İsrail’de ‘Filistin Seçimi’

Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi İsrail seçmeni için de bugün yapılacak seçimlerle ilgili temel konu iç meseleler olmakla beraber, pratikte belirleyici unsuru dış politika konuları, yani Filistin ile ilişkiler oluşturuyor.

Hamas’ın Filistin seçimlerini kazanmasının ardından Filistin’in dış politika resmi henüz netleşmemişken, İsrail seçmeni bu belirsizliğin yarattığı güvensizlik ve endişe sonucu sandığa gidiyor. 5 milyon olarak belirtilen seçimlerde oy kullanabilecek seçmenlerden sandığa gidenler, 120 sandalyeli İsrail Parlamentosu için tercihlerini yapacaklar.

Seçimler, kimilerinin iddia ettiği gibi Filistin ile barış için referanduma dönüşmüş değil, çünkü en büyük 3 partinin her biri, Filistin ile nihai sınırları çizeceğini ve İsrail halkına özlediği güven ve barışı getireceğini vaat ediyor. Seçimlerdeki temel konu Filistin ile nihai sınırların çizilip çizilmeyeceği değil, anlaşmanın nasıl yapılacağı çerçevesinde dönüyor. Kadima Partisi’nin Filistin pozisyonu, Ariel Şaron’un başbakanlığının son döneminde benimsediği “tek taraflı geri çekilme” üzerine kurulu. Kadima liderleri, Filistinlilere ve özellikle Hamas hükümetine güvenmemekle birlikte oyunun kurallarını İsrail’in belirlediği şekilde, yani tek taraflı olarak İsrail’in sınırlarını belirleyeceklerini iddia ediyorlar. Gazze’den çekilmenin de geçen senenin sonunda tamamlanmış olması yüzünden, İsrail’in Batı Şeria’dan nasıl ve ne zaman çekileceği sorusuna cevap veriyorlar. Kadima, nihai sınırları İsrail halkının güvenliğini azami şekilde sağlayacak çözümü ancak kendisinin yapabileceği sözünü veriyor. İşçi Partisi cephesi Filistin meselesine yönelik olarak ‘karşılıklı barış anlaşması’nı temel alan “iki devletli çözüm” yaklaşımını sürdürüyor. İşçi Partisi’nin Hamas’a yönelik tutumu, her ne kadar Kadima ve Likud ile benzerlik gösterse de, son tahlilde Filistinlilerle işbirliği yapmak için diplomatik sürecin başlatılmasından yana pozisyon alıyor.

Likud Partisi’nin, İsrail-Filistin sorununa yaklaşımını Hamas’ın kurduğu yeni hükümetin terörü reddetmediği ve radikal grupları kontrol etmediği sürece İsrail’in adım atmaması üzerine inşa ettiği görülüyor. Likud, nihai analizde Filistin ile barışı reddetmese de sürecin başlaması için topu Filistin liderlerine atıyor ve Hamas’ın atacağı adımlara göre “bekle ve gör” yaklaşımını savunuyor. Bu bağlamda, İsrail’in Batı Şeria’daki varlığını devam ettirmesi gerektiğini iddia ediyor ve Doğu Kudüs’ü tartışma konusu bile yapmama yolunu seçiyor.

İsrail’deki seçim barajının % 1,5 gibi düşük oranda olması yüzünden parlamentoya her seçim ertesinde çok sayıda parti girebiliyor. Bu da Knesset’in (İsrail Parlamentosu) her seçimden sonra çok renkli bir yelpaze şeklini almasına yol açıyor. Knesset’in rengi yarın netleşecek. Yelpazenin tüm renklerinden öte önemli olan; hakim renklerin hangileri olacağı sorusudur. Başka bir deyişle, bugünkü seçimin sonucunda, koalisyonun lideri ve ortakları hangi partiler olacak? Son anketlere göre, hâlâ Şaron’un kurduğu ve şu anda Ehud Olmert’in başında olduğu Kadima Partisi önde gidiyor. Onun ardından Amir Perez liderliğinde İşçi Partisi geliyor ve onu da Benyamin Netanyahu’nun başkanlığındaki Likud Partisi takip ediyor. Kadima’nın sandalyesi çeşitli anketlere göre 33-36 arasında, İşçi Partisi’nin 17-21 ve Likud’unki de 13-15 sandalye arasında bekleniyor. Likud’u ise 12 sandalye ile Avigdor Lieberman başkanlığında Yisrael Beiteinu yakından takip ediyor. Değişik anketlerin öngördüğü sonuçlar arasındaki farklara rağmen tüm anketler kararsızların oranını % 20’nin üzerinde gösteriyor. Yüzer-gezer oyları, meclis aritmetiğine uyguladığımız zaman bu oran, 28 sandalyeye karşılık geliyor. Yani kararsız seçmenin oy tercihi Knesset’in rengini belirlemedeki en etken faktör olacak.

Geçen hafta boyunca tüm partiler ve liderleri yüzer-gezer oyları kendilerine çekmek için son kartlarını oynadılar. Partilerin genel seçim kampanyaları ve son hafta taktikleri göz önüne alındığında, baskın olan görüntü; partilerin birbirlerinden oldukça farklı ideolojik duruşlarına rağmen farklılıklarının altını çizmek yerine, pozisyonlarını keskin tutmamayı seçtikleri şeklinde. Yukarıda da özetlendiği üzere Kadima, İşçi Partisi ve Likud’un Filistin sorununa yaklaşımı ve çözüm önerileri esasen birbirinden keskin olarak ayrılabilirken, üç partinin lideri de seçmenlere verdikleri son mesajlarında Filistin meselesiyle ilgili üstü kapalı ve kaçamak sözler sarf ettiler. İsrail seçmeninin bugünkü tercihini, partilerin özellikle Filistin ile nihai sınırlar konusunda yarattığı son dakika bulanıklığına göre mi, yoksa partilerin şimdiye kadar net bir şekilde sundukları vizyona göre mi yapacağını göreceğiz. Nihai analizde bugünkü seçimleri kazanacak ve muhtemelen koalisyonu kuracak parti, son haftada aldığı bulanık pozisyona göre değil, yarın sabah oluşacak siyasi yelpazede, ortaklarıyla varacağı çerçeveye göre belirlenecektir.

ÖZGÜL ERDEMLİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir