KEÇİ ÇOBANLIĞI BİZİ BEKLİYOR

Geçtiğimiz hafta içinde gençlere dönük eğitim semineri vermek üzere bir kurumumuza gittim… Eğitim sırasında ünlü bir liseden mezun olan kardeşimize sordum İstanbul Boğaz Köprüsü ile ilgili bildiklerini anlat… Ve başladı anlatmaya:


“-Boğaz köprüsü Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır, İstanbul trafiğini rahatlatır…” Yok yok şaka yapıyor zannetmeyin. Bu gencimiz gerçekten böyle söylüyor… Yani öyle biliyormuş… Utandı mı yoooo. Sonra kendisi düşününce sahi ya doğru dedi ve yerine oturdu…


Başka bir olay daha size. Bu da üniversite bitirmiş bir gencimiz. Ona da şu soruyu sordum. Ankara için ne biliyorsan anlat… Cevap: “Hocam daha kolay bir soru yok mu? Ankara ile ilgili hiçbir şey bilmiyorum ki”…Ne yani TBMM’nin orda olduğunu da mı? Türkiye’nin başkenti olduğunu da mı? Evet, oturdu yerine hiçbir şey söylemeden.



Evet, 2008 yılındayız ve elimizdeki gençliğimiz bu. Kimse kızmasın, biz bu malzeme ile güzel bir gelecek hazırlayacağız. Yani KECİ ÇOBANLIĞI yaparak. Şikâyet etmek yok, yok efendim gençler anlamıyor, yok efendim gençler eğitimsiz, şöyle böyle… Hayır, arkadaş bizim işimiz keçi çobanlığı… Yılmadan bu gençlerimize, çocuklarımıza ilk önce Türkiye’nin envanterini anlatmamız lazım…


Türkiye’nin ne kadar borcu olduğunu bilmemiz ve öğretmemiz gerekiyor


Türkiye’nin yer altı ve üstü hazineleri nelerdir, kaynaklarımız nelerden oluşuyor, bizim bilim ve öğretmemiz ve sahip çıkmamız lazım..


Kültürel mirasımız nedir? Mesela İstanbul’da kaç tane Ayasofya var, önce bizim bilmemiz lazımdır. Yıllar önce bir dergide okumuştum. Rum bir Profösor şöyle bir demeç vermişti. “Sanılanın aksine İstanbul’da 1 değil 5 tane Ayasofya vardır. Biz bunların da müze haline gelmesi için uğraşıyoruz. Nedir bunlar? Kalenderhane Camii, Fethiye Camii'(yarısı müze oldu bile) Kariye Camii(tamamen müze oldu) , Molla Fenari İsa Camii, Molla Zeyrek Camii” İşte biz kendi kültürel mirasımıza sahip çıkmazsak tabiat boşluk kabul etmez gelir doldurur arkadaş… Onun için tekrar ediyorum, yılmadan KEÇİ ÇOBANLIĞINA DEVAM…



Oktay Sinanoğlu diyor ki ” ABD Türkiye’ye atom bombası atmaz, çünkü atarsa Türkler uyanır.! ” Bizim bu gençliği uyandırmamız için, önce uyanık olmak, yeni bilgilerle kendimizi de bilgilendirmek gerekiyor…Artık eski kalıplaşmış sözlere gençlerin kulağı tıkalı….


Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) “Türkiye’de Gençlik” raporunda Türkiye’nin sorun tabanlı, parçalı yaklaşımın ötesine geçip etraflı bir gençlik politikası oluşturması, bunu takip edecek kurumlar kurması gerektiğini söylüyor. Medyada veya araştırmalarda da görünmez olan yaklaşık 4,5 milyon gencin 2,2 milyonu eğitim görmeyen ve çalışmayan genç kadınlar, 650 bini fiziksel engelli, 300 bini umudunu kaybedip iş aramaktan vazgeçmiş, 22 bini yasayla ihtilafa düşmüş gençler. Ayrıca sokağa itilmiş, ülke içinde yerinden edilmiş, insan ticareti mağduru gençler de var.



Evet, sabırla, azimle, inşallah geleceğimizin teminatı olan genç kardeşlerimiz için elimizden ne geliyorsa yapalım… İşe ilk önce kızmadan, hoşgörüyü öğrenerek başlayalım. Kulağındaki küpeye, burnundaki hızmaya kızmak yerine sevgisini kazanıp zihninde yer edelim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir