Kukla Devlete “Deniz” Lazım

Suriye’de 23 Mart 2004 tarihinde  bir futbol maçında başlayan olayların gerisinde “Hangi nedenler yatıyor?..” denmiş ancak halihazırda nüfusu 7-8 milyondan 3 milyona düşen  – İsrail’in Avrasya kartı ve bu kart olmaktan öte gidemeyen kimliğiyle bize göre 1 NUMARALI KUKLA DEVLET Ermenistan’ın bu durumu İNCELENEREK; Suriye’deki bu hareketlenmenin uzun vadede nelerin başlangıcı olduğu analiz edilmemişti…

Peki bu hareketlenmeyle Ermenistan’ın ne alakası var?.. diyeceksinizdir. Niye Ermenistan diyoruz. Çünkü Ermenistan Türkiye ile Azerbaycan başta olmak üzere tüm kardeş halkların Cumhuriyetlerinin arasındaki tampon bölge. Biliyorsunuz iki yıl evveli bu tampon bölgeye Amerikancı yönetimin iktidara getirilmesiyle şimdilik Ermenistan kadar olmasa da Gürcistan’da dahil edildi. Yetmedi; Ermeniler bir de Gürcistan’ın sınırları içersine dahil olan Cevahati bölgesindeki Ermeni nüfusunu bahane ederek  burayı da çeşitli etnik oyunlarla istemeye başladılar.


Şimdi efendim az evvel Ermenistan’ın nüfusunun azaldığından bahsetmiştik değil mi; Peki buna sebep nedir?.. Tabi ki ekonomik koşullar…


Niye; çünkü bu devletçik Ortaasya Türk dünyasıyla bizim aramızda tampon olurken bizde onun yaşam sahasını kontrol altına alıyoruz. Oysa hani şöyle Rize, Trabzon civarlarından DENİZE ulaşsa çok şey değişecek. Çünkü DENİZ’e ulaştığı an önü, nefesi ufku açılacak. Karadeniz’den uluslar arası sulara girip ekonomisini, haliyle siyasi ve sosyal gücünü de artıracak. Bakarsınınız  gün gelir Ağabeyi İsrail sayesinde – bir ara Ermenileri iyiden iyiye kumpasa almak için “Ermeniler bizim vaftizli kardeşlerimizdir” diyorlardı; ağır siklet bir güreşçi olur da Türkiye şöyle bir iki elense çeker, Ağrı dağının eteklerinde çayıra davet eder…


 


Rahmi Koç daha 1990’lı yılların başında bu niyetle oluşturduğu ekibiyle Karadeniz’de fellik fellik gezip aylarca “barış havarisi” nutuklarıyla fink atmadı mı?.. Bereket Karadeniz Uşakları o üstün zekalarıyla meseleyi anında çözdüler de bu tezgahın önüne geçtiler.


Şimdi K. Irak’ta kurulmaya çalışılan  kukla devletin de Ermenistan’ın durumuna düşmemesi için bu defa Ermenistan’ın durumundan ders alınarak hareket ediliyor…


Yani kurulacak kukla devletin daha sonra ERMENİSTAN’IN DURUMUNA DÜŞMEMİSİ İÇİN ŞİMDİDEN DENİZE İNECEK SAHASININ OLUŞMASI GEREKİYOR!


 


       Şimdi bu konuyu açmadan evvel İsrail’in ABD üzerinden yürüttüğü Kürt kartından yakın dönem üç beş kelimeyle biraz bahsedelim:


Biliyorsunuz;  daha önce 36’ncı paralelin kuzeyindeki dar bölgede faaliyet gösteren peşmergeler. İsrail planları tabikince Bağdat’a kadar indiler ve etki alanları genişledi. Hem merkezde, hem bölgesel çapta Siyonist İsrail’in büyük amaçları için güçlendiriliyorlar. Artık bu güçlenmenin rüzgarı olan Kürt milliyetçiliği İran, Suriye ve Türkiye’de de yaşatılmaya çalışılıyor. Bir çok propaganda mihraki “Kürt devleti kuruluyor” şeklinde yayın yaparak kamuoyunu inandırmaya çalışıyor.


 


Bağımsız devlet bir yana, sözde –kendin pişir kendi ye – tarzı uluslararası geçinen lobiler ağzıyla tescil edilmiş bir federasyona ulaştıklarını tüm dünyaya ilan ediyorlar.  Avrupa diasporasında güçlü bir Kürt lobisi faaliyetlerini hızlandırdı.


Bu rüzgar ister istemez Suriye’deki Kürtleri de etkiliyor. Suriye’deki Kürtlere sirayet edince de, İsrail’in arzı mevud toprakları için Türkiye’nin Güneydoğusu’na sirayet etmek maksadıyla Suriye ile ilgili bir antrenman maçı yapıldı.


       ABD ‘Büyük Ortadoğu Projesi’nde kürtleri genel anlamda bir dayanak noktası olarak kullanıyor. Siyasi beylik deyimiyle söylersek “havuç ve sopa” siyaseti bu. Halihazırda Suriye, İran, Kafkasya’dan Mezopotamya’ya, Anadolu dahil olmak üzere bir çok bölgede Kürt nüfusu var.  ABD (hep üstüne basarak vurguluyorum) SİYONİZMİN EMELLERİ İÇİN o omurganın üzerine bir bina inşa etmek istiyor. Ancak her Kürt vatandaşını bu İsrail’in ABD üzerinden işlediği kukla devletin figüranı olarak görmemek gerekiyor. İçersinden bir çok alim çıkaran kürt kardeşlerimiz bizzat bu tezgahı bozacak kadar güçlü ve dirayetlidirler. Tabii her milletin haini ve ahmağı olacaktır; ancak bu hain ve ahmağı nitelerken bulunduğu ait olduğu kavimle değil şahsi ve grupsal olarak ele almak gerekiyor. Yoksa üç-bey çürük yüzünden kim bir çuval canım buğdayı heder eder ki; edene de YAZIKLAR OLSUN, ETTERENE DE?..


TEKRAR HATAY KISIKLI’DAKİ OLAY DÖNÜP HAL-İ MELALİ ÖZETLERSEK; KISIKLIDA YAPILAN PROVAYLA ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE YENİ ÇALIŞMALAR YAPILACAK. HATALAR VE SURİYE’NİN CEVABI İYE ÖLÇÜP BİÇİLDİKTEN SONRA GENEL BİR HAREKETE GİRİLECEK ARDINDA HATAY Kİ DİYALOG PROGRAMLARININ ÖZELLİKLE BURADA YAPILIYOR OLMASINA DİKKAT EDİN LÜTFEN; HATAY-İSKENDERUN KÖRFEZİNDEN KUKLA DEVLETE ULUSLAR ARASI BİR DENİZ YOLU AÇILMIŞ OLACAK.


BU DENİZ YOLUNUN AÇILMASIYLA EKONOMİDEN,SİYASETE KADAR KARŞINIZDA SİZİ YIPRATACAK  BİR “ JOKER KART”TA OLUŞTURULMUŞ OLUNACAK …


BU DURUMU KENDİ DÜNYA HAKİMİYETLERİ İÇİN SANHEDRİN VE TEPESİNDEKİ ÜÇ İNSAN ŞEYTAN (RABBİ HAHAM)  BÖYLE İSTİYOR OLABİLİR ; ANCAK  HATAY AMİK OVASI-ŞAM VE KUDÜS CEPHELERİ İÇİN YETİŞTİRİLEN  21.ASRIN FATİHLERİ; HZ. HIZIR ORDULARININ TEDRİSİNDEN GEÇEREK BU FİZİK VE METAFİZİK HESAPLAŞMAYA HAZIRLANIYOR Kİ BİLMEM BU DURUMU BİLMELERİ ONLARA  FAYDA VEREBİLECEK Mİ?..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir