KARA SALTUK

Sarı Saltuk ölürken mirasına kimse sahip çıkmamıştır. Bu yüzden yüzyıllardır bir suskunluk yaşadı. Aradan geçen uzun zaman içinde kara çarpık ve çirkin biri bu mirasa sahip çıkmaya niyetlenmiştir. Bu nedenle bizzat Sarı Saltuk tarafından kendisine el ve nefes verilmiş ve Dede Korkut geleneğine uyarak kendisine Kara Saltuk adı verilmiştir.



Ben kendisini yalnızlığa çekildiği bir dağın zirvesinde gördüm. Bana iltifatlar etti. Gelişim onun için gagasında bir umut getiren kartal uçuşu olarak göründü. Ve bu ümit nedeniyle bana konuştu;




“Bugün davasını savunduğunu sananlar davasını usandırmıştır, yetmemiş Halkı usandırmıştır.” Dedi. “Hiç kimse içinde akan cılız dereleri büyük denizlere ulaştırma çabası içinde değildir. Oynadığı havuzu okyanus sandığı gibi herkesi buna inanmaya zorlamaktadır. Bu nedenle davaları onlardan usanmıştır.” Diye ekledi.




“Kendi halinde oynadıkları küçük derelerde yüzme bilip bilmediğiniz, batıp batmayacağınız, belli olmaz. Büyük denizler ki bu konuda fikir vermeyi sağlayabilir. Büyük denizler ki sizi “ateşle imtihan” eyler ve ulaştığınız bir liman ancak başarı ve kahramanlık duygusu verir. Derelerde bir limana ulaşmak imkânı yoktur.” Dedi.




“Bazı fikirler yaralandığı zaman da güçlüdür, derindir ve hayatiyet alameti gösterir. Bazı fikirler her türlü ihtimama rağmen ölüdür. Fikirler gerçeğin suyuna kirli olduğu için değil sığ olduğu zaman girmeye tenezzül etmezler. Bu nedenle ideolojilerin, partilerin grupların bir hedefi var ama bugün Türkiye’nin bir hedefi yok.” Dedi. Ben “iktidar bu konuda muhalefetten, aydınlardan ve değişik gruplardan ayrılıyor. Büyük hedefleri varmış gibi görünüyor” diye itiraz edecek oldum.



“Doğru, ancak bir dava ahlâkı oluşmadan iktidara gelen fikirler ahlâkı bozar. Özellikle iktidarın bir ahlâkı yoksa. Kaldı ki bir Tanrıya veya şeytana yaltaklanır gibi iktidara yaltaklananların çokluğu karşısında iktidarın başlangıçtaki ahlâkı da bozulur. Bu nedenle iktidarın dalkavukları çoktur milletin asıl ihtiyacı samimi bir muhalefettir.” Dedi.
“Bu konuda haklısınız, dedim. Bugün muhalefet ne büyük bir davaya, ne hedefe ne de bir ahlâka sahip. Bu nedenle iktidarın ahlakından çok muhalefetin ahlaksızlığından bizarız” diye cevapladım.




“Bireysel olarak insan kendisini “Tanrı’nın şiiri” kılmalı. Bu insanların bir araya gelişinden oluşan iktidar ve muhalefet, gruplar bu milletin ortak destanını yazarlar. Türkiye’nin en büyük eksiği çağdaş bir destanı yok ve bunu yazmaya kimse niyetli değil. Bu nedenle Kürt açılımından, Ermeni, Ortadoğu açılımları bir destana malzeme olmak yerine günü kurtarmak için heder ediliyor.” Diye ekledi. Tam emin değilim ama bir damla gözyaşı yüzünden aşağı bir yıldız gibi akıp geçti galiba.




“Kara Saltuk, dedim. Geçmişte ümidimizi kaybettiğimiz anlar olmuştur. Ama ümit bizi hiçbir zaman bırakmadı. Şimdi iktidar olduğumuz halde ümidi neden inkâr ediyoruz?”
“Önemli olan sizin iktidara yakın olmanız değil; iktidarın size yakın olmasıdır. Ataların mirasını taşımak zordur. Ataların geleneğinin beklentilerini karşılamak insan ruhunu küçültür. Her insan insanlığı yeniden inşa etmek aşkıyla yoğrulursa ancak o zaman iktidar olduğunuzu anlarsınız” dedi.




“Küçük fikir ve davalar birbirlerini saldırır ama yok edemez, birbirini eleştirir ama ahlâkı inşa edemez. Bu kadar küçük adamların içinden büyük davaların harcı yoğrulamaz. Bu nedenle bir tahtaravelli gibi biri iner biri çıkar.” Dedi.




Birden artık yalnız kalmak istediğini hissettim. Gitmeden son bir hikmet duyayım diye atıldım: “Öyleyse biz niye bu kadar çok konuşup yazıyoruz?”diye sordum.
“Söyleyecek sözü olan susamaz. Gaganda bana getirdiğin ümit gibi bu milletin ümidini canlı tutmak için konuşmaya, yazmaya devam etmelisin, dedi. Peygamberler ve âlimler gibi…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir