“KIZ MESELESİ“

Böyle açıklandı Akdeniz Üniversitesi`inde yaşanan son öğrenci olayları…Yaşanan bu olaylarda “kız meselesi“ ancak Birinci Dünya Savaşının ortaya çıkışındaki sırp milliyetçinin rolü kadar rol oynayabilir;yani görünen sebebdir,gerçek sebeb elbette daha derinlerde uzun zamana yayılmış bir şekilde yatıyor.
Tabi bu “kız meselesi“ni hafife alabiliriz anlamına gelmiyor,zira ne de olsa bizim kültürümüzde kan davalarına,aile ve hatta mahalle kavgalarına,en yakın dostların ayrılmasına,bir erkeğin parlak kariyerinin sönmesine hatta imparatorların arasının bozulmasına ya da düzelmesine sebeb olan bir konudur bu.İşte bu yüzden ben bu olayın gerçek sebebine değil görünen sebebine değinmek istedim.Çünkü görünen sebeb bile olsa,işin aslı faslı daha karmaşık da olsa bu konunun bir şekilde gündeme gelmesi bana birçok noktada dokunuyor;bir bayan olarak,bir eğitimci olarak,iki oğlu olan bir anne olarak…Belki de ben birçok şeyi çok ciddiye alıyorum ya da fazla ağır ablayım bu yüzden bu gerçeği kabullenemiyorum ve bana dokunuyor,o yüzden bu yazı birçok okura subjektif gelecek belki…İnsanın(daha doğrusu erkeğin) tabiatı bu şekilde kabullenmeli bunu belki…Yine de kimse beni ikna edemez bunun olması gereken olduğuna;okuyan, düşünen,varoluş kaygıları taşıyan bir gençlik söz konusu olsa idi ne böyle olaylar olurdu ne de kız meselesi.
Hal böyle iken yetişkinlere,ebeveynlere,eğitimcilere velhasıl karar ve yönlendirme konumundaki insanlara ne yapmak düşer bunu iredelemek istiyorum: Öncelikle gençliğin bu halini bir sorun olarak görmek gerekiyor,durumu normal ve olması gereken olarak vasıflandırmamalı;oysa ki bu haberi okuduğumda yapılan okuyucu yorumları arasında şu mahiyette yorumlara da rastladım: Milliyetçiler böyledir parklardaki sarmaş dolaş gençleri de dövdükleri vakidir…oysa ben eminim ki milliyetçi görüşe mensup olmayan bir çok ebeveyn de çocukları parkta oynarken ya da maaile sahilde gezerlerken serbestliğin sınırlarını zorlayan gençleri dövmek istiyorlar ;lafın gelişi dövmek dedim…elbette durum rahatsız olmaktan ve sözkonusu mahalden uzaklaşmaktan pek öteye gitmiyor.Hele ki müdahale et yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali öyle karşılık alırsınız ki manşetlere bile çıkma riskiniz vardır ya gerici-dinci ya milliyetçi olursunuz,yani bu tavrınızın sizin çocuğunuzu yetiştirme sitilinizle bir alakası yoktur.Sözkonusu özgürlüklerse neden benim çocuğumu yetiştirirken belli bir yöne kanalize etme özgürlüğüm ve hakkım yok?!(-ki eğitim zaten bir yöne kanalize etme durumudur-)
Evet, umumi parklardan,eğlence yerlerinden vazgeçtim çocuk parklarında bile bu manzaradan kurtuluş yok.Evde oturalım tamam ama televizyonu açtığımızda yine aynı manzara,hatta çizgi filimlerde bile aynı şeyler.Tek konusu sekiz yaşındaki bir çocuğun aşkı olan çizgi film bile durmadan dönüp duruyor ekranlarda.Oysa benim bir anne olarak çizgi filmlerden beklediğim,çocuğumun öğrenme merakını tetiklemesi, temel görgü ve ahlak kurallarını öğretmesi ve onu davranış değişikliğine sevketmesi.Bir çizgi filmden bu beklenir mi demeyin çocuğa farkettirmeden bunları aşılamak o kadar kolay ki eğer istenirse.
Bu konuda yapacak birçok yorumum ve önerim olmasına rağmen ne yazık ki belli bir kesimin dışındakilere muzdaripliğimi anlatabilme ve haklı görülebilme ihtimaline dair ümidimi yitireli çok oldu bu yüzden daha fazla açıklama yapacak enerji bulamıyorum
Yiyecek temiz ve sağlıklı bir lokma bulmanın bile zor bulunduğu bir dünyadan neler bekliyorum…bu yazının başlığını “ütopya“ mı koymalıydım?

HÜRRİYET GAZETESİ`NİN KABAHATİ VE ÖZÜRÜ:
Kabahat malum; ikinci harita vakası…Özürü yayınlamışlar internet sitelerinde en altta bir köşede,baştan savarcasına.Bu kabatin özürü bu mudur? Bana kalsa yarınki baskıda sürmanşet vermeliler bu özürü ki gözlerden kaçmasın
Ama elbette bu özür aynı zamanda bir itiraf olacak copypaste gazeteciliği yaptıklarına,liseli haylaz öğrenci gibi aşırarak,yardımcı ders kitabından kopyalayarak ödev hazırladıklarına dair.
Ve bu aynı zamanda hassasiyet mevzusudur.Hassasiyetlerinin olduğu konularda hiç yanlış baskı olmuyor ne de olsa!
Aynı hatayı iki kez yapmanın vahametini söylemeye bile gerek yok.Bir dizide geçen bir replik geldi aklıma: Bir adamla sabah karşılaşırsam önemsemem,öğlen karşılaşırsam tesadüf derim akşam karşılaşırsam çeker vururum.Merak ediyorum üçüncü harita vakası olacak mı? Olursa ne olacak?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir