Kurtlar Vadisi’nin Şeyhi Gassan

Gassan (Hasan) Mesud’u artık tanımayanımız yok. Beyazperde için iyi bir cevherdi, ortaya çıkarıldı. Önce Ridley Scott’un yönettiği ‘Cennetin Krallığı’nda, Kudüs’ü fetheden başkomutan Selahaddin Eyyübî olarak karşımıza çıktı, ardından da Kurtlar Vadisi Irak’ta Şeyh Abdurrahman Halis Kerkükî rolüyle.

Her iki filmde de gösterdiği performansla dikkat çeken Gassan Mesud, aslen Suriyeli ve orada yaşıyor. Suriye yapımı birçok filmde rol alan Mesud, Şam Yüksek Tiyatro Enstitüsü ve Şam Müzik ve Drama Okulu’nda dersler veriyor. Müslüman sinemacılar ve Hollywood için yeni bir yüz olan oyuncu, Kurtlar Vadisi Irak’ta, teröre karşı tutumu, birleştirici tavrıyla İslâm’ın hoşgörülü yüzünü yansıtmıştı. Özellikle okuduğu Kur’an-ı Kerim ayetleri ve Peygamber Efendimiz’den naklettiği hadislerle Kurtlar Vadisi Irak’ın Polat Alemdar’dan sonraki belki de en baskın karakteriydi. Medya, Polat Alemdar karakteri üzerine gittiği için gündeme fazla (belki de canlandırdığı tarikat şeyhi rolü yüzünden) gelmeyen Gassan Mesud, Suriye’nin başkenti Şam’da sorularımızı cevapladı.

Kurtlar Vadisi, Irak’ta yaşananlar gerçekleri ne derece anlatıyor?

Günümüz medyasının devleri diye sınıflandırdığımız gruplar, ABD’nin ve Avrupa’nın elinde. Dolayısıyla bu ülkeler, medyayı çıkarları doğrultusunda yönlendirmekte. Fakat Kurtlar Vadisi Irak, gerçekleri tüm çıplaklığıyla seyirciye sunuyor.

Filmin ABD’ye duyulan öfkeyi artırdığı yorumlarına katılıyor musunuz?

Bu bir film… Amerikan kuvvetlerinin Guantanamo’da, Irak’ta, Ebu Gureyb’de yaptıklarını görmemize rağmen, maalesef hem İslam aleminin, hem de Arap kamuoyu ve yönetimlerinin net bir tavır ortaya koyamadığını düşünüyorum. Keşke bunlar tam olarak yansıtılabilse… ABD, halklarımızın iç işlerine fütursuzca karışıyor. İç işlerimiz derken bütün dünya halklarını kastediyorum. Dünyanın bir ucundan kalkıp bir yere gidiyor ve oradaki insanların hayatlarını zehir ediyor. Bush, 11 Eylül saldırılarından sonra yaptığı ilk açıklamada, ‘Hayat tarzımıza tecavüz ediyorlar, dünyanın neresinde olursa olsun onların peşinde olacağız.’ demişti. Kendisi de uçakla, füzeyle, tankla dünyanın üzerindeki hayat tarzlarını değiştiriyor, yerine Amerikan hayat tarzını öneriyor.

Canlandırdığınız Kadirî şeyhinin nasıl bir misyonu var sizce?

Filmde farklı bir direniş liderini canlandırıyorum. Bu Kadirî şeyhi, fazla ön planda olmayan manevî bir lider. Bazı dış medya organlarının direniş olarak göstermeye çalıştığı eylemlere; patlamalara, intihar saldırılarına, insan kaçırmaya karşı. Evini tüm Iraklılara açıyor, mezhebi, inancı ne olursa olsun, onların tek çatı altında kalmaları için çalışıyor. Iraklılara sabretmelerini ve bağımsızlığı iç dünyalarında bulmalarını öğütlüyor.

Filmin siyasi açıdan ön plana çıkarılması sanatsal yönünü gölgeliyor mu?

Hayır, kesinlikle. Bence bu, teknik olarak da, sanatsal yönden de izleyiciyi cezbeden bir sinema filmi. Siyasi yönü, sanatsal yönünü gölgelemiyor. Aksine savaş sahnelerinden oyuncuların performansına kadar tüm bileşenler, filmin seyirciye ulaştırmaya çalıştığı mesajda önemli rol oynuyor.

Filmin Suriye ve Arap âleminde nasıl karşılanmasını bekliyorsunuz?

Kanaatimce Türkiye’deki yapımcılar Kurtlar Vadisi Irak filmini Suriye ve diğer Arap ülkelerine ulaştırmakta geç kaldı. New York’ta Cennetin Krallığı’nın galasının yapıldığı gece, Şam’da filmin açılışını yaptık. Bu da film için çok büyük reklam oldu. Filmi taze bir şekilde ulaştırmamız, seyircileri daha fazla etkiledi ve inanılmaz bir etkileşim oldu. Seyirci sayısı tahmin edilenden kat kat fazla oldu.

Necati Şaşmaz’ın oyunculuğu eleştiriliyor; siz ne düşünüyorsunuz?

Necati Şaşmaz yetenekli, mütevazı, terbiyeli, mükemmel bir insan ve sanatçı. İleride daha da başarılı olacağına inanıyorum. Ben Necati’yi çok sevdim.

Türklerle tekrar ortak çalışmalar yapmak ister misiniz?

Keşke öyle bir imkan olsa. Benim hazır sayılabilecek bir çalışmam veya projem yok; fakat temennim, ortak sayılabilecek kültüre sahip Türkiye-Suriye arasında sinema, tiyatro vs. gibi kültürel etkinlikleri çoğaltmak ve geliştirmek. Ben bunun için hazırım. Türkiye’den bazı yönetmenler de “Bizimle çalışır mısınız?” diye sordular, ben de “Keşke” dedim. ABD’de Hollywood var. Neden Türkiye, Asya’nın Hollywood’u olmasın ki?

Türkiye’yi nasıl buldunuz?

Harika. Türkiye’de iken hiç yabancılık çekmedim. Şam’dan çok farklı bir yerde hissetmedim kendimi. Bunun en büyük nedeni, aramızda birçok ortak noktanın olması. Bunların başında da din geliyor. Kültürlerimiz arasındaki benzerlik sayılmayacak kadar çok. Bunun haricinde Türkiye, gelen misafire kendisini sevmesi için yardım ediyor. Ben Türkiye’yi ve özellikle İstanbul’u çok sevdim ve oradan çok güzel anılarla ayrıldım.

Nazif Erişik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir