KAN DERYASINA DÖNÜŞTÜRÜLEN BİR ÜLKE!

Irak… Bizden hiç de ırak olmayan bir belde. Bir zamanlar Bağdat vilayetimizdi orası. Şimdi ise zulmün ve korkunun kol gezdiği bir ülke. Üstelik çağdaş dünyanın hiç umurunda değil. Adeta Binbir Gece masalları gibi izleniyor televizyonlarda… Kaçırılan bir İsrail askeri çok daha büyük yankılar uyandırmıştı. Hatta o yüzden Filistin ve Lübnan yerle bir edilmişti. Kendi karasularına giren İngiliz askerlerini esir alan İran’a karşı harekete geçen BM, NATO ve AB, Irak konusunda sessizliğini bozmaya pek niyetli görünmüyor.

Bunda dört yıl önce ABD ve İngiliz askerleri tarafından, demokrasi getirmek bahanesiyle işgal edilmişti Irak. Şimdi ise oluk oluk kan akıyor ülkenin dört bir yanında. Her tarafta korku ve panik havası yaşanıyor. Demokrasi bir tarafa, elektrik ve su bile yok şimdi… Hastaneler yıkılmış. İlaç yok. Eğitim yapılamıyor. En temel insan hakkı olan yaşama hürriyeti bile insanların elinden alınmış. Bu yüzden insanlar evlerini, yurtlarını terk ediyorlar. 4 yılda sekiz yüz bine yakın insan öldü. 2 milyondan fazla Iraklı ise komşu ülkelere göç etmek zorunda kaldı. İnsanlar kitleler halinde yok ediliyor, oradan oraya sürükleniyor.

Sadece kırsal kesimler değil, şehirler de emniyetli olmaktan çıktı. Caddelerde, yollarda her an insan cesetleri ile karşılaşmak sıradan bir manzara oldu. Dün Saddam’dan kurtulduklarına sevinen insanlar, şimdi bin defa pişmanlar. Özgürleşme değil, tutsaklıktı, yıkımdı yaşadıkları. Artık bağımsız bir Irak devleti yok. Yıllarca Londra’da veya Washington’da Saddam’a karşı muhalefet hareketi içinde çalışan insanlar bile şimdi ah vah ediyorlar. Dün onları organize edip kullanan Amerikalılar, şimdi onların varlığına tahammül etmiyor. Her geçen gün durum daha da kötüye gidiyor.

Amerika Irak’ta başarısız oldu, prestij kaybetti. Ama Iraklılar birbirlerine düştükleri için Amerika orada kalmaya devam edebiliyor.
Şii, Sünni, Arap, Türkmen veya Kürt etiketleri ile insanlar birbirlerini boğazlıyor. Herkes bir diğerini hasım görüyor. Oysa ABD’nin gözünde onlar arasında hiç fark yok. Sadece onların sahip oldukları doğal zenginlikler ABD’yi ilgilendiriyor. Onun için de buradaki insanların kimliklerinden ziyade, öldürülmeleri veya başka yerlere sürülmeleri ABD’nin daha çok işine geliyor.
Ülke paramparça… Her şehirde, her kasabada başka bir iktidar var. Hatta Bağdat bile yek vücut değil. Bazı mahalleler ve caddeler farklı güçlerin ellerinde. Başkent Bağdat onlarca parçaya bölünmüş durumda. Bakanlıklar bile farklı mezheplerin elinde olduğu için zaman zaman birbirleri ile çatışabiliyorlar.

Nitekim bir süre önce İçişleri Bakanlığı, Yüksek Öğretim Bakanlığı’ndan 150 kişiyi esir aldı ve bunların çoğunu öldürdü. Böyle traji-komik hadiseler yaşanıyor. Gün geçmiyor ki bir yerlerde insanlar katledilmesin. Amerikan askerleri her an köşeye sıkıştırdıkları savunmasız bir insanı kurşuna diziyor.

Moğol istilasına rahmet okutan bu işgal, sadece Irak’ı paramparça etmekle kalmadı, Ortadoğu’da varolan istikrarsızlığı birkaç kat daha arttırdı. ABD, buradaki yenilgisini kabullenmeye yanaşmadığı sürece savaş devam edecek ne yazık ki. Bunu tersine çevirecek sihirli formül ise, başta Iraklılar olmak üzere, bölgedeki tüm toplumların yaşananlardan ders çıkarması ve birlik içinde olması. “Bir musibet bin nasihatten yeğdir.” demişler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir