İYİ HABER VE KÖTÜ HABER!

Bir iyi, bir de kötü haberim var. Önce iyi haberi verelim: 18 Aralık 2012’de Göktürk
2 uydusunun uzaya fırlatılması, Türkiye’nin tarihinde çok önemli bir dönüm
noktası. Ama gelin görün ki, böyle
tarihi bir günde ODTÜ öğrencileri üniversiteye yakışmayan sevimsiz bir eylem
yaptılar ve bu yüzden nahoş olaylar yaşandı.
İşte bu da kötü haber.

Öncelikle bir konunun altını çizmekte fayda var:
Öğrencilerin coplanması, biber gazına maruz kalması ve bazılarının ciddi
derecede yaralanması elbette üzücü bir durum. Ancak ÖDTÜ rektörünün ve bazı
öğretim üyelerinin bu olayla ilgili takındığı tavır çok daha üzücü.

ODTÜ Rektörlüğü, üniversitede yaşanan polis saldırılarına
ilişkin yaptığı açıklamada, “yerleşkemizde yaşanan şiddeti kınıyoruz”
demiş. Bu da yetmezmiş gibi, “Orta Doğu Teknik Üniversitesi olarak, dün
yerleşkemizde yaşanan şiddeti kınıyoruz. ODTÜ’nün ve ülkemizin bir an önce
şiddetten arınması için öncelikle güvenlik kuvvetlerinin dikkatli davranmasını
bekliyoruz. Polisin, protesto hakkını kullanmak isteyen öğrencilere karşı
şiddet kullanmaktan kaçınmasının, güvenlik tedbiri alırken olaylarla ilgisi
olmayan öğrencilerin ve çalışanların yaşadıkları büyük olumsuzluklara karşı
duyarlı olmasının önemini ve gereğini bir kez daha vurgulamak istiyoruz.” ifadelerine
yer verildi.

Kalasları, çöp bidonlarını ve hatta yol kenarlarındaki
trafik işaretlerini koparıp yolda barikat kurmak, bunları ateşe vermek nasıl
bir eylem yöntemidir? Polisin duyarlı
olmasını isteyen rektöre sormak istiyorum: Üniversiteyi savaş alanına çeviren
öğrencilerin hiç mi suçu yok? Bu olayların yaşanmaması için önlem almak da
rektörlüğün görev alanına girmez mi? Olaya sebep olanlar arasında öğrenci
olmayanlar bile var. Bunlar üniversite bahçesine nasıl girdi?

Keşke polisi ve hükümeti eleştireceklerine, biraz da kendilerini
eleştirselerdi ve şöyle sorsalardı mesela: “Biz nerede hata yaptık?”

Ve sorulması gereken asıl soru şu: Bu güzide üniversitenin
öğrencileri nasıl oluyor da ülkemizin iftihar kaynağı olması gereken önemli bir
başarıyı alkışlamak yerine, böylesine vandalca bir saldırıya geçiyorlar?
Bunların yetişmesinde etkisi olan hocalar başkalarını suçlayacakları yerde,
kendilerini de özeleştiriye tabi tutmaları gerekmez miydi?

Şunu kabul edelim ki, Göktürk-2 uydusunun uzaya
fırlatılması, Türkiye’ye çağ atlatmıştır. Son yıllarda hükümetin bilim ve
teknolojiye daha fazla bütçeler ayırması, kısa zamanda sonuç vermiş ve ümitlerimizi
yeşertmiştir. GÖKTÜRK-2 Uydusu, TÜBİTAK
kaynaklarıyla gerçekleştirilen ilk Milli yer gözlem uydusu olarak Türkiye’yi dünyanın sayılı ülkelerinden biri
yapmıştır.

GÖKTÜRK-2 Projesi kapsamında; uzay ve uydu sistemlerine
yönelik teknoloji, uzman insan gücü ve alt yapı geliştirilmesi, kamu kurum ve
kuruluşlarının gözlem ve araştırma ihtiyaçlarının milli imkân ve kabiliyetlerle
karşılanacağı anlamına gelmektedir. Böylesine güzel bir gelişmenin sevincini
milletçe paylaşmamız gereken bir günde yaşanan olayların tesadüf olduğunu
sanmıyorum. Zira 18 Aralık tarihi, dostlarımızın sevindiği, düşmanlarımızın
kahrolduğu bir gündür. Bu eylemleri yapan ve onların safında yer alanların kime
hizmet ettikleri ise gün gibi ortadadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir