İsrail’e “dur” diyecek güç nerede?

Şayet bu medeniyet, Batı dışı medeniyetlerle, kendisini tabiatla, diğer insanlarla, gelecekle ve ilahi olanla başka ilişkiler kurmasını sağlayacak bir diyalogu başlatmazsa, evrensel bir üstünlüğü kesin elinde bulundurmasından ötürü, dünyayı evrensel çapta bir intihara sürükleyecektir. “ (Roger Garaudy, İnsanlığın Medeniyet Destanı). İşte insanlık ve çağdaş dünya, tam da böyle bir sona koşar adım yaklaşıyor.

Bugün Filistin topraklarında ve dünyanın başka yerlerinde yürütülen vahşet ve katliamlar, her yolu mubah gören Batılı bilim anlayışının ürünü. Aslında Batı için bu, yeni bir durum değil. Özellikle de son yüzyılda, insanlık tarihi boyunca emsali görülmemiş ölçülere varan kıyımlar yaşandı. İki tane dünya savaşını ve çok sayıda bölgesel savaşı yüzyıla sığdıran Batı dünyası, sürekli olarak felaket telalığı yapmakta. Ve bunların hepsi Batılı bilim anlayışının tabii sonucu. Roger Garaudy diyor ki: “Bu bilim çok dar bir uzmanlaşmaya götürür. Ayrıca da teknokrat, yani bir çarkın dişlileri haline gelmiş uzmanların çoğunluğunun sorumluluğu reddetmesine yol açar. Bu çarkın içindeki uzmanlar, hedeflenen gayelerden habersizdirler ve onlar, gaye sanki makinenin işlemesiymiş gibi, kendilerine sadece ‘nasıl’ sorusunu sorar, asla ‘niçin’ sorusunu sormazlar.”

Bu anlayış ise insanları sadece verilen emirleri uygulayan robotlara dönüştürmektedir. Yanlış da olsa emirler ve talimatlara uyma mecburiyeti doğru bir davranış olarak kabul edilir hale gelmiştir bugün.

Yapay ve en zararlı bile olsa arzular ve ihtiyaçlar doğurmak, ardından da bunları tatmin etmenin çarelerini üretmek…. Batı toplumları bunu yapmaya alıştırılmış. Bu yüzden de hedeflere varmak için tüm araçlar meşru kabul ediliyor.

Garaudy’ye göre Batı medeniyeti, tarihte hiçbir insani gaye üzerine kurulmamış tek medeniyet. .. Tabiatı depo ve çöplüğe çeviren bu anlayış, aynı zamanda insanı her türlü ilahi boyuttan koparıp sakat bıraktı.

Ömer Öztürkmen, “Gözyaşı Medeniyeti” adlı kitabında şöyle der: “İnsanlığın bütün inanç ve ibadetlerini, bütün acı ve sevinçlerini, şefkat ve merhamet duygularını, aşk ve kırgınlıklarını, musibet ve felaketlerini, kahramanlık ve fedakarlıklarını, kısaca bütün insanlık hasletlerini… Bir çift gözyaşından nasibini almayan bir insanda bu hasletleri bulabilir misiniz? Gözyaşı medeniyeti, böyle insanları barındırmaz. Kuru gözlerle bakan insanların yeri yok bu medeniyette..”

Otello’da “Ah, keşke bin canın olsaydı da seni bin kere öldürseydim.” diyen Shakespeare Batı medeniyetinin ürünü. “Ah keşke bin canım olsaydı da bin defa sana feda etseydim” diyen Fuzuli ise İslam medeniyetinin temsilcisi. Bu anlayıştan habersiz bir dünyada, insanlığın saadet ve mutluluğundan söz edilemez. Çözüm ise ilahi medeniyetle bağ kurmak. Batı’nın ıslahı ve kurtuluşu da burada.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir