Kıbrıs Elden Çıkarsa Kimse Bunun Hesabını Veremez

Emekli Büyükelçi Tuncer Topur, Kıbrıs`ın elden çıkması halinde Türkiye`nin Anadolu`ya hapsedilmesi sürecinin tamamlanacağı uyarısında bulundu

Topur, bugün Türkiye`nin fiili bir durumla karşı karşı kaldığını söyleyerek, “Güney Kıbrıs Rum Kesimi`nin tanınması anlamına gelecek olan Ankara Anlaşması`nın imzalanması için Türkiye`ye baskı yapılıyor, zemin hazırlanıyor. Zaten, AKP hükümeti de bu anlaşmayı aralarında Rumlarında bulunduğu 10 üye ülke ile imzalayacağına dair söz verdi.” şeklinde konuştu.

Kıbrıs`ta Türk toplumuna yönelik soykırımı engellemek ve Yunan yayılmasının önüne geçmek için gerçekleştirilen Barış Harekatı`nın planlayıcı kadrosu içinde yer alan emekli büyükelçi Tuncer Topur, Millî Gazete`ye konuştu. Gelinen son durumu yorumlayan Topur, Kıbrıs`ın elde çıkması halinde Türkiye`nin Anadolu`ya hapsedilmesi sürecinin tamamlanacağı uyarısında bulundu. Güney Kıbrıs Rum Kesimi`nin sözcüsü gibi hareket eden KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat`ı sert bir dille eleştiren Topur, Talat`ın KKTC ve Türkiye adına hareket etmeye çalıştığını belirterek, “Bu adam, Kıbrıs Türk toplumunun kaderinin iki dudağı arasında olduğunu sanıyor. Kıbrıs`a barış getiriyor, Türkiye`nin kaderini tayin ediyor. CHP Lideri Deniz Baykal daha Kıbrıs`a gitmeden `zamanlaması uygun değildir` gibi siyasi terbiyeyi aşan laflar ediyor. Soydaşlarımızın ne güvenliğinden, ne de Türkiye`nin AB`ye üye olmasından o sorumlu değildir. Haddini bilsin!” diye konuştu.
“Talat, bu cüreti nerden buluyor?” diye soran Topur, birilerinin Talat`ı arkasından ittiğini ifade ederek, “Yarın, bu adam Cumhurbaşkanı olarak karşımıza çıkarsa vay halimize! Herhalde gider Rum kesimi ile birleşmeye kalkar. Ancak, asıl suç o`nda değil, o`nu şımartan, sırtını sıvazlayarak teslimiyetçi politikalar izlemesine fırsat veren AKP iktidarında. Zira, korkum şudur ki, AKP de çıkıp seçimler sonrasında `Kıbrıs Türk halkı tercihini yaptı, Rum kesimi ile birleşmek istiyor, biz de buna saygı duyuyoruz` derse. Fakat, AKP böyle demekle işin içinden sıyıracağını zannediyorsa yanılıyor.” yorumunda bulundu.

BM BARIŞ GÜCÜ, RUMLARI KORUDU

Topur, KKTC`ye yapılan yardımları `masraf kapısı` olarak gören çevrelere de tepki göstererek, “Kıbrıs, öylesine stratejik bir noktada ki, buraya ne kadar yardım yapılsa azdır. Çünkü, bu ada bizim güvenliğimiz için olmazsa olmazdır. Yarın, mazallah Kıbrıs elden çıkarsa Güney bölgemizde, Kıbrıs için bugüne kadar yaptığımız yardımların yüzlerce katı miktarında savunma bloğu oluşturmak zorunda kalacağız. Şimdi, `Kıbrıs, bizim için yük, verelim gitsin` diyenler yarın buna ne diyecekler?” şeklinde konuştu.
Türkiye`nin adaya müdahale sürecinin gerekçelerini de anlatan Topur, “1960`lı yıllarda Kıbrıs Türk halkı Rumların katliamlarına maruz kaldı. 1963 yılında katliamları önleyecek diye adaya BM tarafından Barış Gücü gönderildi. Ancak, bu güç Türk halkını korumak yerine en az iki defa daha toplu katliamlara uğramasına çanak tuttu. Yine, bu güç altında Rumlar zenginleşti, korundu. O günlerden bugünlere geldiğimizde bütün anlaşmalara rağmen Rumlar AB`ye alındılar. Tabiki, burada Türkiye`nin büyük suçu vardır. Resmen seyrettik, olan bitenleri.” ifadelerini kullandı.
1974 Kıbrıs Barış Hârekatı`nın planlarının 1967 yılında hazır olduğunu açıklayan Topur, “O tarihte çıkarma gemisi bile olmayan Türkiye gerekirse yük gemileri ile kendi vatandaşlarının hayatını kurtarmaya kararlıydı” diye konuştu.
Kıbrıs`ta yaşanan gelişmelerin Türk dış politika yapıcıları tarafından uzun süre yakından izlendiğini anlatan Topur, “Kıbrıs`ta 15 Temmuz 1974`te Yunan yanlısı askeri darbe olduğunda Türkiye`nin adaya çıkmak için planları çoktan hazırdı. Biz de bu planlar sayesinde darbeden sadece 5 gün sonra tarihi bir çıkarma hârekâtını başarılı şekilde gerçekleştirdik” dedi.

TÜRKİYE, BUGÜN FİİLİ DURUMLA KARŞI KARŞIYA

Emekli Büyükelçi Tuncer Topur, bugün Türkiye`nin fiili bir durumla karşı karşı kaldığını söyleyerek, “Güney Kıbrıs Rum Kesimi`nin tanınması anlamına gelecek olan Ankara Anlaşması`nın imzalanması için Türkiye`ye baskı yapılıyor, zemin hazırlanıyor. Zaten, AKP hükümeti de bu anlaşmayı aralarında Rumların da bulunduğu 10 üye ülke ile imzalayacağına dair söz verdi. Bu birinci perde. İkincisi ise, 17 Aralık tarihli kararda 30 küsur madde üzerinde müzakerelerde bulunulacağı belirtildi. Her müzakerede bu dosyaların açılıp kapanmasının hükümetler arası konferansa tabi olduğu kayıt altına alındı. Yani, 25 ülke her defasında `açalım, hayır kapatmayalım` tartışması yapacaklar. Şimdi, durum böyle iken AKP yetkilileri sürekli diyor ki, `Havaalanlarımızı uçaklara açmayız “diyor. Rum tarafı da diyor ki; `Açacaksınız.` Aslında, işler kapalı kapılar arkasında yürütülüyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül diyor ki, “Limanlarımızı açmamız söz konusu değildir, tanıma da buna dahildir` Evet, son olarak kamuoyuna yansıyan mektupta da bu tavizlerin verileceğine ilişkin işaretler bulunmuyor. Ama olmayacağına da dair ibareler yoktur.” görüşünü dile getirdi.

İNGİLTERE, İRLANDA`YI `VERELİM KURTULALIM” DİYOR MU?

Dışişleri Bakanlığı Yunan-Kıbrıs Masası eski Şefi, Büyükelçi Tuncer Topur, Kıbrıs`ta kalıcı barış için Türkiye`nin garantörlüğünün şart olduğunu vurguluyor. Topur, AB”nin Kıbrıs konusunda Türkiye`ye baskı yapmasının haksızlık olduğunu belirtiyor. Kıbrıs meselesinde çözümün önündeki en önemli engel olarak Türkiye hükümetlerinin erken çözüm elde etme ve kısa siyasi başarı arzularının yattığını kaydeden Topur, buna bir de örnek veriyor; “İngiltere`nin Kuzey İrlanda sorunu vardır. En az 500 yıllık bir meseledir ve İngilizler orada işgalci güç olarak bulunmaktadır. Bugün İngiltere`de hiçbir hükümet “Verelim kurtulalım” demiyor. “Barış yapalım; meseleyi konuşalım fakat İngiltere`nin milli çıkarlarını zedelemeden bunu yapalım” diyen İngilizlere karşı içimizdeki bazı kuruluşların “ver-kurtulcu tavrının” arkasında başka şeyler aramak gerekiyor.”

KKTC`NİN KURULUŞU 1975 YILINDA İLAN EDİLMELİYDİ

KKTC`nin kuruluş ilanı ilgili tarihi bir gerçeğe işaret eden Topur, 1975 yılında kuruluşu gerçekleştirilen Kıbrıs Türk Federe Devleti`nin kurulmasının o tarihte büyük hata olduğunu dile getirdi: “Biz eğer, 1983`te ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti`ni 1975`te ilan etseydik bugün Güney Kıbrıs Rum Kesimi AB`ye girmek için bizden izin isteyecekti. Soğuk Savaşın tüm şiddetiyle sürdüğü bir ortamda, biz devlet kurduğumuzu açıklasaydık inanıyorum ki herkes bu bağımsız devleti tanıyacak ve Kıbrıs meselesi Türkiye lehine çözülmüş olacaktı. Bunu o tarihte yapamadık ve sorunlar yumağı giderek büyüdü.”

KIBRIS AMBARGOSU İSRAİL İÇİN YAPILDI

Türkiye-ABD-İsrail ilişkilerine atıfta bulunarak Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde iktidara biçilen role ilişkin değerlendirmelerde bulunan Emekli Büyükelçi Tuncer Topur, Türkiye`nin ABD`nin Ortadoğu politikalarında kendisine biçilen rolü kabul etmediği dönemlerde sürekli olarak cezalandırıldığını söylüyor. Topur, tarihi bir örnek vererek, ABD`nin safında yer almamanın Türkiye`ye nasıl ödetildiğini şöyle anlatıyor: “Türk halkı, 1974 yılında uygulanan ambargonun Kıbrıs yüzünden olduğunu bilir. Lakin, gerçek böyle değil. Bu ambargo Ortadoğu yüzünden olmuştur. İşin aslı şu: Amerika, Ortadoğu`daki menfaatleri için İsrail`i kendisine `bekçi` olarak görür ve ona yönelik herhangi bir saldırıyı kendine yapılmış sayar. 1973’teki Arap-İsrail Savaşı sırasında ABD, Türk hükümetine hava sahasını ABD uçaklarına açmasını istedi. Amerikalıların amacı Türkiye üzerinden İsrail`e silah götürmekti. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı ve Türkiye, İncirlik Üssü’nü kullandırmaya yanaşmadı. Fakat, Sovyetler Birliği Türkiye’ye nota vererek Türk hava sahasını kullanarak Mısır’a malzeme ulaştırdı. Bu hadiseyi not eden ABD ve İsrail bunun acısını 1974’teki Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra Türkiye’ye ambargo uygulayarak çıkardı. Tüm dış yardımlar kesildi. Türkiye 70 cente muhtaç hale getirildi. Öyle ki, aldığı elektriğin parasını bile ödeyemedi.”

İSRAİL`İN GÜVENLİĞİ İÇİN KÜRTLERE İHTİYAÇ VAR

Topur, bugün de İsrail ve Amerika’yı taşıyacak yeni bir ayağa ihtiyaç duyulduğuna işaret ederek, “1 Mart Tezkeresi ile Türkiye, ABD’nin kendisine biçmek istediği yeni rolü kabul etmemiştir. Bugün bu role Kürtler soyunmaktadır. İsrail’in ve enerjinin güvenliği için bir Kürt devletine ihtiyaç vardır. Birçok uluslararası ilişkiler uzmanı çıkmış, ABD birkaç kabile için Türkiye’den vazgeçmez diyor. Fakat, unuttukları bir husus var. ABD Ortadoğu’ya petrol için değil, hayati çıkarlarını yeniden revize etmek için gelmiştir. Bunu da askeri, istihbari ve ekonomik güç kullanarak yapma arzusundadır. Buna meydan okuyabilecek potansiyeli taşıyan ülkelerin bir şekilde hizaya getirilmesi amaçlanmaktadır.” şeklinde konuşuyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir