Japonlar Arzın Merkezine İniyor

Jules Verne’in dünyanın merkezine yolculuğu artık hayal olmaktan çıkıyor. Japon bilim adamları, yerküreyi 7 bin metreye kadar kazacak ve röntgenini çekecek.

İnsanoğlu uzayı füzelerle deldi. Uydular ve uzay araçları dünyanın ve güneş sistemindeki gezegenlerin etrafında turluyor, bilinmeyene fener tutuyor. Ve insanoğlunun belki de asla ulaşamayacağı yerlerde fink atıyor… Denizaltılar ve balıkadamlar, gizemli lacivert suların esrarını çözmek için suyun altını fersah fersah karışlıyor. Balıkların bile rüyalarında göremeyeceği derinliklerde ‘daha başka neler olabilir?’ sorusuna cevap arıyor.. ve şimdi sıra, yerin altında. Hedef; dünyamızın çekirdeği!

Yazdıklarıyla bilim dünyasının en az yüz yıl önünden giderek hayal dünyamızın temellerini atan ünlü Fransız yazar Jules Verne’in bir hayali daha gerçek oluyor, Japonlar, Verne’in ‘Arzın Merkezine Seyahat’ isimli eserinde öngördüğü gibi, kürre-i arzın merkezine inmek için kolları sıvadı! Lakin Japonlar, Verne’in fantastik eserindeki gibi yeraltı mağaralarından aşağı süzülmeyecek, bilakis okyanus tabanından aşağı 7 km’lik tünel kazacak. Kazma işlemini yapması için özel olarak inşa edilen Chikyu (Japoncada yeryüzü demek) isimli gemi, Japonya’nın Hokkaido adası açıklarındaki 50 metrelik test delişini başarıyla tamamladı. Gemi ve mürettebatı, projenin baş mühendisi Kiyotaka Yamamoto’nun ‘Bu da Japonların Apollo seferi olacak.’ şeklinde tanımladığı akıl almaz projenin startını bu ay içinde verecek. ‘Arzın Merkezi’ne Seyahat’in kahramanları ve uzmanlar, insanoğlunun bu serüvenini Turkuaz’a değerlendirdi.

Chikyu’nun hedef olan 7 bin metrelik derinliğe ulaşmasının 6 ay ile 1 yılı bulabileceği sanılıyor. Gemi, bu zaman zarfında, mümkün olduğu kadar yerinden kımıldamayacak. Bir başka geminin yanaşması, delme işlemi açısından tehlikeli olacağı için mürettebat, yiyecek ve teknik malzeme helikopterlerle gemiye taşınacak. Gemideki teknik kadro 2 haftada bir değiştirilecek. Bu arada yakıt ikmalinde ve yeni delme borularının getirilmesinde başka gemiler kullanılacak. Bu gemiler Chikyu’nun yakınlarına demirleyecek ve vinçlerle malzeme nakli yapacaklar. Araştırma ekibinden Yoshihisa Kawamura ise aslında yerkürenin içlerine inme fikrinin 1959’dan bu yana gündemde olduğuna; ama teknik yetersizliklerden dolayı gerçekleştirilemediğine işaret ediyor. Kawamura, istenilen derinliğe ulaşıldığında çıkaracakları numunelerin, en az Ay’dan getirilen taşlar kadar önemli olacağını iddia ederek, ‘Özetle şu an, belki de uzaya gitmek kadar kapsamlı bir proje ile karşı karşıyayız!’ diyor.

7 bin metreden numune alacak

Chikyu, deniz yatağından içeri 7 bin metre derinliğe kadar inerek, tektonik tabakaların birbiri üzerine bindiği bölgeden numuneler toplayacak. Burada, yeryüzünde deprem oluşturan sismik faaliyetlerle ilgili yeni bilgilere ulaşılacak ve buradan hareketle belki de depremleri önceden tahmin edebilecek sistemler geliştirilecek. Ama araştırmacılar aynı zamanda, prehistorik zamandaki iklim değişiklikleri ile ilgili bilgilere de ulaşmayı hedefliyorlar. Diğer bir amaç ise extremophiles olarak bilinen ve sualtı tabakası ile yerkabuğu arasında kalan bölgede yaşayan ve olağanüstü sıcaklıklara dayanabilen organizmalara ulaşabilmek. 121 metrelik delgi kulesi ile donatılan Chikyu’nun, yerkabuğundan içeri 7 bin metreye kadar inene dek, sürekli olarak aynı noktada, açılan deliğin üzerinde kalması gerekecek. Bunun için de uydular, deniz yatağı navigasyonu ve geminin altında bulunan devasa pervaneler kullanılacak. Chikyu, 7 bin metre derinlikten ilk numuneleri, Tokyo’nun 600 km güneybatısından 2007’nin Eylül ayında çıkarmış olacak. Gemi, bu derinlikten 1,5 metre uzunluğunda ve 15 santimetre çapında bir silindir çıkartacak. Dünyanın mantosundan alınan bu silindir, hayatın başlangıcı ile ilgili önemli bilgiler verecek.

Chikyu, ilk etapta, ‘öncü delgi’ olarak isimlendirilen bir matkapla giriş noktasını açacak ve birkaç yüz metre aşağı inecek. Ardından ‘takipçi matkap’ devreye girecek ve binlerce metrelik delme işlemine başlayacak. Projede Japonya yalnız değil. Dünyanın derinliklerinde yalnız bırakmak istememiş olacaklar ki, Amerika, Çin ve AB’den bilim adamları da bu ilginç yolculukta Japonlara eşlik ediyor. Ekibin üyesi bilim adamı Kan Aoike, ‘Bu, yerin altında gerçekleştirilecek Apollo projesi gibi bir şey.’ diyerek, yapacakları işin, insanlığın bilimsel sıçramalarından biri olacağını söylüyor. İnsanlığı yeraltının karanlık koridorlarında gezdirecek bu maceranın patronu konumundaki Asahiko Taira ise projenin hepimizi ümitlendirebilecek yönüne dikkat çekiyor. ‘Bizim açımızdan bu çalışmanın en önemli tarafı, tektonik tabakaların üst üste bindiği bölgelere ulaşarak, depremlere ilk elden şahit olacak olmamız!’ diyen Taira, böylelikle, son yıllarda neredeyse tüm dünyayı kasıp kavuran depremlere karşı daha uyanık olabileceğimize işaret ediyor. Taira, ‘20. yüzyılda evrenin oluşumuyla ilgili araştırmalar yaptık ve sonuç olarak Big Bang teorisine ulaştık. 21. yüzyılda ise ‘Yeryüzünde hayat nasıl başladı?’ sorusunun cevabını arayacağız.’ diyerek, Chikyu’nun felsefi misyonuna da dikkat çekiyor. Taira, aynı zamanda, 2004’teki tsunami felaketine yol açan depremin meydana geldiği Endonezya’nın Sumatra Yarımadası’ndaki deniz yatağının da bir sonraki delme noktası olacağını söylüyor.

Dünyanın iç organlarını inceleyeceğiz

Prof. Martin Brasier (Yerbilimci, Oxford Üniversitesi): Geride bıraktığımız 4,6 milyar yılda dünyamız meteor çarpmaları, yıkıcı depremler, tsunamiler ve volkanik patlamalarla şekillendi. Bunların yaşam formları ve çevre etkisinde büyük etkisi oldu. Son zamanlarda yaşanan iklim değişiklikleri dünyamızda büyük zararlara yol açtı. Bunların hepsi bir şekilde yerküremizin içinde yaşananlarla bağlantılı. Ama şu ana kadar sadece sismik dalgalarla yerkürenin derinliklerini gözlemleme şansımız vardı. Chikyu ile, yerkürenin iç organları ile aramızdaki perdeyi kaldıracak ve oradan elde edilen numunelerle geçmişte yaşanan iklim değişiklikleri, kıta oluşumları ve belki de yaşamın kendisi ile ilgili ilk elden verilere ulaşacağız.

Yeni doğal kaynaklar bulabiliriz

Prof. Jean Pierre Burg (Yerbilimci, Zürih Üniversitesi): Okyanus tabakasının bazı bölümleri, yerküreye giriş yapmamızı kolaylaştıracak incelikte. O yüzden Japonlar, yapılması gereken en akıllıca işi yapıyor. Bu arada, depremlerin çoğu okyanus tabanlarında olduğu için, kırılmaları daha yakından gözlemleme imkanına sahip olacağız. Bununla birlikte okyanus tabanının altında ilkel biyolojik bir çevre olabilir. Kim bilir belki de hiç keşfedilmemiş doğal kaynaklara ulaşabiliriz. Ama dünyanın manyetik dengesi, iklim değişiklikleri, depremler ve yerkürenin içlerinde yaşam gibi alanlarda daha elle tutulur bilgiler elde edeceğimiz kesin.

ALİ ÇİMEN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir