Mabetsiz şehrin kutsi sığınağı

Ankaralılara “İstanbul”un manevi ruhunu” yaşatan Hacı Bayram Veli, sadece din adamı değil aynı zamanda tarihe yön veren, Anadolu iktisadi kalkınmasını başlatan bir veli.

Fethin manevi mimarını yetiştiren Hacı Bayram Veli”nin camii ise hüzünlü bir ilgisizliği yaşıyor.
Osman Yüksek Serdengeçti mabetsiz şehir olarak tanımlamıştı Ankara”yı… Her şey var başkentte; modern binalar, sık caddeler hatta denizi andıran devasa göletler… “Mabetsiz şehir”de olmayan, yapımı başarılamayan tek şey tarihi ibadethaneler… İstanbul Suriçi”nde tek bir caddede bulunan tarihi ibadethane sayısı bile Ankara”dakilerden daha fazla.

Mutluluğunu bir dilek tutarak ebedileştirmeyi arzu eden, çaresizliğini kutsi bir mekanda dua ile çözmek, farklı bir ortamda kendini sorgulamak isteyen Ankaralıların tek durağı ise Hacı Bayram Veli…

Ankara”nın meşhur Anafartalar Caddesi”nden yukarı çıkıp sol tarafa dönerseniz, büyük bir kalabalıkla karşılaşıyorsunuz. Kitapçısından büyük marketlerine kadar birçok salaş işyeri var ve bunlar müşterilerine özensiz davranıyor. Dolmuşa inip binenler, güvercin sesleri ve Saman Pazarı”nın kendine has gürültüsü sıkıyor insanı. Çıkıp gitmek istiyorsunuz bu semtten; adımlarınız hızlanıyor ve bir an önce kavuşmak istiyorsunuz, tarihe yön gösteren velinin mekanına…

Hacı Bayram Veli Camii”nin geniş meydanına tam geldim dediğiniz an önce dilenciler, sonra seyyar satıcılar sarıyor etrafınızı. Tamam, az kaldı kutsi buluşmaya diyerek bir sabır daha çekersiniz ve ulaşırsınız Ankara”nın en büyük huzur adasına… Bir dost sesi, külli bir dua ve kalplerde açılan yeni kapılarla ayrılırsınız bu huzur adasından. Caminin geniş alanında ev sahipliği yapan güvercinler her gelene “hoşgeldin” dercesine yaklaşır. Hacı Bayram Veli Camii”nin bahçesi ise bildik portreler barındırır: Sünnet ve gelin arabaları, yeni bebeği olan heyecanlı ebeveynler, uzak kentlerden buraya ulaşarak bir nefes almaya çıkmış ihtiyarlar, yıllardır çayını burada içen ahbaplar, gençler, simitçilerin ve sebillerin arasında pervane olmuş çocuklar ve illa duaya kalkmış eller, nurlu çehreler…

Hacı Bayram Veli günde yaklaşık bin kişiyi ağırlar burada. Yüzyıllar öncesinden uzanan bir dostluk ve hoşgörü mesajıdır bu alan. Dikkatli bakan gözlerden memnun bir Roma mabedi ile onun hemen yanındaki mahalde inşa edilmiş Hacı Bayram Camii, dinler arası sıcaklığı anlatır her daim. Peki çağrısı asırlar ötesinden insanlara sıcak gelen bu derviş kimdir? Kimdir milyonlarca kişinin sığınağı olan ve tarihin bilinmeyen bu kahramanı?

Zülfazıl köyünde başlayan yolculuk

Orta Asya”dan yapılan göçler sonucu Oğuz boyları, Ankara, Sinop, Bursa üçgeninde yerleşirler. Anadolu bu Türk boylarının elinde bir asırdan biraz fazla zaman içinde İslamlaşmış ve Türkleşmiştir. Bu dönemin genç Numan”ı, Oğuz boylarının yoğun olarak bulunduğu bu üçgen içinde yer alan Ankara”nın Çubuk Çayı üzerinde şirin bir Anadolu köyü olan Zülfazıl (bugünkü adı Solfasol) köyünde doğar. Annesinin adı hakkında açık bir bilgi mevcut değildir ancak Solfasol köyü yakınlarındaki mezarında Arapça olarak “Bu Hacı Bayram Veli”nin annesidir” şeklinde bir ibare bulunuyor.

Numan, küçük yaştan itibaren ilim tahsiline başlar. Ankara”da ve Bursa”da bulunan âlimlerin derslerine katılarak, tefsir, hadis, fıkıh gibi din ilimleri ve fen ilimleriyle meşgul olur. Kısa zamanda ilim yolunda mükemmel bir şekilde yetişen Numan, Hacı Bayram Veli lakabını alma yolunda ilerler ve Ankara”da Melike Hatun Medresesi”ne müderris olur.

İlimdeki üstünlüğüne rağmen müderris Numan”ın ruhunda bir sıkıntı vardır. Bu sıkıntıdan ancak bir mürşid-i kamilin huzuruna varmakla kurtulabileceğini düşünür. 1390″lı yılların başında müderrislik yaptığı sıralarda, Kayseri”de Somuncu Baba olarak bilinen Şeyh Hamideddin Veli Hazretlerinden davet gelir. Numan bu daveti kabul eder ve Kayseri”ye gider. Müderris Numan, üstün bilgisine rağmen bu şeyhten tasavvuf disiplini altında yürüme ve ilerleme kurallarını, zahiri ve batini ilimlerin değişik yönlerini, İslam tasavvuf felsefesini yüksek derecelerde öğrenir.

Bir kurban bayramı günü karşılaştıkları için şeyhi ona “Bayram” adını verir. Şeyhi Somuncu Baba”yla Hac ziyaretinde bulunduğu için “Hacı Bayram” adını alır. Hac ziyaretinden sonra Ankara”ya gelerek dinin emir ve yasaklarını insanlara anlatmak, onlara doğru yolu göstermek için çalışır. Her gün pek çok kimse huzuruna gelir, hasta kalplerine şifa bularak gider. Talebeleri gün geçtikçe çoğalmaya, akın akın gelmeye başlar. Kısa zamanda ismi her tarafta duyulur.

İstanbul”un manevi fatihi

Kısa zamanda ünü Ankara sınırlarını aşan Hacı Bayram Veli”nin düşünceleri günden güne yaygınlaşınca, onu çekemeyenler kendisini yıkmak için aleyhinde dedikodu çıkarır. Hatta fesad düşüncelerini Edirne”de bulunan Osmanlı Padişahı II. Murat”a kadar duyururlar. Bunun üzerine II. Murat, Hacı Bayram Veli”yi Edirne”ye getirterek onu sarayında dinler. Tuttuğu yolun faydalı ve iyi olduğunu öğrendikten sonra büyük bir saygı ile Ankara”ya dönmesini ister.

Ankara”ya dönmeden önce II. Murat”la aralarında geçen konuşmada 2. Murat: “Ah efendim, şu İstanbul”u fethetmeyi çok isterdim, bilmem bize nasip olur mu?” diye sorar. Hacı Bayram Veli bir müddet sessiz kalır, tefekküre dalar. “Hayır sultanım bunu ne sen görürsün ne de ben” diyerek ayağa kalkar ve köşede uyuyan şehzade Fatih”i göstererek: “Şu beşikte yatan yiğit görse gerek” diyerek İstanbul”u Fatih Sultan Mehmet”in fethedeceğini söyler.

Akşemsettin”in hocası

Hacı Bayram Veli”nin derin bilgisi, kuvvetli inanç ve imanı, irşadlarındaki kuvvetli hatipliği Fatih Sultan Mehmet”in hocası Akşemsettin tarafından duyulur. Akşemsettin Hazretleri Hacı Bayram Veli”nin talebesi olmak için Ankara”ya gelir. Fakat şeyhin dükkan dükkan dolaşıp para topladığını görünce, yanına gidip hikmetini sormadan “Evliya para mı toplar, buralara boşuna gelmişim” diyerek oradan ayrılır ve Mısır”a doğru yola çıkar. Haleb”e geldiği gece rüyasında zorla boynuna bir zincir takıldığını ve Hacı Bayram Veli”nin eşiğine bırakıldığını görür. Bu rüya üzerine Akşemsettin yaptığı hatayı anlayarak derhal Ankara”ya döner.

Akşemsettin Ankara”ya geldiğinde Hacı Bayram Veli”nin talebeleriyle ekin biçmeye gittiğini öğrenir. Hemen tarlaya giderek talebelerle birlikte ekin biçmeye başlar. Fakat Hacı Bayram Veli ona hiç ilgi göstermez. Yemek vakti geldiğinde Hacı Bayram Veli talebelerini etrafına toplayarak yemek yemeye başlar. Yine Akşemsettin hazretlerine hiç ilgi göstermez ve onu yemeğe davet etmez. Akşemsettin yaptığı hatayı anlayarak kendi kendine; “Ey nefsim! Sen Allah”ın büyük bir veli kulunu beğenmezsen, işte böyle yüzüne bile bakmazlar. Senin layık olduğun yer burasıdır” diyerek, köpeklerin yanına yaklaşıp, onlarla beraber yemeğe başlar.

Hacı Bayram Veli hazretleri, Akşemsettin”in bu tevazuuna dayanamayarak “Kalbimize çabuk girdin, yanımıza gel” diyerek kendi sofrasına oturtur. Sonra ona “Zincirle zorla gelen misafiri, işte böyle ağırlarlar” diyerek onun gördüğü rüyayı, keramet göstererek anladığını bildirir.

Akşemsettin bundan sonra hocasının yanından hiç ayrılmayarak, Hacı Bayram Veli”nin teveccühleri altında kısa zamanda bütün talebe arkadaşlarının önüne geçerek Hacı Bayram Veli”nin hilafetine nail olur.

Bayramilik ve Anadolu”nun iktisadi kalkınması

Hacı Bayram Veli Ankara”da Nakşibendi, Halveti ve Ebherilik tarikatlarını birleştirerek Bayramilik adında yeni bir tarikat kurar. Hacı Bayram Veli tarafından Ankara”da kurulan bir Türk tarikatı olan Bayramiyye tarikatı, aynı zamanda Anadolu”da doğup büyüyen bir mutasavvıf tarafından kurulmuş olan ilk Türk tarikatı olarak biliniyor.

Bugünkü Hacı Bayram Camii”nin olduğu yerde Ak Medrese”de eğitim ve öğretim verir. Caminin altındaki çile odasında 40 gün süre ile ibadet, tefekkür, zikir, az yemek ve susmak gibi uygulamalarla nefsini ıslah eder. Hacı Bayram Camii”nin altında bu amaçla üç tane çile odası inşa edilmiştir.

Hacı Bayram Veli”nin tasavvufla ilgili görüşleri kendinden sonra gelenlerce belli bir inanç düzeni olarak benimsenen Bayramilik”te son şeklini almış.

Vahdet-i vücut yani varlık birliği anlayışına sahip, insanla Allah”ı birbirine yaklaştırma amacını güden Bayramiliğin temelleri 3 önemli dayanaktan oluşuyor: Cezbe, muhabbet ve sırr-ı ilahi. Cezbe Allah”ın kulunu kendi kendine çekmesi; muhabbet, kulun sadece Allah”ı istemesi ve Allah”ın da bu kula yüce haller vermesi; sırr-ı ilahi ise tarikat ve vahdet sırlarının tasavvufa yabancı olanlara açılmayıp gizlenmesidir.

Bayramilik, dünya hayatında kimseye yük olmamak, alın teriyle kazanmak ve geçim zorlukları karşısında başkalarının yardımına koşmak prensiplerin içine alıyor. Bu anlayışa göre de gerek özel hayatında, gerekse devlet büyükleriyle olan ilişkilerinde Hacı Bayram Veli”yi maneviyata aşırı düşkün mistik bir mutasavvıf olmaktan çok, hayatın pratik ve yaşanılır gerçeğine kolayca uyum sağlayabilen, dünyayı ihmal etmeyen, müridlerini son derece disiplinli yetiştiren, çalışma ve hayat mücadelesine teşvik eden, günün büyük kısmını tarlada, bağda çalışarak geçirip, ibadetlerini ve işini gücünü zamanında muntazaman yerine getiren bir hayat adamı olarak görüyoruz.

Hacı Bayram Veli, talebeleriyle birlikte tarlaları işledi, ticareti öğretti. Bu anlamda Anadolu”nun manevi kalkınmasına katkı sağladığı gibi iktisadi kalkınmada da öncülük etti.

Bayramiye yolu devam etmiş

Orhan Gazi, I. Murat, Yıldırım Bayezid, Çelebi Mehmet ve II. Murat devirlerini gören ve kurduğu Bayramilik tarikatı ile Anadolu”nun manevi yapısının şekillenmesinde büyük katkıları olan Hacı Bayram Veli, 1430 yılında Ankara”da vefat eder. Tekkeler genelde yenilen, içilen, yatılan bir yer ve zikir çekilip namaz kılınan bir mekandan oluşur. Ankaralılar bu büyük insana bir tekke inşa etmek ister ve bu mekanın Ankara Kalesi”nin kuzey batısında yer alan yüksekçe bir tepenin üzerinde kurulmasına karar verilir.

Hacı Bayram Veli ömrünün sonuna kadar İslamiyeti yaymak için uğraşır. Talebelerine ve sohbete gelen herkese, Allah”ın emirlerini bildirip yasaklarından kaçınmanın şart olduğunu söyler. Türbesi ve kendi ismini taşıyan camii Ankara”nın Ulus ilçesinde bulunuyor. Onun vefatından sonra Bayramiyye yolunu, talebelerinden Akşemsettin ve Bıçakçı Ömer Efendi devam ettirmiş.

Hacı Bayram Veli yasaklanır mı?

Cumhuriyet idaresinde türbelerin kapatılma kararı çıktıktan sonra, Hacı Bayram Veli hazretlerinin türbesine de kilit vurulur.

Fakat sabahleyin türbenin önünden geçenler kilidi kırık, kapıyı da ardına kadar açık görürler. Olayın birkaç defa tekerrür etmesi üzerine ilgililerden biri “Böyle şey olmaz, bu kapıyı elbette bir açan var” diyerek bunun için iki polis görevlendirilir. Polisler aldıkları emirle türbenin önünde sabah ezanı okununcaya kadar beklerler. Sabah vakti aniden kilidin çıkardığı “çat” sesiyle irkilirler. İşte o zaman açılan kapıdan Hacı Bayram Veli”nin tebessüm ederek kendilerine baktığını görürler

. Türbeyi bekleyen polislerden biri şaşkınlıktan düşüp bayılırken, diğerinin dili tutulur. Bu olaydan sonra bir daha hiç kimse kapıda nöbet tutmaya cesaret edemez.

Hacı Bayram Veli, bugün Ankara”nın tam ortasında yer alan Zülfazıl köyünde doğdu. Günümüzde bir semt konumunda olan Zülfazıl”ın ismi 12 Eylül”den sonra Solfasol olarak değiştirildi.

Gökçek: Hacı Bayram”a yatırım yapamadım; çünkü müsaade etmediler

Hacı Bayram Veli Camii”nin bulunduğu alana her gün binden fazla insan geliyor ve fakir zengin herkes mutluluk kadar hüznü de bu camide yaşamak istiyor. Ancak cami çevresinin salaş görüntüsüne ve ziyaretçilerin ihtiyaçlarının karşılanamamasına bir çözüm bulunamadı. Ankara”da tam 3 dönemdir belediye başkanlığı yapan Melih Gökçek”e Hacı Bayram bölgesini niçin yeniden inşa edemediklerini sorduğumuzda şu cevabı aldık: “Hacı Bayram Veli Hazretleri Ankara”nın çekim merkezidir. Bu merkezin önce Hacı Bayram Veli”ye sonra Ankara”ya yakışması gerekir. Ben istimlak için tüm hukuki alt yapıyı hazırladım. Düzenleme için projeleri sunduk ama mahkemenin bilirkişi tayin ettiği Mimarlar Odası bizim düşündüğümüz istimlak bedelinin 20 katı kadar değer biçti. Metrekare başına zamanın parasıyla 350 milyon lira fiyat biçildi. Bizim de bu parayı karşılayacak gücümüz olmadı. Hacı Bayram”ın sadece yakın çevresinin değil, o bölgenin yeniden elden geçmesi gerekiyor.”

Nursel Dilek

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir