KAYIP ANAHTAR







Uyurgezerler gibi kollarını uzatmış yürüyorlardı kilitlerine doğru. Anahtar deliğinden gördüm; milyonlarca insan o sabah anahtarları ellerinde dağılıyordu şehre. Çıt yoktu belli ki değmiyordu anahtar anahtara.



Oysa bir salkım anahtar daha neşelidir bir salkım üzümden. Hele belindeyse gardiyanların ve mahkûmların gözlerinde. Kahkaha attı kafesin önünde gardiyan, “Vakit doldu!” Elinde duyarak mahkûmun nefesini, bir anahtar seçti salkımdan. Fakat dönmedi anahtar yuvada, kilidin dili kesik. Konuşmuyor rüzgârlar hakkında. Gardiyan bir anahtar daha seçti şıngırdatarak destesini. Mahkûm yürümek için bir adım attı. Heyhat! Kilit kustu anahtarı. Gardiyan homurdanarak bir anahtar daha seçti salkımdan. Bir hışımla daldı kilide. Fakat dönmedi yine dili kilidin. Gardiyan şaşkın. “Hakkını kaybettin!” diye gürledi ve çarptı anahtarları yere. Çınladı taş zemin, kıvılcımlar uçuştu. Kıpkırmızı oldu salkım. Tilkinin gözleri fal taşı gibi açıldı, koruk üzüm. Anahtar deliğinden gördüm; o gün kimse çeviremedi anahtarını. Hanlar açılmadı. Arabaların tekerlekleri kırık. Kasalarda yas. Çilingirler sofralarında.

“Anahtar paspasın altında!” dedi telefondaki ses. Anahtar o kadar ucuz mu! Anahtar olsa olsa bulutların üzerindedir. Sol anahtarının portenin alttan ikinci çizgisinden başladığına bakma, kök salmıştır göğe yükselir şarkı. Yükselmek üşümektir, soğukla yüzleşmek. Kar tanelerine döner notalar. Ağır ağır iner beyaz, yeşile. Fakat çocuk odun getirmelidir ormandan. Masalcı böyle yazmıştır. Kızağını yüklese de dallarla, soğuk keser ayaklarını. Yürümek için ısınmalıdır. Karı küremeye başlar, ateş yakacak. O da ne, bir küçük altın anahtar! Üşümek yer değiştirir yanmayla. Çocuk anahtar varsa kilit de vardır, diye kazmaya başlar toprağı. Bir sandık bulur küçük. Bir de uyarsa anahtar! Kim bilir ne hazineler vardır içinde! Derken anahtar deliğini aramaya başlar. Zor bela bulur yerini kilidin. O kadar küçüktür ki fark etmek zordur. Çevirir anahtarı. Bir kere döner kilidin dili. Yaşasın konuşacak kilit! Fakat kilitten önce Grimm Kardeşler alır sözü. Ateşten bir cümleyle bitirirler masalı: “Şimdi de kilidi ve kapağı açmasını beklemeliyiz. Ancak o zaman sandıkta neler olduğunu öğrenebileceğiz.”

– Neden masalcılar masalı yarım bıraktı?

– Çünkü en uzun masal yarım bırakılandır.

– Sence sandıkta ne vardı?

– Önemli olan sandıkta ne olduğu değil, anahtar!

– Mugâlata yapma! Ne vardı sahi sandıkta.

– Yarım kalmış bir masal.

Dört bin yaşında anahtar ve hâlâ dipdiri. Göğsünü kabartarak, pazılarını şişirerek dolaşıyor çarşılarda. Yerlere kadar eğiliyorlar önünde. Şapkası olanlar şapkalarını çıkarıyor. Giyom Tell pusuda. Eski Mısırlılar’dan Romalılar’a her sabah ona tapıyor insanlar. Anahtar heykelleri yükseliyor meydanlarda. Ressamlar anahtar resimleri çiziyor duvarlara. Mesela Picasso, 1946 yılında kullandığı atölyenin duvarına resmetmiş “Anahtarlar” tablosunu. Yazarlar “Anahtar Ormanı” adlı bir hikâye kaleme alıyorlar mesela, anahtar şeklinde ormanlık bir alanda geçen: “Anahtar Ormanı eşsizdir, çünkü sakinleri, onları devasa bir satranç tahtası üzerinde hareket ettiren görünmez kişilerin oynadığı bir satranç oyununun piyonları gibi yönetildiklerine inanırlar.”

– Kim yazmış bu hikâyeyi?

– Paul Hulshof’la Robert Schipper!

– Ne hayal gücü!

– Şiir de öyledir. Her şiir bir salkım anahtar.

– Açıyor mu kapıyor mu?

– Açarken kilitliyor, kilitlerken açıyor.

– Ben yalnız açan bir anahtar istiyorum! Taklit edilemeyen eşsiz bir anahtar!

– Karahisârî besmelesi gibi mi?

– Bir anahtar mı o?

– Evet, Picasso’yu kıskandıran bir anahtar.

– Picasso’yu mu!

– Evet. Karahisarî besmelesini gördüğünde sürrealist resmin kendisinden dört yüz yıl önce yapıldığını düşünmüş.

– Karahisarî gerçeküstücü mü?

– Hayır o hakikatin peşinde.

– Neden birleştirilmemesi gereken harfleri birleştiriyor besmelesinde.

– Çünkü hakikat her şeyi “Bir”e çeviriyor.

Uyurgezerler gibi kollarını uzatmış yürüyorlardı kilitlerine doğru. Anahtar deliğinden gördüm; milyonlarca insan o sabah anahtarları ellerinde dağılıyordu şehre. Bütün anahtarları adi demir parçalarına çevirmeden sur sesi, bir anahtardan başka bütün anahtarların adi demir parçaları olduğunu fark eden yok mu! Ey mülkiyetin yalancı kilitlerini kurcalayan anahtarlar! Mâlik’in anahtarı önünde eğilin!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir