İSRAİL “YA SUÇSUZ İSE ?!!”


İSRAİL “YA SUÇSUZ İSE ?!!”



Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak İsrail ile ikili anlaşmalarımız var mı? Var.


Büyükelçilik düzeyinde karşılıklı temsil söz konusu mu? Evet.


Ortak askeri tatbikatlar yapıldı mı? Evet.


İsrail ile karşılıklı ticari işbirliğimiz var mı? Var…


Türkiye Cumhuriyeti olarak İsrail’i devlet olarak tanıyor muyuz? Evet


İsrail’in Filistin konusundaki tutumunu en iyi babasının arkasına sığınan çocuk fotoğraflarından hatırlıyor muyuz? Evet


İsrail devlet olabilmeye sımsıkı tutunabilmenin gerekliliği olduğuna inandığı refleksleri devlet itidali yerine devlet geleneği ve kültürü olmayan icracı politikacıları aracılığı ile veriyor mu? Evet.


Stratejik Derinlik adlı kitabın yazarı Profesör Dr. Ahmet Davutoğlu hem akademisyen hem de halihazırda Dışişleri Bakanı olarak İsrail’in bu tutunma çabalarını en iyi tahlil edebilecek kişilerden biri mi?


Genelkurmay Başkanlığı da Mavi Marmara Gemisi’nin Gazze’ye gidişinin iki ülke arasında çıkabilecek sürtüşmeleri bilerek ve öngörerek uyarıda bulunabilir miydi?


Sizin ülkenize yabancı bir gemi, istediği yerden yük – mal – boşaltmak istese ne yaparsınız?


Uluslar arası kamuoyunun çağrısı ve (pek de hissedilmeyen) fiili baskısına rağmen İsrail Gazze ablukasını bu güne kadar kaldırmış mı? Hayır…


Madem İsrail’e gerekeni yapacak kadar söyleniyor yaka silkerek en üst düzeyde tepkimizi şimdi gösterebiliyoruz; neden öncesinden refakatçi gözlem güvenliği sağlamadık?


Tüm bunları devlet olamamış ama devletim diye hareket eden bir ülkenin topraklarına yolcu ederken neden gözden geçirmedik…


Devletlular geçirmediler?


Ahmet Davutoğlu Türk vatandaşlarının 24 saat içerisinde serbest bırakılmasını isterken iyi hoş da…


Neden durduk yerde böyle bir kriz çıksın ki…


Bölgenin dengeleri açısından İsrail ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti düzeyinde ilişkilerin böylesi bir psikolojik ortama çekilmesi… “Baba kardeşim tecavüze uğramış hem de 9 ay hamile. Yarın da doğuruyor. Ama bebek sağlıklı mı? Gelişimi nasıl? Cinsiyeti ne? Baba zenci mi?


Bunların hiç birini bilen yok…


Çocukken dedemlerin evinin önüne eşek arası yuva yapardı. Ben de çubukla kovanı karıştırır eşek arılarının çıldırmasını izlerdim…


Arada bir soktukları olurdu beni. Ama sokacaklarını bildiğim için tedbirimi almış olurdum. Nasıl mı?


Üzerime anneannemin elbisesini giyer, tülbendini de kar şapkasının üzerinden sarkıtırdım…


Elim ya da kolumun korumasız bölgelerine saldırdıkları olurdu…


Yani kontrollü bir kayıp vermem söz konusu idi.


7- 8 yaşlarında olan bir çocuk için biraz tehlikeli ama çıkan uğultuyu dinlemek çok keyifli olurdu.


Bal arılarının kovanına ise hiç dokunmazdım…


Ahmet Davutoğlunun stratejik derinlik kitabını o zaman hiç okumamıştım ama, kontrollü kaybın ne olduğunu öngörecek kadar AFACANLIĞIMA DA HAKİMDİM…


Devletim de tebasını eşek arılarına karşı korumada böylesine hakim olmalı…


İsrail Ya Suçsuz İse diye sorarken, korsanca bir tavırla yaptığını asla affetmemeli de… Kuzu’yu böylesine kolay da lokma etmemeli…


Ah-vah neyi geri getirecek…


Koca Türkiye Cumhuriyeti’ni savaşa sokarak ayağına prangalar mı vurdurtacağız…


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan gençlik yıllarının söylemleri ile mikrofonlara konuşuyor olmalı…


Birisi 60 yaşında olduğunu ve başbakanlık koltuğunda bulunduğunu hatırlansa…


Devletiz devlet… İsrail gibi devlet olabilmeye tutunmuyoruz. Piyango zengini değiliz ki her akşam yarın bunca servetim tükenecek mi korkusu ile uyanalım…


İsrail’in bu psikolojisini bilmeyenler Dışişleri Bakanlığı Koltuğunda oturmamalı…


Gerisini saymayacağım….



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir