KESİNTİSİZ EĞİTİM MESELESİ!

Türkiye’de eğitim sistemiyle ilgili yeni bir tasarı üzerinde çalışılıyor. Gelin görün ki,
bilimsel tartışma geleneğinden mahrum bir kısım kesimler içeriğini dahi
bilmeden tasarıyı yerden yere vurmaya başladılar. Oysa bugüne kadar yapılan
tartışmalar sadece belli ideolojik önyargılar üzerinden sürdürülmekte. Adeta
“hoşafın yağı kesildi” mantığıyla bir kazan kaldırma kampanyası yürütülüyor…

Dışarıdan
bizi izleyenler de sanır ki mevcut eğitim sistemi güllük gülistanlık. Bugüne
kadar bir yabancı dil meselesini bile çözememiş bir ülkeyiz. Bırakın yabanci
dili, anadili bile gerektiği gibi öğretemeyen bir sistem var bu ülkede. Asgari
ücret “askeri ücret” zanneden nice üniversite mezunları var içimizde. Pırıl pırıl
beyinleri çarçur eden bir eğitim sistemi makbul olabilir mi? Tek tip insan
yetiştirme gayretiyle çocuklardaki farklı eğilim ve yetenekleri törpüleyen,
herkesi belli bir vasatın altında kalmaya formatlayan bir eğitim sistemimiz
var. Pakize Suda’nın sokak röportajlarında karşılaşılan traji-komik cevapları
görmüşsünüzdür. Burada sorulan çok basit sorulara bile cevap vermekten aciz insanları
hangi okullar yetiştirdi? Kıbrıs’ın yerini bilemeyen, yanı başımızdaki
Filistin’i Amerika kıtasında sanan zavallı insanları bu sistem eğitmedi mi?
Amazıon nehrinin uzunluğunu, Hamurabi kanunlarını ezberleyen ama ülkesini, hatta
yaşadığı ili yeterince tanımayan insanlar sadece Türkiye’de var. Pakistan’ı,
İran’i Arap ülkesi sanacak kadar genel kültürden yoksun aydınlar da bu eğitim
sisteminin ürünü.

Bütün
bu çarpıklıkları gidermek için yeni bir eğitim hamlesi başlatan, son yıllarda
okullaşma oranının yüzde yüze çıkaran bir hükümeti peşinen yargılayanların iyi
niyetli olması mümkün mü? Henüz detaylarını bile yeterince öğrenmeden tasarıyı
yerden yere vuran niyet okuyucuları neye ve kime hizmet ediyorlar? Milli Eğtim
Bakanı Prof. Dr. Ömer Dinçer şöyle diyor: “Biz geldikten sonra haydi kızlar okula
demişiz, şartlı nakit transferi uygulamışız, baba beni okula gönder demişiz,
herkesin tek tek evine gitmişiz, okullaşma oranını yüzde 98,5’a çıkarmışız”.

Evvela
şunu kabul etmek zorundayız Mevcut eğitim sistemi yetersiz. Belki nicelik
olarak iyi bir noktaya geldik. Ama nitelik açısından katetmemiz gereken çok
ciddi bir mesafe var. Hele de gelişen teknolojiyle uyumsuz ve yeni kuşakların
ihtiyaçlarına cevap vermekten uzak bir sistemle 21.yüzyılda ayakta kalmak
mümkün değil. Öyleyse yapılması gereken belli. Yeni bir sisteme olan iytiyaç
kaçınılamz. Hükümet iyi niyetle bir sistem önerisi üzerinde çalışıyor. Eğer ortada
olan taslak konusunda eksik ve yanlış görülenler varsa, onları gerekçeleleriyle
birlikte tartışabilir, olması gerekeni önebilirisiniz. Bunun sonucunda da
Türkiye’nin önündeki engelleri ortadan kaldıracak, ekonomik ve soysal gelişmeyi
daha da ileri götürecek bir eğitim sistemi bulunabilir. Yeter ki niyet okumayı
bir kenara bırakalım ve yapıcı eleştirilerle mesafe almaya çalışalım. Eminim
ki, Milli Eğtim Bakanı da haklı ve yerinde eleştirileri dikkate alacak ve
tasarı üzerinde gerekli revizyonları yapacaktır. Yeter ki maksadınız, bağcıyı
dövmek değil, üzüm yemek olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir