Karakol adlı Örgüte Ne oldu ?

İstanbul’un işgalinde sonra milli uyanışın başlaması ile kişiler kendi kendilerine çeşitli örgütler kurarlar. Bu örgütlerin biriside kimilerine göre de hala yaşayan ‘karakol’ örgütüdür. Bu örgüt ve diğer örgütler birleşmesi ile MİT adının almışlardır. Bu örgütün hangi şartlar altında kurulup memlekete ne gibi hizmetler yaptığını bilmek gerekiyor.İşte ilginç ve bir o kadar da karanlık olan geçmiş bir örgüt

Beş Şubat 1919 tarihinde kurulan Mütareke döneminin ilk gizli direniş grubu, İstanbul`da kurulan Karakol Cemiyeti`dir. 1918 Ekim sonları veya Kasım başlarında Talât Paşa`nın direktifi ile kurulan Cemiyet`in kurucuları arasında, Kurmay Albay Kara Vâsıf, Emekli Yüzbaşı Bahâ Said, Albay Galatalı Şevket ve Yenibahçeli Şükrü Beyler gibi İttihadçı şahıslar bulunmakta idi. Kısa zamanda örgütlenme çalışmalarını tamamlayan Karakol Cemiyet`in Millî Mücadele`ye yaptığı en büyük hizmet, İstanbul`dan Anadolu`ya silâh ve cephane ile subayların kaçırılmasını sağlaması, İngiliz Muhibleri Cemiyeti gibi kuruluşların plânlarını ve faaliyetlerini Mustafa Kemal Paşa`ya haber vermesi olmuştur. Ancak Cemiyet, Bolşevikler ile gizli ilişkilere girmesi ve kendi başına Millî Mücadele`ye sahiplenme çalışmalarında bulunması sebepleriyle Anadolu Ordusu kadrosuna dahil edilmemiş, 16 Mart 1920 tarihinde İstanbul`un İtilâf Devletleri tarafından işgali sırasında da liderlerinin tutuklanmaları ile büyük bir darbe yemiş ve nihayet Erzurum ve Sivas Kongreleri`nin kararlarını uygulamak için seçilen Heyet-i Temsiliye`nin emri üzerine faaliyetlerine son verilmiştir.


 


KARAKOL KURULUYOR


 


Düşman gemileri 13 Kasım 1918`de artık İstanbul limanlarında demirlemiş durumdadır.15 Mayıs 1919`da düşman İzmir`dedir. Halk bıkkın, yılgın, kararsız, Osmanlı Saltanatı aciz, belki ondan da vahimi düşmanla anlaşma yollarını aramaktadır. İngilizler ile onları destekleyen veya onların desteklediği gizli servisler askerlerin gidemediği yerlerde, İstanbul merkezli bir harekat ile Anadolu`da Osmanlı`dan kalan her karış toprak parçasında bir işgal ve nüfuz kavgasına girişmişlerdir. İttihatçı ve Teşkilatı Mahsusacı avı başlatılmıştır.Türk kurum, kuruluşları işletilmez hale getirilmiştir, korunmak gerekmektedir. Çareyi İttihatçılar ile Teşkilat-ı Mahsusacılar birlikte bulurlar. Ortak düşmana karşı ortak mücadele verilecektir. Teşkilat-ı Mahsusa`nın son başkanı Hüsamettin Ertürk`ün de içinde bulunduğu yeni bir örgüt kurulacaktır. Örgütün kuruluşundan ülkeden kaçan Enver, Cemal ve Talat Paşalar haberdardır.Talat Paşa`nın da oluruyla İttihatçıların ünlü iaşe nazırı Kara Kemal ile Kurmay Albay Kara Vasıf Bey ilk görüşmeleri yaparlar. Daha sonra yeni örgütün kurulması için yapılan çalışmalarda bir öncü daha belirlenir. Bu kişi Karadeniz Boğaz Komutanı Galatalı Şevket Bey`dir.Yeni örgütün kuruluş toplantısı 5 Şubat 1919 tarihinde Avukat Refik İsmail Bey`in Sultanhamam`daki yazıhanesinde yapılır.Toplantıda Galatalı Şevket Bey örgütün başkanlığına seçilir. Örgütün adı Baha Sait Bey`in isteği üzerine Kara Vasıf Bey ve Kara Kemal Beyler`in adından esinlenilerek KARAKOL olarak belirlenir.Örgüt öncelikle İttihatçılara ve Teşkilat-ı Mahsusacılara karşı girişilen saldırılara karşı koyacaktır. Ancak bu yapılanma giderek genişler. Bireysel savunmanın yerini Anadolu`nun düşmandan kurtarılması için genel bir karşı koyuş alır. Burada örgüt, Karadeniz kıyıları, Ege ve Doğu Anadolu`da güçlü bir şekilde örgütlenir. Bu örgütlenme adeta ittihatçıların yeni bir yapılanmasıdır. İstanbul ve Anadolu`da halk üzerinde yapılan çalışmalarda, işgal kuvvetlerine karşı konulması gerektiği vurgulanır.Türk kökenli en büyük istihbarat gücü olan Karakol Örgütü`nün kuruluş şeması ve çalışmaları şöyledir.Kurucusu ve Başkanı Albay Kara Vasıf.Yönetim Kurulu Üyeleri: Albay Galatalı Şevket, Yarbay Kemalettin Sami Gökçe, Yarbay Edip Servet Tör, Baha Sait, Kara Kemal, Binbaşı Ali Rıza, Binbaşı Ali Çetinkaya…….Üsküdar Grubu Başkanı Yenibahçeli Şükrü Oğuz, Topkapı Grubu Başkanı Yarbay Hüsamettin Ertürk(sonra Albay), İslam Kadınlar Birliği Başkanı Naciye Faha Hanım sayılabilecek başlıca isimlerdir.Başlıca Müfrezeler ve Önde Gelen Adlar: Başlıca Müfrezeler ve Önde Gelen Adlar: Yahya Kaptan, Küçük Arslan, Büyük Arslan, İpsiz Recep, Bulgar Sadık, Dayko, Yüzbaşı Nail, Yalovalı İbo, Gebzeli Rıfat Kaptan, Kuşçubaşı Eşref önde gelen isimler olarak sayılabilir.


KARAKOL ÖRGÜTÜ`NÜN ÇALIŞMALARI


Örgüt dış bağlantı açısından o dönemde Mustafa Kemal hareketine sıcak bakan ve anlaşmalar imzalayan Sovyetler Birliği`ni ön plana almıştır.1919 Eylül ayında Kafkaslar`a gönderilen Osmanlı eski Milletvekili Dr.Fuat Sabit ile Karakol mensuplarından Yusuf Ziya ve Baha Sait Beyler burada Bolşevik gizli servisiyle ilişkiler kurmuşlardır. Bunların sonucunda para yardımı da sağlamışlardır. Ruslar ile hem İttihatçıların hem de Teşkilat-ı Mahsusacıların görüşmeleri vardır.İç örgütlenmede askeri merkezlerin dışında semt örgütlerine de ağırlık verilmiştir. Örgüt Beşiktaş, İstanbul, Bakırköy ve Üsküdar bölümlerine ayrılmıştır. Karakol, hücre zincir sistemiyle teşkilatını oluşturmuştur.Karakol teşkilatı mensupları kaçakçılık konusunda uzmanlaşmıştır.Bölümü askeri sevkiyat Müdürü Ali Rıza Bey yönetir. Anadolu`ya durmadan cephane ve adam gönderilir. Örgüt ayrıca Ankara`nın ihtiyacı olan teknik subayları ve sivil elemanları İstanbul hükümetinde elde ettiği adamları aracılığıyla atamalarını yaptırarak Anadolu`ya gitmelerini sağlamıştır. Bir süre sonra örgütün bu yöntemi işgalcilerin dikkatini çekince, sivil giyimli askerler, örgütün düzenlediği ve gerçeğinin aynısı olan sahte evraklarla seyahat etmeye başlarlar.Kaçakçılık bölümü, Anadolu hareketinin lider kadrosunu da İstanbul`dan kaçırır. Ankara hükümetinin bel kemiğini oluşturacak Fevzi Çakmak, Kazım Orbay, Saffet Arıkan, Kazım Özalp gibi kumadanları Karakolcular, Anadolu`ya başarıyla geçirmiştir. Karakol Örgütü, 1919 ila 1921 yılları arasında tam iki bin subayı Anadolu`ya kaçırmayı başarmıştır.Örgütün parolası daha sonra Kurtuluş Savaşı`nın sloganı haline gelen “Ya istiklal, Ya ölüm”dür.Örgüt yapısal olarak; basın, propaganda, casusluk olarak üç bölüme ayrılmıştır.Örgüt sızma, baskın gibi konularda önemli başarılar elde etmiştir. Yabancı elçiliklerde ajanları vardır. Buralardan gelen belge ve bilgiler Ankara`ya ulaştırılır. Ali Galip ile adamlarının kongreyi karıştırmak üzere Sivas`a gönderileceği, Tevfik Paşa hükümetinin bir darbe ile uzaklaştırılacağı, bazı İngilizlerin Erzurum`a yollanacağı bilgileri, ajanların çalışmalarından elde edilip, Mustafa Kemal`e iletilmiştir.16 Mart 1920`de Misak-ı Millicilerin sindirilmesi için Meclis-i Mebusan`a yapılan baskını örgütün lideri Galatalı Şevket Bey daha önceden haber aldıklarını belirtmektedir.Ancak bu baskın çerçevesinde Şevket Bey de tutuklananlar arasında yer alır. Bu da örgüte büyük darbe indirir. Karakol Örgütü ile Mustafa Kemal arasındaki bağ konusunda, Şevket Bey şunları söyler:”Mustafa Kemal Paşa, Anadolu`daki ordular, İstanbul kapılarına dayandıktan sonra hareket etmemizi emrettiğinden karşılık vermedik. Buna zorunlu olduğumuz gün, gerekirse düşmanla beraber şehri yıkacak ve savunmamızı yapacaktık, planlarımız hazırdı. Bu gizli mesai sonunda beni en fazla yoran ,tahkir olunan subaylarımız la halkımızın zamansız bir mücadeleye atılmasını önlemek yolundaki çabalarım olmuştu. Birliklerine indirilen darbelerle ruh ve şuurları tam bir ihtilale uğramış yurtseverleri ikna etmek kolay olmuyordu. Peşinen ölmeye razı olanlar ayaklarıma kapanarak işbirlikçilerden beşini-onunu öldürmeye müsaade vermemi istiyorlardı. Kaç tane subay emrimi bozmamak için tabanca ile kendilerini vurdular. Yaverim Mehmet Ali Bey de bu kahramanlardandır.Örgüt genel olarak göze göz, dişe diş karşılığıyla çalışır. Kısasa kısas genel ilkedir. 50 maddelik talimatnamelerinde cezalandırmayı vazifeleri arasında sayan örgüt,”Kana kan, göze göz, mala mal alır ve hem de mukabelei bilmisilde bulunur, asgari iki misliyle hareket eder” denmiştir. Hain olanların öldürülmesi için fedailerin teşkilatlandırılacağı da belirtilmiştir. Bu acımasız kuralları yumuşatan Mustafa Kemal olmuştur.Örgüt, şartnamesinde bir milli ordu ve kurmay heyeti de oluşturulmuştur. Ancak bunların kim olduğu belli değildir. Mustafa Kemal bundan büyük bir rahatsızlık duyar. Bunların kim olduğunu Kara Vasıf Bey`e sorduğunda aldığı yanıt, “Sizsiniz” cevabı olur.Oysa Mustafa Kemal`e örgüt kurulurken sorulmamış, oluru alınmamıştır. Mustafa Kemal kendilerine bilgi verilmesini zorunluluktan saymıştır. Ancak örgütün İstanbul ağının güçlülüğü bu kötü başlayan ilişkilerde mecburiyetin getirdiği bir ilişkiyi ortaya koymuştur. Bunun en güzel örneği, Kara Vasıf Bey`i örgütü kurarken sergilediği tutum nedeniyle samimi bulmadığını dile getiren Mustafa Kemal`in, O`nu İstanbul`da muhatap kabul etmesidir.Mustafa Kemal ile örgüt arasında zaman zaman büyük sorunlar da ortaya çıkmıştır. Bunlardan birisi Mustafa Kemal`e bağlı olan ve Adapazarı mevkiinde düşmana ve çapulcu çetelerine karşı büyük başarı sağlayan Kuvayı Milliye Komutanı Yahya Kaptan`ın öldürülmesi olayıdır. Mustafa Kemal`i derinden etkileyen bu olay, İstanbul hükümetindeki güçlerle, Karakol Örgütü`ndeki uzantıların işbirliği ile gerçekleştirilmiştir. Yahya Kaptan bölgede Mustafa Kemal`den başka kimseden emir almamaktadır ve onun istekleri dışında kuş bile uçurtmamaktadır. İstanbul girişinde stratejik bir konumda bulunan Yahya Kaptan`a Mustafa Kemal`in direktifleri de bu yöndedir. Ancak o Mustafa Kemal`e olan bağlılığını canıyla ödeyecektir.


MUSTAFA KEMAL KENDİ GİZLİ SERVİSİNİ ARIYOR


 


Karakol Örgütü ile Ankara arasında ortaya çıkan bu sorunlar, Mustafa Kemal`i yeni arayışlara yöneltecektir. Mustafa Kemal örgütün İttihatçı yapısından oldukça rahatsızdır. Hatta görüşmeleri sırasında Kara Vasıf`a Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeleri dışında oluşturulan bu örgütün müstakil çalışmalarına karşı olduğunu belirtmiştir.16 Mart 1920`de yaşanan baskın olayından sonra tutuklanan Karakol Örgütü yöneticilerinden Şevket ve Kara Vasıf Beylerin İngilizlerce Malta`ya sürgün edilmeleri Karakol Örgütü`nü zor durumda bırakır. Bu, İngilizlerin bir çökertme operasyonudur. İngilizler tarafından Malta`ya sürülenler bu örgütün belkemiğidirler. Bu isimlerden bazı önemli olanları şunlardır : Albay Galatalı Şevket ( İstanbul Merkez Komutanı ), Albay Kara Vasıf ( Karakol Örgütünün Kurucusu), Ali Sait Paşa, Refet Paşa, Ali Fethi Okyar, Ali İhsan Paşa, Hacı Mehmet Paşa ( Enver Paşa`nın Babası) ve bir çok önemli isim Malta`ya sürülmüştür.Aslında örgüt İttihatçılık anlamında dağılmaz ve sürer. Mustafa Kemal daha sonra bu örgütün çalışmalarını zararlı bulduğunu belirtecektir. Malta sürgününün ardından toparlanma çalışmaları sırasında Karakol Cemiyeti büyük bir gedik verecektir. Bu istihbarat açığının adı Mustafa Sagir`dir. Karakol cemiyetinin içine sızan İngiliz gizli servisi elde ettiği adamlarıyla Mustafa Sagir adlı ajanı Ankara`ya gönderir ve Mustafa Kemal`i öldürmekle görevlendirir. Bu konuda ortaya çıkan sorun, Ankara hükümetince halledilir. Ancak grup resmen 1920`de dağıtılır.Örgütün dağılması emrini veren otoritenin Ankara olduğu ve Mustafa Kemal`in bu örgüte karşı duyduğu güvensizliğin bunda etkili olduğu kesindir.Bu arada geride kalanlar küçük istihbarat, kaçakçılık, sabotaj grupları olarak çalışırlar.İttihatçıların muhalif hareketleri ancak 1923`te Milli Mücadeleden sonra bitirilebilecektir.


 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir