İstanbul’da Yaşayan Netpano Okuru der ki:

Biz sokaktaki insanların şu andaki birinci gündemi, ne Papa, ne Cumhurbaşkanlığı, ne Irak, ne Filistin ne de bir başka bir şey.

Büyük şehirlerde yaşayanların gündemi: Kapkaççılık, gasp, hırsızlık, tecavüz olayları. Her gün neredeyse böylesi onlarca olay oluyor.


Ölen öldüğüyle, soyulan soyulduğuyla, tecavüze uğrayan da tecavüze uğramışlığıyla baş başa kalıyor. Diyelim ki (gasp-kapkaççılık gibi) böyle bir olayla karşılaştınız. Suçlu yakalandı. Olay yargıya intikal etti. Hemen aranıverirsiniz ev ya da cep telefonlarınızdan suçlu yakınlarınca “davacı olma, yoksa…) diye. Kimseye güveniniz kalmaz o andan itibaren. Charles Bronson’un “Gecelerin Adamı” filmi gelir aklınıza. Hani Bronson gündüzleri halim-selim bir insan; geceleri ise adi suçluların çanına ot tıkayan birisidir. Şehrin güvenlik sigortası olmuştur artık.


Bakınız, Taksim’in ortasında, güpe gündüz, birileri tarafından sıkıştırılarak cep telefonum çalındı. Daha birkaç gün önce, babam yolda yürürken ızbandut biri tarafından tehdit edilerek parası gasp edildi. Komşumun bankadan para çektiğini gözleyen biri, el çabukluğuyla parayı yürüttü. Banka kamerası tarafından eşkali belirlendi ve yakalandı. Suçlu yakınları sürekli komşumu aradı “Davacı olma. Yoksa seni mahvederiz” diye.


Bunlar bizzat şahsen yaşadığım ve şahit olduğum olaylar. Tvlerden izlediğimiz ölüm sonuçlu gasp, kapkaç olayları çok daha vahim. Çok daha acı. Bu olaylar giderek hızla artıyor. Her geçen gün çok daha kötüye gidiyor.



Kanunlara güvenimiz kalmadı. Kanunlar suç işlemeye meyyal insanlara caydırıcı gelmiyor. Kanunlar adeta suçsuzlara karşı konmuş kurallar. Taş gibi, anadan emilen sütü burundan getiren cezalar olmalı. Adam daha suçu işlemeden elli kere düşünmeli. Rahşanvari afları rüyasında bile görmemeli.


Dediğim gibi, ölen öldüğüyle, soyulan soyulduğuyla, tecavüze uğrayan da tecavüze uğramışlığıyla baş başa kalıyor.



“Bu adi olayların acilen bitmesi için, bu ateşin hatta ateşlerin ardı ardına, sırça köşklerde oturanların ocağına düşmesi gerekir” diye bas bas feryat eden İbrahim’e katılmamak mümkün değil.


Ateş düştüğü yeri yakıyor. Bu ateşler en tepeleri tutuşturmadan sönmeyecek.



Bu serzenişimizi sitenden en tepedekilerin duyacağı bir şekilde dillendirebilirseniz çok seviniriz.



Saygılarımla,



Nusret Tezcan



Mecidiyeköy





NETPANO OKURUN SESİ OLMAYA



DEVAM EDİYOR.



SİZİN GÖRÜŞLERİNİZİN BİZLER İÇİN ÖNEMLİ



SİZİN GÖRÜŞLERİNİZİDE BEKLİYORUZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir