Kerimov Ile Niyazov Turk Zirvesi’nde Nicin Yoktu?

Turk Cumhuriyetleri Devlet Baskanlari zirve toplantilarinin sekizincisi bes yil aradan sonra gerceklesti. Zirve’ye somut onerileri ile Kazakistan Cumhurbaskani Nursultan Nazarbayev’in damgasini vurdugunu soyleyebiliriz.

Nazarbayev ekonomik ve kulturel sahalardan uzay alanina kadar her alanda isbirligini gelistirmeyi teklif etti. Zirveye katilan diger Cumhurbaskanlari Necdet Sezer, Ilham Alivev ve Kurmanbek Bakiyev de olumlu mesajlar verdiler. Zirve’de Cumhurbaskanlari’nin konusmalari basinda yer aldigi icin biz bunlar uzerinde durmak istemiyoruz. Biz bu yazimizda, bazi basin organlarinca zirvede eksiklik ve Turkiye’nin Orta Asya’daki husrani olarak yorumladigi Ozbekistan Cumhurbaskani Islam Kerimov ve Turkmenistan Cumhurbaskani Saparmurat Niyazov’un zirveye katilmayislarin sebepleri uzerinde duracagiz.

Oncelikle sunu belirtmeliyiz ki, 17 Kasim gunu toplanan zirve hic de husran degildir, basarili gecmistir. Turk Cumhuriyetleri arasindaki iliskilerin gelistirilmesinde onemli bir kilometre tasi olacaktir. Sadece Rusya’nin bu zirve toplantisina gozlemci sifatiyla katilmak istemesi bile, bu konuda onemli ipucudur. Rusya Kerimov ve Niyazov bu toplantiya katilmayacagini elbette biliyordu, buna ragmen toplantiya katilmak istedi. Demek ki, bu iki liderin yoklugu bu zirvenin basarisiz veya onemsiz olacagi anlamina gelmemektedir.

Zaten Turk Cumhuriyetleri arasindaki iliskilerin 15 yillik tarihini inceledigimizde, Turk Dunyasi’nin uc kilit ulkesinin Azerbaycan, Kazakistan ve Turkiye (harf sirasina gore ifade ediyorum) oldugunu goruyoruz. Bu uc ulke arasindaki iliskiler saglikli ve duzenli yurutuldugu takdirde yakin bir gelecekte tum Turk Dunyasi’nin birlikteliginin saglanacagini ifade edebiliriz. Zirvede bu uc ulke var mi? Var. Ustelik Kirgizistan da bu zirvede yerini almistir. Kirgizistan ekonomik kaynaklari kit, sikintilari olan bir ulkedir. Son haftalarda siyasi huzursuzluklarin da ciktigini goruyoruz. Diger uc ulkenin acilen Kirgizistan’a ekonomik yardim programlari hazirlamali ve bu ulkenin kalkinmasini bir an evvel saglamalidir. Bu konuda onculugu Turkiye ustlenmelidir. Kirgizistan’in sorunlarinin boylece halledilmesi, Turk Cumhuriyetleri arasindaki guvenin de artmasina katki saglayacaktir.

Antalya’daki zirvede Kerimov ile Niyazov nicin yoktu? Basinda yer alan haberlere gore, Kerimov Turkiye’nin BM’in Ozbekistan’daki insan haklariyla ilgili olumsuz rapora destek vermesini sebebiyle toplantiya istirak etmedi. Turkmenistan elcilik duzeyinde katilmakla birlikte, Niyazov’un nicin gelmedigi belli degildir. Bir gazetede diplomatlara atfen yapilan yorumda, Turkiye’nin Azerbaycan’a fazla yaklasmasi sebep gosteriliyor. Bu pek inandirici gelmiyor. Bunun disinda bazi yorumcular, bu konudaki Turkiye’nin hatali politikalarini da sebep gostermektedir.

Kerimov ve Niyazov’un bu zirveye katilmayisinin bir cok sebebi olabilir. Ancak, iki liderin siyasi kariyerine goz attigimizda, bunun en onemli sebebini buluruz. Bu sebep, ikisinin de Sovyetler Birligi’nin son lideri Mihail Gorbacov’un tayin ettigi liderler olmasidir. Bu bir tesaduf mudur? Hayir degildir. Acik bir ifadeyle soylersek, Kerimov ve Niyazov Gorbacov doneminin Cumhurbaskanlari olduklari icin Antalya zirvesine katilmamislardir.

Simdi ne demek istedigimi anlamak icin biraz gerilere gidelim. 1985 Martinda Kremlin’de birinci adam konumuna yukselen Mihail Gorbacov Sovyet Turk Cumhuriyetleri’nde islerin iyi gitmedigi inancini tasiyordu. Cunku, Brejnev’in durgunluk doneminde ve Cernenko ile Andropov gibi yasli hastalikli liderlerin kisa sureli yonetimlerinde Moskova’nin kontrolu bu ulkelerde azalmisti. Bu yuzden Gorbacov, bir taraftan Yeniden Yapilanma (Perestroyka) ve Seffaflik (Glasnost) gibi genis capli reformlarini uygulamaya koyarken, diger taraftan Orta Asya liderleri arasinda tasfiye islerini yurutuyordu. 1985 ile 1989 yillari arasinda tum Sovyet Turk Cumhuriyetleri’nin liderlerini degistirdi. Boylece Azerbaycan’da Ayaz Muttalibov, Kazakistan’da Gennadi Kolbin, Kirgizistan’da Absattar Masaliyev, Ozbekistan’da Islam Kerimov Turkmenistan’da Saparmurat Niyazov Gorbacov tarafindan isbasina getirildi.
Azerbaycan’da bagimsizlik sonrasinda gorevini devam ettirmek isteyen Ayaz Muttalibov’a karsi mucadele eden aydin ve siyasetci Ebulfez Elcibey’in 1992 secimlerinden basariyla cikti ve bir sene muddetle Azerbaycan’i yonetti. Ancak esasen dusunce ve fikir adami olan Elcibey siyasette tutunamadi ve yerini SSCB doneminde Politburo uyeligine kadar yukselmis olan kurt politikaci Haydar Aliyev’e terk etmek zorunda kaldi.

Kazak gencleri, Aralik 1986’da Gorbacov tarafindan kendilerini yonetmesi icin tayin edilen Rus politikaci Gennadi Kolbin’i protesto ederek ayaklandi. Sovyet rejimi SSCB tarihinde Komunist Partisi’nin kararina karsi 16-17 Aralik 1986 gunlerinde yapilan bu ilk ayaklanma hareketi siddetle bastirdi. Daha sonra gelisen surecte Muhtar Sahanov ve diger Kazak aydinlarinin baskilari sonucunda, 1989’da Gorbacov Kolbin’i geri cekmek ve Nursultan Nazarbayev’i liderligi getirmek zorunda kaliyordu. Nazarbayev, Kazakistan icin en iyi secimdi. Cunku, 1971 SSCB Politburo’ya ilk secilen Turk ozelligini tasiyan tecrubeli Devlet Adami, Kazakistan Komunist Partisi Lideri Dinmuhammed Konayev (Bazi yazarlar Haydar Aliyev’in Politburo’da ilk Turk oldugunu ileri surer. Oysa Konayev 1971 ve Aliyev ise 1982’de Sovyetlerin bu en yuksek yonetim organina secilmisti.) tarafindan siyasete kazandirilan Nazarbayev 1984’den beri basbakanlik gorevini yuruten yetenekli bir siyaset adamiydi.

Kirgizistan’da 1990 secimlerden basariyla cikan Kirgizistan Ilimler Akademisi uyesi Askar Akayev, Absattar Masaliyev’i devre disi birakti. Ancak politikada gecmisi bulunmayan Akayev, uluslar arasi etkili siyaset yurutmekle beraber ulke icinde yoksulluk ve yolsuzluklara care bulamadi ve 2005’de meydana gelen ic karisiklarla ulkesini terk etmek zorunda kaldi ve yerine secimle Kurmanbek Bakiyev cumhurbaskani secildi.

Turkmenistan ve Ozbekistan’da bunlara benzer siyasi gelismeler yasanmadi ve Gorbacov doneminde tayin edilen Kerimov ve Niyazov yerlerini korudular. Kariyer acisindan ayni ozellikleri tasiyan bu liderler, yine ilginc bir benzerlikle Turkiye ile iliskilerinde de istikrarli degildirler. Bu da bize, Turkiye’nin Turkmenistan ve Ozbekistan ile iliskilerdeki sorunlarin temelinin Ankara’dan kaynaklanmadigini gosterir. Bundan Turkiye’nin bu ulkelere yonelik politikalarinin mukemmel oldugunu kast etmiyoruz. Elbette Ankara tarafindan yapilan hatalar mutlaka vardir. Bu hatalar, diger Turk Cumhuriyetleri icin de yapilmis olabilir. Bu hatalarin hicbiri digerlerinde iliskilerin kesilmesine yol acmazken, sadece Turkmenistan ve Ozbekistan’da yol acmasi liderlerin kisisel ozelliklerine odaklanmamizi kacinilmaz kilmaktadir.

Yazimizin basinda bu iki liderin Gorbacov doneminin cumhurbaskanlari oldugu icin zirveye gelmediklerini soyledik. Bununla, onlarin Gorbacovcu veya Rusya taraftari olduklarini veyahut Turkiye dusmani olduklarini ima etmiyoruz. Biz bununla onlarin Gorbacov doneminde yildizi parlayan, daha once siyasi tecrubeleri olmayan devlet adamlari olduklarini soylemek istiyoruz. Bu yuzden, onlar bagimsizlik doneminde ulkelerini ekonomik, sosyal ve siyasi alanda kalkindiracak reformlari zamaninda gerceklestiremediler. Ve bugun gelinen noktada, bir cok hususta gec kalmis olduklari icin tecrit politikasi uygulamaktadirlar. Dunya ile iliskilerini en aza indirgeyerek distan gelecek tehditlerden korunmak istemektedirler. Veyahut biri gunu birlik politikalarla uluslar arasi dengelerde zik zak cizerek, digeri tarafsiz oldugunu iddia ederek tum uluslar arasi gruplardan ulkesini tecrit ederek konumlarini muhafaza etmeye calismaktadirlar.

Aslinda, liderlik ozellikleri, Turkiye dahil tum Turk Cumhuriyetlerinin ic gelismeleri ile uluslar arasi iliskilerini etkileyen onemli unsurdur. Ornegin, hala Ataturk’ten sonra sadece Ozal’in liderlik ozelligi oldugunu tartismamiz Turkiye’de de bir liderlik sorunu oldugunun bir gostergesi degil midir? Turklerde lider bir ulkenin veya bir halkin kaderinde ne kadar onemli oldugunun carpici bir ornegi Mustafa Abdulcemil Kirimoglu’dur.

1944’de Sovyet yonetimi tarafindan vatanlarindan Orta Asya’ya birkac saat icinde barbarca surgun edilen binlerce Kirim Tatarlari’nin nesilleri 60 yil sonra vatanlarina donmeyi basarmislarsa, bu sadece Kirimoglu’nun ustun gayretleri sayesindedir. Daha Sovyet doneminde 1960 yillarin sonunda halki icin siyasi mucadele baslatan Kirimoglu olmasaydi, bugun 300 Tatar Turk’u Ukrayna sinirlari icindeki Kirim’a donebilir miydi? Elbette donemezdi. Bunu, bir baska ornege bakarak boyle kesin soyleyebiliyorum. 1944’de Gurcistan’daki vatanlarindan Ahiska Turkleri de ayni sekilde surgun edilmisti. Onlar yurtlarina donebildi mi? Oysa, vatana donus icin Gurcistan siyasi ve cografi konumu, Turkiye ile iliskileri bakimindan Ukrayna’ya gore daha elverisli sartlara sahiptir. Buna ragmen Ahiska Turkleri vatana donus mucadelesi baslatamadiysa, bu onlarin bir Mustafa Abdulcemil Kirimoglu’na sahip olmayislarindandir.

Demek ki, Turk halklarinda lider onemlidir ve hatta her seydir. Bu hususu daha somut hale getirmek icin bir fikir jimnastigi yapalim ve bugun Azerbaycan ve Kazakistan’da Gorbacov doneminde atanan Ayaz Muttalibov ile Gennadi Kolbin’in hala isbasinda oldugunu var sayalim. O zaman bu ulkeler Antalya’daki zirve toplantisina katilacak miydi? Herseyden onemlisi Aktav-Baku-Tiflis-Ceyhan petrol boru hatti bugunku gibi gerceklesmis olacak miydi? Hayir. Cunku, Ayaz Muttalibov’un yonetiminde bir Azerbaycan ya Ozbekistan veya Turkmenistan ornegini izleyecekti. Rus politikaci Gennadi Kolbin’in ise Rusya taraftari bir siyaset izleyecegini tahmin etmek ise, hic de zor degil.

Netice itibariyla sunu soyleyebiliriz ki, Antalya zirvesi basarilidir. Bu toplantiya ve bundan sonrakilere Kerimov ile Niyazov’un katilmasi beklenmemelidir. Zirve toplantilari dort devlet ile devam ettirilmelidir. Ayrica, Turkiye ozellikle Nursultan Nazarbayev gibi tecrubeli bir devlet adamindan daha cok faydalanma yoluna gitmelidir.

Yrd. Doc. Dr. Abdulvahap Kara

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir