Kim Bu Roteryanlar ?

Arkadaşımız Hakan Yılmaz Çebi Yeşilköy Rotary Kurucusu ve
1995-96 dönem başkanı Ahmet Anabolu ile ilginç bir röportaj yaptı.Rotaryenler hakkında merak ettiğimiz soruların cevabını sizin için araştırdı.

Bize Rotary’i nasıl anlatırsınız, zira kamuoyunda çok ciddi menfi iddialar var?..

-Rotary dünya üzerinde kurulan benzer klüplerden birisidir. Yardım ve hizmet için kurulmuş bir kulüptür. Bu kulüp, Paul Harris isminde Amerikalı bir vatandaş tarafından kurulmuş ve günümüze kadar gelmiştir. Bu kulüp, Lion, Lions klüplerinin yanında mason kulüplerine benzemez. Biz çok çok ciddi bir kulübüz…

-Diğerleri “gayri ciddi” kurumlar mı?..

-Şimdi efendim, bizim üslûbumuz şöyledir. Biz insana hizmet verme gayesiyle kurulmuşuz. Biz buraya hiç kimseyi tüfek zoruyla almıyoruz. Gelenlerin hepsi gönül rızasıyla geliyor. Dolayısıyla gönül rızasıyla gelen insan gönül rızasıyla bize hizmet veriyor. Bizim bir listemiz vardır. Tüm meslekler yazılıdır orada. Bir insanın Rotaryen olabilmesi için, muhakkak surette ya çalıştığı için en yüksek makamında olması ya da kendi işinin sahibi olması lazımdır. Mesela Dışbank’ta çalışan bir memur rotaryen olamaz ama bankanın idarecisi rotaryen olabilir.

-Niye Efendim?..

-Bunun nedeni, Rotary’de bir kaide vardır. Kaide de der ki; biz Kızılay cemiyeti değiliz. Yani gelene para, ekmek, mal böyle bir şey vermez. Rotary olta verir, balık tutmasını öğretir, balığı tutun ve hayatınızı kazanın der. Arz edebiliyor muyum!ş İşte bir işin başında olan bir insan olursa, bir yere verilecek bir hizmet varsa telefonunu kaldırır kendi şahsi imkanıyla o işi bedava denilebilecek bir şekilde ortaya getirir. Biz, Allah bir daha vermesin 17 Ağustos depreminde herkes gibi mağdur vatandaşlarımıza elimiz uzattık. O köye gidip baksanız 400 tane çadır var, bir çadırın içinde beyefendi bizim çadırlarımıza girerken kimsenin ayağı çamur olmaz. Özel mutfağımız, doktorumuz, telekomünikasyonumuz var… Dolayısıyla bunlar neyle oluyor imkanlarla oluyor.

-İllâ da en üst seviyede mi olacak o kişi?.

-Mümkün olduğu kadar.

-Yani zengin ve çevreli olmalı!..

-Hayır hayır… Bizim için zenginler kulübü derler biz zenginler kulübü falan değiliz. Bizim içimizde bankacı arkadaşlarımız var. Göz doktoru arkadaşımız var. Operatör arkadaşımız var…

-Ama bir işçi veya memur yok?..

-Bir işçi, memur niye yok… Onun imkânı yok. Biz bir topluma yardım için gelmişiz. Bir işçinin, memurun yardım yapacak hali yok. Zaten kendini zor geçindiriyor.

-Ahmet Bey benim araştırmalarıma göre Rotary; tekerlek, çark anlamına geliyor?

-Eh tabi bizim çarkımız bu işte. Amblemimiz bu. Buradaki çarkların her biri bir kuvvet.

-Evet kabbalistik bir amblem bu ve kulübün kurucusu da dört Yahudi?

-Yok efendim… Bu şimdi, siz nasıl bir insansınız? Sabah kalktın saçını taradın yüzünü yıkadın. Aynaya baktın ve ben bugün filan yere röportaj yapmaya gidebilirim dedin. Ardından takım elbiseni giydin, kravatını bağladın ve çıktın. Siz kötü bir insan mısınız? Siz kendinizi analiz ederken kaç puan verirsiniz? Sekiz verirsiniz hiç değilse değil mi?.. Bu gayet güzel bir durum. Anneniz var babanız var ve siz elinizden geldiğince onlara hizmet edersiniz. Demek ki siz iyi bir insansınız. şimdi şu masaya bakan üç kişiyi konuştursanız, hepsi farklı farklı şeylere dikkat ederler. Sen dersin ki masanın üstünde otobüs maketi var, bir diğeri tren var, tayyare var. Herkes başka bir şey söyler…

-Benim takıldığım Paul Harris için Amerikalı diyorsunuz. Amerikan vatandaşı olabilir ancak, Yahudî asıllı olduğu niçin saklanıyor? Gocunacak bir yaraları mı var?

– Bizimki bir Yahudî kuruluşu değildir. Yahudi kuruluşları özellikle Avrupa ve Amerika’da başka isimlerle mevcuttur ki siz bunları biliyorsunuz. Bizimkisi bir Yahudi kuruluşu değildir. Paul Harris Yahudi değildir. Paul Harris bu kulübü, teşkilatı dünya üstünde kuran insandır. Bu itibarla bizi sevenlerde var. Bize amiyane tabiriyle kepçe atmak isteyenlerde var. Bir Rotary kulübü kurulduğu zaman, hatta bir teşkilat kurulduğu zaman bu teşkilatı öldürmek isteyenler de var, yaşatmak isteyenlerde var. Sizi çekenlerde var, çekemeyenlerde var. Bizi sevmeyenler daha iyi çalışmışlar ve bu imajı çıkarmışlar ortaya.

-Neticede biz bir Yahudi kökenli bir kuruluş değil miyiz diyorsunuz?

-Hayır. Alâkası yok. Ama biz de şu var. Rotary’de renk, mektep farkı gözetmiyoruz. Mevlâna gibi Ne diyor Mevlâna, “Bin kere tövbe etsen… Hak ile yeksan olsan çamurdan çıksan yine gel” diyor.

-Şimdi, çarkta takıldım kaldım ama, şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Ambleminizdeki çarkların toplamı 24, bu 24 çarkın Siyonizmin kitabı olan Kabbala’da 24 gizli sırrı, aradaki 6 kolun da 6 kanatlı siyon yıldızını simgelediği ifade ediliyor? Ayrıca renklerinin sarı ve lacivert olması ile ilgili Tevrat’ta bir pasaj var. “Ve sarıyı, laciverti, erguvaniyi…”

-Şimdi efendim ben 5 sene Afrika’da kaldım. Bir gün Kazablanka’dayım. Yer yerinden oynuyor gazete satıcısı gazeteleri dağ gibi yığmış, Manşette “Kenedy Yaşıyor”, görseniz gazeteler nasıl satılıyor. Bu bir Fransız gazetesi. Biz de İki tane kaptık. Hürriyet’in Yazıişleri Müdürü Rıdvan çok iyi arkadaşım benim. Hemen postaladım bizim Rıdvan’a. Rıdvan Sorbonne mezunu, Fransa’da uzun müddet kalmış bana hemen telefon açtı. Teşekkür ederim dedi ardından da bu gazete Fransa’da hep hayal mahsulu yazılar yazan bir gazetedir dedi. Kenedy öldü Jaklin Onasis’le evlendi. Onasis Jaklien’e Akrep adasını hediye etti. Bunlar gazetelerde hep çıkan şeyler. Gazeteci diyor ki, Kenedy ölmedi, Jaklin usulen Onasisle evlendi. Kenedy bitkisel hayata girdi. Amerika’da yeni bir Cumhurbaşkanı seçilmesi için öbür Cumhurbaşkanı’nın ölmüş olması lazım. Bu nedenle Kenedy oradan kaçırdılar Akrep Adası’na getirdiler, Jaklin’e Akrep Adası hediye edildi ve Jaklin de böylelikle rahat rahat Akrep Adası’na gidip geliyor. Ve bununla ilgili olarak da uzaktan adeta gölge gibi resimler çekilmiş… Bu bir benzetme şahane bir benzetme. Halbuki bunları hiç biri yok, adam ölmüş toprak olmuş. Bu örnekle şunu demek istiyorum bizi lekeleyecek olan rengimizi de bilir, şeklimizi de.

-Lâkin Ahmet Bey, yaptıkları açıklamaların hepsi muharref Tevrat’la bir şekilde uyumlu. Niye İncil’le veya Kur’an-ı Kerim’le değil?… Siz kepçe atanlar diyorsunuz ama adamlar birebir bayağı inandırıcı teşhisler koymuşlar ortaya..

-Ehh tabi canım. Sizi de bayağı inandırmışlar bu işe..

-Bunlar benim şahsi araştırmalarım…

-Ama bakın ne diyorsunuz Tevrat’tan gelen şeyler diyorsun, şekiller, renkler diyorsun… Bunların hepsi gayet güzel bir benzetme. Ama aslıyla alakası yok. Bizim bütün şiarımız şudur. Bizde Rotary’in vazifesi iyilik yapmak, kötüyü düzeltmek. Ben uyuşturucuyla alakalı bir kitapçık çıkarttım. Bu 30 bin basıldı. Ben verdim parasını, bana Rotary’de yardım etti az veya çok yaptım bunu. Sağır ve Dilsizler için bir hastane yaptık. Biz gittik bir köye su getirdik. Köy bu suyu satarak zenginleşti. Köy bir kasaba gibi oldu. Köylü bize dedik muhtar bu suyu kendi üzerine geçirmek istiyor. Gittik muhtarın kulağını çektik. Mütevelli heyeti oluşturduk, düzelttik. Biz gittik Bitlis civarına çadır kurmaya. Kazazedeler için. Arsa verdiler bize. Görünüşte çok güzel bir yer. İçimizde jeologlar var, baktılar, ölçtüler, sonra da dediler ki; buraya 15 dakika yağmur yağarsa 40 santim su çıkar buraya dediler. Bize dediler ki başka yerimiz yok. Sen kimsin be kardeşim… Devlet misin? Devlet bize bunu veriyor, sanki şahsi malını verir gibi bir halin var. Sen adını soyadını söyle dedik memura, bize gayet güzel bir yer verdi. Bunların hepsi kötü mü? Yahudi teşkilatıyla bizim ilişkimiz yok ama bizim teşkilatımız içerisinde her türlü insan vardır. Nitekim komünist rejimden çıkmış ülkelerde de Rotary kuruldu.

– Ahmet Bey bana kırılmış gibi bir haliniz var… Benim bu sorularımın şahsınızla alakası yok… Ben bir istiridye avcısıyım ve derine dalmalıyım? Zirâ, Mevlâna’da “Ceviz’i kır içini gör” diyor. Ben sadece cevize iki çekiç darbesi vurdum o kadar?.. Hem Tevrat’ta çark yani “cakravarti” Evrensel Dünya İmparatorluğunu kurmayı temsil eder?!

-Bugün dünya en çok gurbete çıkan millet Yahudilerdir. Yahudiler dışarıda oldukları zaman birbirleri tutarlar. Sizin yaşınız çok küçük bunu bilemeyeceksiniz. Ben 69 yaşındayım. Filistin meselesi ilk ortaya çıktığı zaman buradan hurda gemilerin içerisine milleti doldurdular, sizi Filistin’e götürüyoruz diye Antalya sahillerine götürüp bıraktılar. Şimdi bu Yahudiler dünyanın her yerine yayılmışlar… Afrika’da bir yere geldim. Ben 5 sene kaldım Afrika’da. Ottan yapılmış bir kulüp ve önünde bir sal var karşıya geçmek için. Sala binip karşıya geçmek için orada bekliyorum. Vakit var. O kulübün içine girdim. Bir bar var. Arkasında da iri yarı kadın mı erkek mi olduğu pek belli olmayan biri var. Ve o barda bir müzik ezgisi geldi kulağıma. “Çadırımın üstüne şıp dedi damladı…” Eyvallah!.. Afrika’nın bir ucunda “Çadırımın üstüne şıp dedi damladı.” Gittim, Fransızca olarak niçin dedim bunu çaldın. Tabi yaklaşınca barın arkasında duran bu insanın kadın olduğunu da gördüm. Gördüm görmesine ama sakala yakın kıllar da vardı suratında. Hoş geldin dedi bana Fransızca. Ben de Türkçe olarak “Bu şarkıda neler dendiğini anlıyor musunuz dedim”, der demez elindeki bardağı düşürdü.. Ardı ardına, “Sen ne dedin, sen kimsin, ismin ne?..” gibi sorular sordu. Ardından muhabbete girdik, kadıncağız Yahudi kadın tüccarları tarafından yıllar evvel Lübnan’a artist yapacağız diye götürülmüş. Kadın orada barmaidlik yapıyor. Beni görünce çıldırdı. Gitme dedi bir kaç gün misafirim ol. Sağol dedim ona içlerinde Zeki Müren’in de okuduğu iki üç adet kaset verdim. Kadın ben dedi şu anda İstanbul’a gelmiş gibiyim” dedi. Bu kadının yapacak bir şeyi yok artık, yaşarken ölmüş. Yani lâfı şuraya getiriyorum, bu adamlar böyle teşkilât sahibi insanlar. Dünyanın her yerinde teşkilatları var. Bugün Yahudi Lobisi Amerika’yı idare ediyor beyefendi. Dikkat edin Amerikalı artistlerin yüzde 70’i Yahudi’dir. Kafalarında avuç içi kadar bir bere vardır ve “şal om” diye başlarlar işe. Ancak İtalya’dan şuradan buradan gelmiş bir kaç Katolik girmiş işin içine. Ama bu teşkilatı Almanya bile bitiremedi biliyorsunuz.

-Lion, Lions, Bilderberg, B’nai Brit gibi kuruluşlarla bir ilişkiniz var mı?..

-Bize bir zamanlar siz, masonların uzantısısınız demişlerdi. Bizim hiç kimseyle bir alakamız yok. Bu saydığınız teşkilatlar bir yardımlaşma kurumlarıdır. Onların işlerini bilemeyiz biz kendi işimizi biliyoruz… Bugüne kadar Rotary Kulüblerine cumhurbaşkanlığından, bakanlıklardan, polis teşkilatlarından ters bir şey gelmemiştir. Biz her şeyimiz açık. Toplantılarımızı her hafta Perşembe günleri yapıyoruz. Bu toplantılarda en önemli şey devamdır. Biz üyelerimizi çok araştırır ve tahlil ederiz… Sarımsağı gelin etmişler 40 yıl kokusunu vermemiş. Bu itibarla en iyi tarafını gösteren insanların samimi olup olmadığını iyi araştırırız.

-Rotary’de bu “sarımsak” gibi olabilir mi? Barışçı ve sulhçu söylevlerin ardına gizlenerek girdikleri ülkeyi angarya hale getirme…

-Peki 41. gün ki kokumuz neymiş?..

-Yahudi’nin dünya hakimiyetini resmileştirmek?!

-Bakın ben Milano’da Lions Klübünün toplantısına gittim. Onlar bana bayraklarını verdi. Ben de onlara bayrağımızı verdim. Bir de dünyanın muhtelif yerlerinden gelen işadamları toplantılarımıza gelirler. Bir Rotaryen mazeretsiz olarak 4 toplantıya gelmezse üyeliği düşer. Bunun nedeni şudur; Biz bu kulübü niye kurduk, tabi ki yardım etmek için kurduk .. Mazeretsiz olarak gelmezseniz siz bu işi yapmıyorsunuz demektir.

-Roteşler kulübün asli üyesi midirler?

-Hayır asli üyesi olamazlar.

– Pekiyi niye?

-Siz bizim üyemizsiniz eşinizi de yapmak istiyorsanız yaparız.

-Rotary’lerin genelde kadın üyelere karşı oldukları ancak, eğlencelerde, organizasyonlarda vitrin olarak kullandıkları şeklinde bir beyan var?

-Benim kulübümde 9 tane hanım var. Bunun öncülüğünü biz yaptık. Bugün halen İstanbul’da bir takım kulupler var hanımları almıyorlar.

-“Dişi Koyunları hiç bir yerde ahıra sokmayın…”

-Onu kim demiş?

-“Rotary başlangıcından bu yana kadın üye kabul etmemiştir. Bütün gücümle Rotary’lere sesleniyorum, “Dişi koyunları ahıra sokmayınız” aldatıcı şarkılarını dinlemeyiniz. Aksi takdirde Rotary gemisinin yolunu şaşırmasıyla karşı karışaya kalırsınız” Ankara/Ulus Rotary Klubü Yayınları sayı 12.

-Ne güzel şey bulmuşsun sen. Bir kere onu kim söylemişse esef ederim. Ahıra o adam layık. Biz ahırda oturmuyoruz. Biz İstanbul’un en güzel otellerinde oturuyoruz. Inn Holıdey, Polat Oteli bir ahırsa…

-Burada bir mecaz anlatım kullanmış ama?

-Mecazî anlamı bile hoş değil. Çok seçme insanların toplandığı kulübe, bu arkadaş tesadüfen girmiş. Ben ona esef ederim. Ayrıca dünyada kadın başımızın tacı. Kadınsız hiç bir topluluk bence bir şeye benzemez. Ben de 9 tane üye var. Şimdi halen örümcek kafalı eski arkadaşlarımız var. Ben olsam delikanlıysam kadın kabul etmeyen kulübün çekerin fermuarını, kapatırım.

-“Bir şehre cenk etmek için yanaştığın zaman onu barışıklığa çağıracaksın ve vaki olacak ki eğer sana sulh cevabı verirse kapılarını sana açarsa o zaman vaki olacak ki içinde bulunan bütün kavim sana angarya olacaklar ve kulluk edecekler. Tevrat-Tesniye Bölümü 20/10– – 12. “Hayırseverlik, sulh, dünya barışı…”mason localarının ve Lion, Lions, Rotary’lerin en çok kullandığı argümanlar…

-Sevgili dostum. Biz şahsen dostuz. Ben seni ayrıca seviyorum. Bunun Rotary’le alâkası yok. İstersen şeyden çıkar yani (teyb kastediliyor/hyç). Şimdi söylediğim gibi. Biz bir kere müstakiliz hiç kimseyle ilgimiz yok. Lionslar bilmem falan filin. Lionslarda kapı açık isteyen girer, çıkar. Biz de böyle bir şey yok. Bir insan Rotary’e çok zor girer demin söyledim. Ben bir diş doktorunu 8 ayda aldım kulübe. En son bana geldi dedi ki, “Ahmet Ağabey ben anarşist miyim?”, “Yok doktorcuğum biraz geciktim kusura bakma dedim”.

-500. Yıl Vakfı’yla ilişkileriniz ne durumda?.. Bundan 3-4 yıl önce Yahudilerin Osmanlı topraklarına gelişinin 500. yılını beraber kutlamıştınız ya…

-Bizim hiç bunlarla bir alâkamız yok. Bunlar bizim kadar cemiyet içerisine girememiş. Bizim kadar bu üzerine çıkamamış kişilerin uydurduğu ve bizi aşağıya çekmek istediği şeyler. Bu adamlara soruyorum. Bana bir tanesi kalkıp dese ki siz filan yerde şunu yaptınız, işte bu da bunun ispatıdır… Biz her şeyin en iyisini yaparız. En iyilerin toplandığı bir topluluğuz.

-Ahmet Bey sizin iyiliğiniz su götürmez. Fakat bu bireysel iyilikleri dümendekiler kendi arzuları için kullanamaz mı?

-Canım kardeşim biz Rotaryenler birbirimizi çok iyi kontrol ederiz. Biz de bir kişi kulübe aza olduğu zaman o klüp her hafta bir bülten çıkarır. Ayrıca o arkadaşı bütün klüplere tanıtırız ve sorarız. İstanbul’da 75 tane klüp var. 2480 tane üyesi var. şimdi bu arkadaş için bu 2480 kişiden bir tanesi olmaz derse -nedenini sormayız biz çünkü Rotary’de yanlış yoktur- kulübe giremez.

– Hesap verdiğiniz bir yer var mı?

– Biz her klüp bağımsızız. Bizim hepimiz bir guvarnöre bağlıyız. Biz de herkes bir sene klüp başkanlığı yapar. Bir zaman da guvernör olurlar. Bunun için çok iyi İngilizce bilinmesi lazım…

-“Onların mal, mülk sahiplerini kontrol altına alacaksın” muharref Tevrat’tan bir pasaj bu… Sizin zenginler kulübü olara addedilmenizin sebebi bu gösteriliyor?

-Şimdi bakın ben buna güzel bir örnek vereceğim. Benim taptığım insanlardan birisidir. Az evvel Galatasaraylı olduğu söylemiştim .. Prof. Dr. Ali Uras, Ali Ağabey kulübün başkanlığı sırasında Florya’yı yapmak için cebinden para vermedi. Ama Ali Uras’ın bir çevresi var. Açtı bize şu kadar çimento yolla. Bir Galatasaraylı geldi bütün boyasını yaptırdı. Kötü mü yaptı?..

-Niçin bu çalışmalar Alibeyköy’deki gariban yuvalarında olmuyor?

-Biz onların hepsini avuçluyoruz be kardeşim, hepsini avuçluyoruz. Biz o gariban yuvalarının birinde bir kermes yaptık. Odanın kapıların kırdı millet. İngiliz takım elbiseyi 100 bin liraya sattık beyefendi. En son biri geldi ben şunu şunu aldım ağabey beş kuruş param yok dedi. Helal olsun. Oradan toplanan 17 bin lirayla o okula hizmet verdik.

– Rotaryen Tarihçi Fahir Armaoğlu, Rotaryenler kendilerini toplumun gizli liderleri olarak görmektedirler diyor…

-Ben ne diyorum ki bizim şu kitabımız var -Rotary El Kitabı- burada hangi kulübün nerede toplandığı yazar.

– Bununla görünüşteki liderleri kendilerinin idare ettikleri asıl liderlerin kendilerinin olduğunu imâ ediyorlar ama?

-Bakın şunu bir çok kere izah ettim ama hiç üzerinde durmadınız. Biz sporun her dalında varız. Anlatabildim mi.. Biz de herkes bir sene başkanlık yapmak zorundadır. Bunun nedeni kulübü A’dan Z’ye tanımak içindir. Eğer biz bir üstünlük kurmak istiyorsak bir adamı başkan yaparız o adam da sittin sene başkan olarak gider. Biz de başkan, başkan yardımcısı, muhasip her sene baştan sona değişir. Kulüplerde değiştiği gibi Rotary’in genelinde değişir…

Notcağızım:
Yukarıda ismi geçen “Rotary’lerin El kitabı” adlı çalışmayı incelemek üzere Ahmet Bey’den aldım. Ancak bir türlü kısmet olup geri iade edemedim. Lakin kendileri dışında bu eseri takdim etmedikleri kendilerine has matbaalarda bastıkları bildiğim bir mevzuuydu ancak halkımın da bilgilendirilmeye ihtiyacı var. Bu iade işini uzattığım için Ahmet Bey umarım beni mazur görmüştür. Nasıl olsa Rotary dünya kardeşliği için çalışmıyor mu, bizimde bu kardeşlikte katkımız olmuştur elbet…

Umarım ABD’de ROTARAK’ları Irak’ta dünya kardeşliğini ihtisas ederler, Netekim Yahudi asıllı Paul Haris’te ABD vatandaşı olarak Rotary’i dünya çapında örgütleyerek az ter dökmedi zahir…

HAKAN YILMAZ ÇEBİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir