peygamber Efendimiz tarafından –özümüze yakışır bir şekilde yaşadığımız sürece- övülecek kadar azizdir. Anadolu insanı başkadır. Eğer İslam aleminde bu kadar Aziz başka bir millet olsaydı bugün İstanbul denen “emanet”i onlar taşırdı. Bu kadar Yüce bir başbuğ ve o kadar aziz bir ordu olmak her babayiğidin harcı değildir Eyvallah… Eğer sizi bir Peygamber övmüşse bizzat Cenabı Allah övmüş demektir. Peygamber Efendilerimiz Allah’ın elçisi değiller mi?.. Kendimi tutamadığım bu fasıldan sonra yazının başlığındaki “G” nin yani İsrail’in geçtiği alarm durumunun bir “halk bilimci- halk adamı” kardeşiniz olarak bana hatırlattığı bir başka “İSRAEL VE “G” DURUMU RİTÜELLERİ’Nİ sizlere aktarmak istiyorum. Yani biraz METAFİZİK İSTİHBARAT çalışalım: ŞEYTAN YILDIZI VE “G” NİN ANLAMI!.. Mason çalışmalarında beş adedinin sembolik değeri üzerinde durulması gerekir. 5 adet 5 kollu yıldız olarak da localarımızda görülmektedir.” (Mimar Sinan Dergisi, 1983, sayı 49, sf.23) Kabbalistik büyüde Şeytan’ın (Lucifer) ışık kaynağı olarak inanılır. Bu nedenle tüm kaynaklarda “Güneş’in doğudan doğması sebebiyle doğu’da yer aldığı belirtilir. Masonik ritüellerde, Şeytan Yıldızı olarak adlandırılan “ışık saçan pentagram”ın içine doğuda yer aldığına inanılan Evren’in Ulu mimarı’nın (Şeytan’ın) simgesi “G” harfi yerleştirilir. Locaların doğuya doğru inşa edilmesinin sebebi de, ışık kaynağı olarak Şeytan’ın (G) doğuda yer almasıdır. Dilerseniz; Mason dergisinin konuyla ilgili olarak yer alan diğer ifadelere biraz daha göz atalım: “5 kollu yıldız, yani ışık saçan yıldıza “pentagrama” dikkat edelim. İçinde doğuda yer alan Evren’in Ulu mimarı’nın remzi olan “G” harfi ile. Bu yıldız yükselen insanımızın sembolüdür. (Mason Dergisi, sayı 37-38,sf.41) “5 köşeli yıldızın ortasındaki “G” harfi masonluğun en gizili ve en önemli sembollerinden biridir. “G” harfi İbranice’deki “Yod” harfinin karşılığıdır.” (Dariel ligou, Le Dictionnaire la Franc-maçonerei, sf.57) İbranice’de YOD harfi Yehova’nın baş harfidir ve Şeytan’ı remzeder, Yunan alfebesindeki “GAMA” harfidir. Bu şekilde “G harfi, aynı zamanda Gama’yı da temsil eder”. “Gama harfi gönyedir ve Şeytan’ın bayrağını yani hakimiyetini temsil eder” (la Symboligue Maçonnigue, sf.56) Yüce ALLAH ve kulu İNSAN KAVRAMLARINI Gad’dan Gay’liğe kadar çeken ve iblis (çift cinsiyetlidir) hasebiyle tüm bedenlere Şeytan’ı sokmaya çalışan “bu ete kemiğe bürünmüş insansı”lara karşı ALAH’ın planına uyanlar galip çıkacaktır. “ALLAH MÜHLET VERİR AMA İHMAL ETMEZ!!!” O’na emanet olun Efendim…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir