İSTANBUL’DA BİR ERMENİ

İstanbul’da bir Ermeni. Adı Artaş. Ermenistan’ın Gümrü kasabasından
İstanbul’a çalışmaya gelmiş. Gümrü, Kars sınırımızın hemen yanı başında. Neden
İstanbul’a geldiğini ise şöyle açıklıyor: “En ucuz bilet nereye diye ararken,
kendimi İstanbul’da buldum”. Evet, bu cevap aslında çok şey anlatıyor. Askerliğini
yaptıktan sonra ülkesinde iş bulamamış Artaş. Annesi ile kız kardeşini de alıp İstanbul’un
yolunu tutmuş.

Artaş, İstanbul’un Kumkapı semtine küçük bir ayakkabı
atölyesinde çalışıyor. Gürcü, Türk ve Kürt işçilerle yan yana… Çevresini biraz tanımış. Kimlerle arkadaşlık
yapması ve kimlerden uzak durması gerektiğini iyi öğrenmiş. “Sen buradaki
insanlarla iyi geçinirsen, onlar da sana iyi davranırlar.” diyor . 1988 Erivan
depreminde evleri yıkılmış. Annesi onları bir barakanın içinde büyütmüş. Şimdi
ise daha iyi bir hayat kurmak ümidiyle Türkiye’ye gelmişler.

Artaş’ın annesi Zima da evlerde hizmetçi olarak çalışıyor.
Temizlik, yemek ve yaşlıların bakımı gibi işlerle para kazanıyor. Kız kardeşi
ise Kapalıçarşı’da çalışıyor. Biraz para
biriktirdikten sonra ülkelerine dönüp bir ev almayı hayal ediyorlar.

Artaş, ümidini Türkiye’ye bağlamış milyonlarca insandan sadece
biri. Bugün Filistin’den, Suriye’den, Irak’tan, Afganistan’dan, Çeçenistan’dan
ve diğer çevre ülkelerden, hatta Avrupa ülkelerinden çok sayıda insan, daha iyi
bir hayat kurmak için Türkiye’ye geliyor. Sadece Türkler ve Müslümanlar değil;
Gürcüler, Ermeniler, Rumlar, Bulgarlar, Romenler ve hatta Ruslar da bu
coğrafyada ve bu kültürde kendilerine yer bulabiliyorlar. Bu da Türkiye’nin önemini
ve günümüzde geldiği konumu anlatmaya yetiyor.

Türkiye, sadece kendi vatandaşları için değil, bölgedeki
diğer toplumlar için de bir çekim merkezi. İşte bu gerçek, Türkiye için hem bir
fırsat hem de tehdit. Mazlumlara kucak açan Türkiye’nin varlığı birilerini
sevindirirken, başkalarını rahatsız edebiliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir