İŞTE BİR “ÇİFTE STANDART” ÖRNEĞİ DAHA!

İlhan Selçuk ve Hüseyin Üzmez… 80 yaşına merdiven dayamış iki insan. İkisi de gazeteci. Biri Cumhuriyet yazarı, öteki Vakit yazarı.

Birisi gözaltına alındığı zaman kahraman ilan edilip yüceltilirken, öteki aynı akibete maruz kaldığında medya tarafından linç ediliyor, yargısız infaza tabi tutuluyor. İşte bunun adı çifte standarttır. Hukuk devletinde böyle şeyler olmaz, olmamalı. Elbette varsa suçları, hak ettikleri cezayı çekmeleri gerekir. Zaten hukuk da bunu sağlamak için vardır. Ancak kanun önünde herkes eşittir. Suç ispatlanıncaya kadar insanların masum olduğunu kabul etmek zorundasınız. Burada kişinin kimliği, kişiliği, dili, dini fark etmez. Bizden veya öteki olması da durumu değiştirmez.

Ne yazık ki ülkemizde bu tür çifte standart örnekleri saymakla bitmiyor. Mesela Nazım Hikmet hep yüceltilir. Edebi şahsiyeti bir tarafa; ama resmen Rusya’ya iltica etmiştir. Buna rağmen bir vatansever olarak takdim edilmesi çelişki değil mi? Öte yandan Necip Fazıl birilerine göre “sabık şair” dir mesela. Deniz Gezmiş kahraman ilan edilirken, onun karşı safında yer alanlar pek makbul sayılmazlar. Oysa bunların hepsi 68 kuşağı içinde yer almış ve o zamanın ideolojik anaforuna şu veya bu sebepten dolayı kapılmışlardır. Bir tarafı yüceltip diğer tarafı suçlamak yanlıştır. Tarihi olayları ve tarihe mal olmuş kahramanları doğru anlayabilmek için objektif bir bakışa sahip olmamız gerekiyor.

Geçtiğimiz aylarda Fazıl Say’a sahip çıkanlar, ne yazık ki yıllarca hapislerde çürütülen çok sayıda yazarı ve fikir adamını görmezlikten geldiler. Fazıl Say’ı yere göğe sığdıramayanlar, vatanından uzakta sürgün hayatı yaşayan nice değerli insanımızı “yok” saymadılar mı?. Prof. Fuat Sezgin, Gazi Yaşargil gibi dünya çapında ünlü bilim adamları bile aynı şekilde yokluğa mahkûm edildiler.

“Göbeğini kaşıyan adam” veya “dağdaki çoban” gibi ifadeleri kim kullanırsa kullansın, demokrasiye yakışmayan bir davranıştır. İşçileri için “ayak takımı” ifadesi de aynı şekilde yakışıksız bir durumdur. Ama 1 Mayıs vesilesiyle “işçi dostu” kesilenler her nedense “göbeğini kaşıyan adam” ifadesini kullanan Fazıl Say’a toz kondurmadılar.

Çifte standardın en günc el örneklerinden birini de ATV’nin Çalık grubuna satılması vesilesiyle yaşadık. Aydın Doğan benzer şekilde çok sayıda şirkete sahip olurken kimsenin aklına gelmeyen sorular şimdi neden soruluyor acaba? Parayı nereden bulduğu, hangi bankadan kredi aldığı niçin sorgulanıyor?

Çifte standarttan kurtulmak ve her zaman adaleti ön planda tutmak zorundayız. “Şeriatın kestiği parmak acımaz” sözü tam da bunu anlatıyor. İmam Gazali’den bize ulaşan bir ölçü var: “Hakikat bizatihi hakikattir, kimin söylediği önemli değil.”

Bizden olanların her yaptığını tasvip ederken, aynı fiili başkaları yaptığı zaman karşı çıkmak bal gibi çifte standarttır, adaletsizliktir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir