İZMİR KONAK İLKÖĞRETİM OKULU ÖĞRENCİLERİNİN CESETLERİ YÜREĞİMİZİ YAKIYOR

İZMİR`İN ACISINI PAYLAŞALIM

İnsan bir haberin ardından, bir haber uğruna ağlar mı?

Ağlar, ağlar, ağlar… Hem de nasıl

Damarınızdaki her kan zerresi ağıt olur.

Ruhunuz sanki bir örümcek ağı gibi üzerinize örülmüş de, her bir ipinden acı terennümleri çıkar.

Nedense bir tuhaf oldum.

Neşe içinde minicik dudakları ile anne ve babalarının yanağına kondurdukları son öpücükle yola çıkan yavrular şimdi Ölümün kucağında.

Kim bilirdi ki onlar son yolculuklarına gidiyorlar.

Sonsuzluğa gidiyorlar.

Geride müthiş bir acı, dinmez bir çağlayan bırakmak için sonsuzluğa kanat çırpıyorlar.

Arkalarından ağlayacağım. Ama hangisine.

Babasının traş olmamış yanaklarını öpen Ayşeye’mi,

Annesinin mutfak paralarından artırdığı harçlıkla geziye katılan Mustafa’ya mı?

Yoksa sınıf arkadaşının “Baba Ali gelemiyor. Onun da parasını sen versen ya” diyen Ahmet’e ve Ali’nin gezi parasını verdiği için içi daha bir yanan Tüccar Hamit Bey’e mi?

İzmir’den gelen haber yaktı beni…

Yanıyorum. Hem de nasıl bir bilseniz…

Hangi otobüs firmasıydı ki bu,

Kimdi otobüs şöförü,

Takdir’e eyvallah. Ama ya tedbir… O nerede…Niye tedbir almadınız.. Niye , niye, niye,

Ağlıyorum…

O neşeli çehreleri internet sitesindeki resimlerinden gördükçe içim yanıyor.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/6331922.asp?gid=180

Son bakışları annelerine, babalarını…

Sonsuzluk bakışları…

Her çocuk ölmek için doğar…

Doğru,

Her nefesi ölmek için alırız,

O da doğru,

Her anı ölmek için geçiririz,

Bu da doğru,

Attığımız her adım ölüme gitmek içindir,

Evet, doğru,

Her an, ölümü beklediğimiz andır.

Kesin,

Ama yine de ağlıyorum.

Yanıyor içim, yanıyor….

İzmir’i alevler sarmış. Harareti İstanbul’u da yakıyor.

Ey Ankara’da miting meydanındakiler,

Gidin İzmir’e ağıtlar yakın.

Millet Meclisi’nde mebusluk koltuklarında oturan AK Parti ve CHP’nin değerli milletvekilleri,

Siz, sizler de gidin.

Genelkurmay Başkanı’mız,

Ali heybetinizle, sivil kıyafetlerinizle gidin, siz de gidin.

Başbakanımız, hani daha ne duruyorsunuz.

Türkiye yanıyor. Farkında mısınız?

Ulaştırma Bakanı’mız..

Tren faciasını yönetememişsiniz.

Siz kalın evinizde.

Ağıt yakmayı beceremem…

Dizlerime vurarak dövünmeyi de…

Ama bir babanın solmuş çicek gibi, bembayaz örtülere bürüyeceği sönmüş yavrucağının bedenini kucaklamanın acısının ne olduğunu çok, ama çok iyi bilirim.

Bir hilal uğruna çanakkalede kaybettiğimiz şehitlerimize böylesine ağlamadım… Çünkü onlar vazife anında yapmaları gerekeni yaptılar.

Ama ya bu yavrularımız,

Onlar ne olacak… parmaklarım ha bire içimdeki acıyı, ağıtı dışa vuruyor.

Sanki parmaklarımın ucu yuva olmuş da göz yaşı akıtıyor.

Hiç böyle ağladığımı hatırlamıyorum.

Hiç,

Kendimi soğuk kanlı bilirdim.

Duygularını setretmesini beceren birisi…

Ama yandım, yanıyorum,

İlkokul ikiye giden 30 çocucuğumuz vefat etti.

32 si de yaralı…

Yarabbi, sen bir sekinet ver bize…

Hepimize…..

Yoksa bu yükü çekemez nice akıl.. Sonra isyankar oluverir…

Sana, gazabından da, elimizde olmayan, irademizde bulunmayan duygu ve düşüncelerimizden de sığınıyoruz.

Acziyetimiz senin malumun.

Gönüllere sekinet ruzgarını estir. Acılarımızı al, hafiflet,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir