KARİKATÜR ORGANİZE BİR İŞ

İslam Dünyası üzerine sahneye konan son oyunu başlatan çirkin teklif tam 40 karikatüriste yapıldı. Sadece 12`si tuzağa düştü. İşte oyunun stratejik hamleleri ve son hedefi:

Danimarka`da bir gazete uzun yıllardır dünya genelinde oluşturulmaya
çalışılan olumsuz manadaki “terörle özdeşleşmiş İslam imajını” pekiştirecek kendince “cesur bir harekete” kalkıştı. Eğer Müslümanların Peygamberi değişik karikatürler kullanılmak suretiyle oluşturulmak istenen bu imajla örtüştürülüp sembolize edilirse İslam dini ile “terör” arasında topyekün bir irtibat kurulması kolaylaşacaktı.

Her gün dünyanın pek çok ülkesinde Müslümanların yaşayış ve anlayış
biçimleri ile ilgili çıkan ve çoğunluğu tenkitten ibaret haberlerden
hareketle Danimarka`nın Jyllands-Posten gazetesi bir karar alıp bu
düşüncesini uygulamaya koydu. Kur`ân-ı Kerim ve Hazreti Muhammed`in hayatını konu alan kitabını yayınlamak isteyen bir yazar bunun içine Peygamberin temsili resimlerini yerleştirmek istiyor. Ancak bütün aramalarına rağmen en ufak temsili de olsa resim bulamıyor.

Bu haber Jyllands-Posten gazetesinin bugün dünyayı ayağa kaldıran karikatürleri çizdirmesi için birinci sebep olarak görünüyor.

İkinci sebep ise Danimarka`da bir müzenin Müslümanları rencide edeceği kaygısıyla bir resmi sergilemeyi reddetmesidir.

Son olarak ise Hollanda Parlamentosundaki bir Milletvekilinin bugün bazı Müslümanların dini nasıl değiştirdiklerini anlatan kitabını tercüme edenlerin isimlerinin kitaba yazılmasını reddetmeleridir. Bu üç olaydan hareketle gazete yönetimi İslam Peygamberi`ne hakaret içeren karikatürleri yayınlamak için geçerli sebeplerin oluştuğuna karar verir, ardından da bu amacına ulaşmak için ihtiyaç duyduğu karikatürleri çizmeleri için 40 karikatüristle irtibata geçer. Ne var ki sadece 12 karikatürist bu teklife olumlu cevap verir, 28 karikatürist ise reddeder.

Sonuçta adı geçen gazete 30 Eylül 2005 günü eline geçen bu karikatürleri “Muhammed`in 12 yüzü” başlığıyla yayınladı. Danimarka`da yaşayan Müslümanlar derhal bu olaya tepki gösterdiler. Hatta bu ülkede bulunan 11 İslam ülkesi büyükelçisi de bu yayına tepki gösterdiler ve bu ülkenin başbakanıyla görüşme talep ettilerse bu teklifleri başbakan tarafından reddedildi. Karikatür olay giderek Danimarka dışına taştı ve Pakistan`da bu karikatürleri çizenler aleyhine gösteriler yapıldı.

Ardından 29 Aralık`ta Arap Birliği bu karikatürlerin yayınlandığı ülke olan Danimarka`yı tenkit etti. Ancak 10 Ocak 2006 günü Norveç gazetesi Magazinet`in aynı resimleri yayınlaması İslam dünyasında daha fazla hareketliliğe yol açtı.

23 Ocak günü Suudi Arabistan Danimarka mallarına boykot başlattığını dünyaya duyurdu.

1 Şubat günü Fransa`nın popüler gazetelerinden 425 bin tirajlı ve
öğleden sonra basılan akşam gazetesi France-Soir bu resimleri ve benzeri karikatürleri “Evet, bizim Tanrı`yı karikatüre etme hakkımız” var diyerek
yayınladı. İşte bu son yayın başta Müslüman ülkeler olmak üzere bütün
dünyanın dikkatlerini bu karikatürler üzerine çevirmeye yetti. Çünkü hemen ertesi gün Yeni Zelanda dahil İspanya, İtalya, İsviçre, Macaristan,
Bulgaristan ve Almanya`da birkaç gazete ya tamamen veya kısmen bu
karikatürleri yayınladılar.

Dünyanın her tarafındaki gazete sayfalarına akseden karikatürlerle
İslam Peygamberi yaşadığı çevre ve dönemin şartları içinde sembolize
edilmeyip, günümüzde yaşayan bir kişilik olarak algılanmaktaydı. Özellikle Hazreti Muhammed 11 Eylül 2001`de Dünya Ticaret Merkezi`ne yapılan
saldırıların ardından dünyada oluşturulmaya çalışılan “terörist Müslüman
geçlerin” muhatabı yapıldı. Hatta bununla da yetinilmeyip kafasındaki sarığı patlamaya hazır bir bomba şeklindeki karikatürü dahi çizildi. Terörle özdeşleştirilmiş bir Peygamber imajının İslam dünyasını harekete
geçireceğini bunları çizenlerin ve yayınlayanların tahmin etmemesi mümkün değildi. Zaten yaptıkları açıklamalar da “teröristlere pabuç bırakmaya
niyetimiz yok” ifadeleriyle süslenince iyice niyetlerini ortaya çıkardı.
Devlet adamlarının bu hakaret karşısında basın özgürlüğünü öne çıkarıp,
“gerçi inançlara da saygı duymak gerekir” gibi ikinci plana atılan
açıklamaları bu karikatürleri çizenleri ve onları yayınlayanları iyice
cesaretlendirdi.

Danimarka`da ortaya çıkan karikatürle hakaret cüreti dört ay içinde
bütün Müslümanları hareketlendirecek bir boyuta ulaştı. Yani bu süreç bir anda yapılıp, dört ay üstü küllendikten sonra yeniden alevlendirilmiş değil.

Dünya genelinde ses getirmesi için uzun bir süre gündemde tutulmaya
çalışıldığı son günlerde iyice ortaya çıktı. Bugün dünyada atom bombasından daha tesirli silah artık medya organları olduğu için sıradan gibi görünen bu olayla herkes hareketlendirilmiş oldu. Başlangıçta İslam ülkelerinin sadece Danimarka`da, Norveç`te bulunan elçileri, Arap Birliği ve İslam Konferansı gibi uluslararası kuruluşlar tepki gösterirken, hakaretin boyutu başta Danimarka başbakanının açıklamaları ve bu karikatürleri basan gazetelerin yayın müdürlerinin basın özgürlüğü adına ifadeleriyle iyice arttı. Bunlar kısaca “Biz özgürüz ve sizin Peygamberimize her türlü hakareti yapabiliriz” mantığıyla hareket ederlerken, Avrupalı devlet adamlarının da “Evet onların basın özgürlüğü var. Bizler özgür ve bağımsız gazeteler için özür dilemeyiz” tarzında siyaset sanatına sığınmaları tepkileri giderek içinden çıkılamayacak mecraya sürükledi.

Eğer bu karikatürleri yayınlayan gazetenin yayın müdürünün açıklamaları dışında başka art niyetler olmazsa bile bundan sonra Ortadoğu
ve diğer İslam coğrafyasında gelişecek olaylar bu karikatürlerin
oluşturacağı gerilimin üzerine inşa edilecektir. Nitekim bu olaylara en sert
tepkinin Suriye`den ve İran`dan gelmesi akıllara derhal bu iki ülke üzerinde başta ABD olmak üzere Avrupa Birliği`nin ve dünya siyasetinde etkili güçlerin son bir kaç aydır yaptıkları açıklamaları getiriyor.

Suriye`nin başkenti Şam`da Danimarka ve Norveç büyükelçiliklerinin yakılması Suriye`yi İslam ülkeleri içinde öne çıkardı. Oysaki bu ülke geçmişte ne Selman Rüştü olayında, ne de Teslime Nesrin üzerinden yapılan tahrikler karşısında bu boyutta tepkide bulunmamıştı.

Diğer taraftan 5 Şubat Pazar günü de Beyrut`taki Danimarka konsolosluğu ateşe verildi. Zaten büyük bir karışıklık yaşayan

Lübnan`daki bu istenmeyen gelişme üzerine İçişleri Bakanı Hasan es-Saba istifa etti. İslam ülkelerinin devlet adamlarının yaptığı uyarıları dikkate almayan Danimarka başbakanının tavrı bu günlere gelinmesinde etkili oldu.

Artık Suriye ve Lübnan üzerinde uluslararası büyük yaptırımların gelmesi
için düğmeye basmaya gerek kalmadı ve zaten Birleşmiş Milletler`e ilk
şikayet Şam`daki büyükelçiliği yakılan Norveç`ten geldi. Oysa kendi
ülkesinde dinî eğilimiyle bilinen Magazinet gazetesinin İslam Peygamberine
saldırıyı hedefleyen karikatürleri yayınlamasını basın özgürlüğü
çerçevesinde gördüğü sürece Müslüman ülkelerdeki taşkın grupların önüne geçilmesini talep etmesi tezat teşkil etmektedir. Çünkü kendi ülkesinde istediği gibi haber yapma hürriyetini sonuna kadar kullanan insanlara müdahale edemeyeceklerini beyan ederken Suriye veya Lübnan gibi her an patlamaya hazır ülkelerin bir anda bütün taşkınlıkları önlemesini beklemek imkansızdır.

Günümüzde tamamen dışa dayalı bir ticaretle ve değişik yatırımlarla
maddi güçlerini koruyan veya daha da artıran ülkeler uluslararası ekonomik ilişkilerini aynı zamanda siyasi ve kültürel ilişkileriyle de pekiştirmeyi ihmal etmemeye çalışıyorlar.

Bugün İslam Konferansı Örgütü`ne bağlı 57 İslam ülkesi bulunmaktadır ve 2005 yılı itibarıyla Danimarka`nın bu ülkelere yaptığı ihracat 1,9 milyar dolar seviyesindedir. Bazı İslam ülkelerinin Danimarka mallarına koyduğu boykot kararı karşısında şaşkınlık yaşayan bu ülke derhal Dünya Ticaret Örgütü`nü harekete geçirerek bu tür boykot kararı alan ülkeleri cezalandırmayı amaçlamaktadır.

İslam Peygamberi`ne hakaret içerdiği konusunda bütün İslam ülkelerinin
hem fikir olduğu karikatürlerle ilgili yapılan açıklamalar dışında diğer
dinlere mensup başta Vatikan olmak üzere Yahudi ve Protestan yetkililer de bu girişimin Müslümanları yaralayacağı konusunda benzer ifadelerde
bulundular. Çünkü bu hakaret her ne kadar özelde İslam Peygamberine olsa bile genel manada bütün dinler böyle tahkir edici ve küçük düşürücü
saldırılara maruz kalabilmektedir.

Müslümanların son günlerdeki tepkileri farklı şekillerde yorumlanmaktadır. Genelde Peygamberlerinin her ne vesileyle olursa olsun resim veya karikatürle temsil edilemeyeceği için bu tepkilerde bulundukları iddia edilmektedir. Oysaki daha önceki yıllarda İslam`a hakaret için yazılan kitaplar, söylenen şarkılar konusunda da benzeri tepkiler dünya genelinde aylarca sürmüştü.

Günümüz etkileşimin en kolay olduğu bir çağ olduğu için Müslümanların
bu tepkilerini karşı tarafın elini güçlendirecek hareketlerle değil, onları
yaptıklarına pişman edecek ve bir daha böyle olaylara tevessül etmeyecek tarzda göstermeleri gerekir. Çünkü İslam dünyasının her hangi bir tarafında kameralarla çekilen taşkınlık görüntüleri aylarca dünya medyasında işlenerek hem bu dine inananların zihinlerinde şüpheler uyandırılacak, hem de bu dine yönelmek üzere olanların, hatta hoşgörüyle yaklaşanların mevcut düşüncelerinden uzaklaşmaları için ciddi bir fırsat olarak değerlendirilecektir.

Doç. Dr. Ahmet Kavas

TASAM Afrika Çalışma Grubu Proje Yöneticisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir