Kara Saltuk: “Şöhret Afettir”

Kara Saltuk; hüznün önbahçesinde otururken, bir bahar çiçeği kadar sevinçli görünüyordu. Türkiye’ye, Ortadoğu’ya, Kudüs’e dair yeni umutlara kaptırmıştı kendisini. Ümide dair beklentileri ne kadar yüksekse bu ümitlerin boşa çıkarılmasına dair korkusu da o denli yakın görünüyordu.



Şehirden, siyaset meydanından ve ticaret piyasasından haber beklemiyordu ama merak da etmiyor değildi. Merakını gideren haberlerimden sonra konuşmaya başladı;
“İki şeye dikkat edin, dedi. Bir dostlara yardımı ihmal etmeyin; iki; düşmanların ekmeğine yağ sürecek konuma düşmenin tehlikesini bilin. Sizinkiler buna “hermönatik bağlam” diyorlar.



İsmet Özel, Dücane Cündioğlu, İhsan Eliaçık; ne kadar doğru şeyler söylüyorlar ise o kadar tehlikeli bir bağlama sürükleniyorlar.



Laikler, Ergenekoncular ve odatv’ciler gibi bir sürü güruh İslami muhayyilenin Türkiye’de yükselişi karşısında kaybettikleri mevzileri bu insanlarla geri almayı umuyorlar! Söyledikleri doğrularla iktidara vurmak istiyorlar! Ben doğruyu söylerim; kimin yarası varsa gocunsun diye işin içinden çıkamazsın.



Nihat Genç’i düşürdükleri konuma ve bağlama o aşınınca bizimkileri yerleştirmeyi umuyorlar.



Bizimkiler; sessiz ve derinden giderken neden aniden gündeme taşınmaya karar verildi?
Türkiye’de herkes şöhretin tehlikeli tuzağına düşüyor. Şöhret afettir ve şöhret; gecekondu kızlarının hastalığıdır.



Gülten Kızılkaya diye bir mağdure vardı; kocasının ölümünden sonra televizyonlarda “acılı bir eşin” feryatlarıyla yükseltilirken Iğdır pavyonlarına düştü ve kendisinden bir daha haber alınamadı.



Müslüman müslümandır. Antiemperyalist, ulusalcı, sosyalist ve mazlum- mağdurların sözcüsü diye yükseltilenler aslında başemedikleri düşmana karşı kargı ve mızraklara takılan Kuran sahifeleridir.



Bu oyun tarihte oynandı. Yeniden aynı duruma düşmek doğru değildir.
Doğrular yerinde ve zamanında söylenmezse bağlamından koparılır,
Yahudiler de cennete gidecek; dersin doğrudur iyiler muttakiler için doğru bir söz.
Fakat İsrail’in Gazzeyi bombaladığı zaman söylersen; bu zımnen İsrail’i destekleyen bir söze dönüşür. Buna hermonatik bağlam denir.



Kendi sitesinde, doğal yatağında, arkadaş çevresinde söylenenler kaybolup gidecek mi sanırsınız? Bunun için mi televizyonlar-gazeteler çağırınca koşarak gidiyorsunuz?
Ebu Zer Gıffari Hz. Ali’yi destekliyor ve Muaviye’ye karşı Hz. Ali alternatifini sunuyordu. Recep Tayyip Muaviye ise Bunlar Başbuğ’u Hz. Ali mi görüyorlar? MHP veya CHP mi Hz. Ali? Evet, Türkiye’de Hz. Aliciler var ama İmam kayıp? Var mı yanında ve safında yer alacağımız bir Hz. Ali? Belki de bugün eleştirdiklerimiz Hz. Ali rolündedir ve biz hariciliğe kayıp gidiyoruz! Hariciler de kitabın tam ortasından konuşuyorlardı.



İslami veya muhafazakâr burjuvazi denilenler; Uzan’ların şarapları kadar sermayesi olmayanlardır. Haram yoldan edinenler Uzan’ların akıbetine düşer zaten.
Bunları dinen eleştirmeye çalışırken siyaseten eleştirenlerle aynı safa düşersin. Onların televizyonlarında seni Türkiye’ye sunmaları bu yüzdendir. Şöhret afettir ve şöhret seni ifsad edendir.
Unutma ki;
“Hak her şeyi fetheder”
Ancak hakkı söylediğini ileri sürenler nerede duruyorlarsa tam da onlar tarafından fethedilirler.



Şam’da bu kadar sahabe mezarı ne arıyor diye sormadın mı hiç? Mekke ve Medine’den daha fazla makam neden Şam’dadır?” diye sordu. Cevabını beklemeden içine kapandı. Ayrılmak zorunda kaldım yanından. Sanki bu isimleri heyecanla savunan beni azarlıyor veya uyarıyordu.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir