KUL MUHAMMED VE MOLLA ABDULLAH

Çanakkale zaferinin 92. yıl coşkusunu yaşadığımız şu günlerde çok uzaklarda Avustralya’da yaşanan ve vicdan sahibi her müslümanın yüreğini sızlatacak, gözlerini dolduracak ve silkinip kendine gelmesine neden olacak yaşanmış bir hadiseyi paylaşmak istiyorum sizlerle.

Avustralya’nın keşfi sonrasında, buralara insanlar göçmen olarak gelip yerleşmeye başlamışlardır. Bu gelen kişilerin arasında Osmanlı tebaasından insanlar da vardır. Bu kişiler ile birlikte kıtanın bazı yerleri tam bir Orta Doğu görünümü alır. Özellikle Silver City şehri, içinde gezinen develeri ile konuya en iyi örnektir. Bu kentin en dikkat çeken simalarından birisi Molla Abdullah idi. (…)

Kendisi buralara ilk geldiğinde önceleri iş bulamaz, fakat sonra halkın, güvenilir et konusunda et satıcılarına güvenmediğini görünce kasaplık yapmaya başlar.

Molla Abdullah’dan bir süre sonra yine aynı şehre, Kul Muhammed adında bir Türk genci gelir. Kul Muhammed de ucunda Türk Bayrağı sallandırdığı tahta bir araba ile başlar Osmanlı dondurması satmaya(…)

Molla Abdullah ile Kul Muhammed zaman içerisinde sıkı bir arkadaşlık kurarlar Artık akşamları işleri bittiği gibi bir araya gelmekte vatan hasretlerini birbirleriyle gidermektedirler. İşleri de çok iyidir ama güzel günler pek uzun sürmez. Zira Osmanlı Devleti yani biricik vatanları ile ilgili kötü haberler almaya başlamışlardır.İlk aldıkları haberlerden biri de dört kendini bilmez milletin Osmanlı’ya savaş açtığıdır. Osmanlı Devleti ise büyük bir acziyet içerisindedir. Tükürüğü ile boğacağı bu topluluklara karşı büyük bir hezimete uğrar. Halbuki Balkan savaşına katılmak isteyin Kul Muhammed ve Molla Abdullah günlerdir hazırlık yapmaktadırlar. Osmanlı’nın yenilgi haberini alınca çok üzülürler Tüm hazırlıkları kala kalır. Bir süre sonra bu kez daha dehşetli bir savaş başlar. 1. Dünya Savaşı. İngilizler bu savaş için Avusturalya’nın her yerinden asker toplamaktadır. Bunu duyan Kul Muhammed ve Molla Abdullah hemen askerlik şubesine giderek askere yazılmak ister. Ancak yetkililer bunu kabul etmez

Siz osmanlısınız, derler. Halbuki biz İngilizlerin yanında Osmanlı’ya karşı savaşmaya gidiyoruz.

Tüm ısrarlarına rağmen olumlu bir cevap alamazlar. Israrın artması üzerine Avustralyalı yetkililer daha fazla ısrar etmemelerini, yoksa kendilerine savaş esiri muamelesi yapacaklarını söylerler.

Molla Abdullah ile Kul Muhammed bu tavır karşısında yılacak pes edecek insanlar değillerdir. Hemen o gece neredeyse sabaha kadar ne yapacaklarını konuşurlar. Evet ülkelerine gidemiyor, düşmana karşı vatan müdafaası yapamıyorlardı. Fakat bu, kesinlikle düşmana karşı boş duracakları anlamına gelmezdi. Mademki bu topraklardan çıkmalarına müsaade edilmiyordu öyleyse bu topraklarda mücadele edeceklerdi.

Kul Muhammed çok iyi silah kullanıyordu. Molla Abdullah’da birkaç gün süren sıkı bir eğitim sonrasında gayet iyi bir duruma geldi. Ellerinde avuçlarında ne varsa silah ve cephane alımına verdiler. Artık harekete geçme zamanı gelmişti. Her gün vagonlar dolusu insan askere alınıyor ve trenlerle limana sevk ediliyordu. Bulundukları kentin yakınında ki Broken Hills Dağı’nın yanından da bir tren yolu geçiyordu. İşti tam bu trenin geçtiği boğaza mevzilenecekler ve düşman askerlerinin geçişine engel olacaklardı.

1 Ocak 1915 günü bütün hazırlıklarını tamamlamış olarak burada mevzilendiler Aynı gün içerisinde binden fazla askerin bulunduğu bir tren buradan geçecek ve limana sevk olunacaktı. Tren yolunda bir dondurma arabası duruyordu ve üzerinde de kırmızı bir bayrak vardı. Tren durmak zorunda kalmıştı. Trenin etrafında treni korumakla görevli olan atlı birlikler tepede aynı bayraktan bir adet daha sallandığını gördüler silahlarını tepeye doğrulttukları anda tepeden trene kurşun yağmuru başladı. İçerisinde ki onlarca ölü ile birlikte tren geri dönmek zorunda kaldı. Hemen bölgeye güvenlik birlikleri gönderildi. Onlar yetersiz kalınca askeri birlikler sevk olundu. Yeni getirilen kuvvetler değişik yönlerden bu kahraman insanları çembere almaya çalıştılar.Kendileriyle çarpışan kuvvetlerin en azından bir tabur olduğunu düşünüyorlardı. Saatler geçti çarpışmanın çok şiddetli olduğu bir anda Kul Muhammed şehit düştü.

Molla Abdullah hala direnmeyi sürdürüyordu. Derken iki kahraman insanımızın bulunduğu yerden hiç ses gelmez oldu. Avustralyalı askerler yavaş yavaş yaklaştılar.kan içinde kalmış silahlarına sıkı sıkı sarılmış iki kişi bir kayaya yaslanmış yatıyorlar.Sadece Kul Muhammed’in üzerinde 21 adet kurşun yarası sayıldı. Onları asıl şaşırtan iki kişi ile karşılaşılması oldu halbuki onlar en az 50 kişi ile çarpıştıklarını düşünmekteydiler.

İki şehidimizin naaşlarını, silahlarını ve arabayı alarak şehre götürdüler. Ama korkuları henüz geçmiş değildi. Avustrulyalı askerler uzun süre dağlarda başka Türk olup olmadığını aradılar. Ama aradan uzun bir zaman geçmesine rağmen dağlarda başka Türk bulamadılar. Molla Abdullah’ın üzerinden “Bu yaptığımızı Allah ve Sultanımız adına yapıyoruz. Cihadımız hak yolunadır, Ne yaptığımızı bir biz bir de Allah biliyor” şeklinde yazılı bir kağıt çıktı. Avustralya’da haftalarca kahraman şehitlerimiz ve onların bu hadisesi konuşuldu.

Bu hadise Avustralya tarihine “Broken Hills Savaşı” olarak geçmiştir iki şehidimizin mezarı bugün bilinmiyor. Ama arabaları silahları ve bayrakları Avustrulya’da bir müzede saklanmaktadır. Büyük bir askeri birliğe karşı savaşırken siper olarak kullandıkları kaya da bugün Türk Kayası olarak biliniyor.

Ve geriye kalan ise bizlerin bu olaya bakarak alacağı ibrettir Dünyanın bir ucunda Allah’a ve Sultana bağlılıkları ve vatan sevgileri ile bir devlete kafa tutabilen bu insanlar acaba bu cesareti nereden bulmuşlardı? İşte haftalarca yabancı basın bu sorunun cevabını aradı. İngilizler Bu harekattan çok korktular. Çünkü bu hareket sonrası Avustralya’da bulunan 500 civarında ki Afgan devecide isyan etmiştir.

İşte hikayemiz bu. Bu hadiseye yorum yapmaya gerek yok. Bu cürmü küçük ama kendisi büyük hadiseyi sizlerle paylaşarak şu an acınacak durumda olan bir milletin nasıl bir ecdadın torunlu olduğunu anlatmak ve ümitlerinizi sıcak tutmak istedim sadece. Kul Muhammed, Molla Abdullah ve binlerce şehidimizin ruhu şaad olsun. Fatihalarınızı bu kahramanlardan eksik etmeyin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir