MAHALLE BASKISI

Köylünün biri kasabaya giderken eşeği uçurumdan aşağı yuvarlanır. Köylü başlar ağlamaya. Tam o sırada yanına gelen biri sorar: “Neden ağlıyorsun?”. Köylü, “Eşeğim uçurumdan aşağı düştü, mahvoldum, her şeyimi kaybettim” diye cevap verir. “Üzülmene gerek yok” der karşısındaki. “Ben Hızır’ım, ne dileğin varsa yerine gelmesi için dua edeceğim”. Bunun üzerine köylü uzun uzun düşünür ve şöyle der: “O zaman tek dileğim var. Komşumun eşeği de ölsün.”



İşte bizi bu hale düşüren tipik şark anlayışı. Bizim aydınlarımız da ne yazık ki aynı kafada. Son günlerde Prof. Binnaz Toprak ve ekibinin gündeme getirdiği bir tartışma var. Güya bir araştırma yapmışlar ve “Türkiye’de mahalle baskısı var” sonucuna varmışlar. Bu arada Binnaz Toprak’ın bizzat okulda mahalle baskısı yaptığına dair bilgiler var: Öğrencilerinden biri şunları yazmış: “Derste sigara içenler ellerini kaldırsın” der, el kaldıranlara şöyle bir bakıp, “aptalsınız, aklı olan genç insan sigaraya başlamaz” der, sonra da sigara molası verir. Eğer bunun adına “mahalle baskısı” deniyorsa, bunu yapmayan insan yok.



Bugün gazetesinde Gülay Göktürk şunları yazıyordu: “Binnaz Toprak ve arkadaşlarının yaptıkları araştırma ortaya çıktığından beri bir endişem vardı. Bu araştırmanın yasakçı politikalara alet edilmeye çalışılması… Çünkü bizde ne zaman “İslami” ya da “muhafazakar” etiketli bir suç işlense, ya da bir baskı olayı ortaya çıksa, birileri hemen din ve inanç özgürlüklerine karşı bir Haçlı Savaşı başlatmaya girişir. Derhal yasaklama, kısıtlama talepleri sökün eder.”



Söz konusu araştırmanın ne kadar bilimsel olduğu ayrı bir mesele. Fakat bir an için doğru olduğunu kabul edelim. Yani diyelim ki Anadolu’da bazı azınlıklar üzerinde mahalle baskısı var. Bu baskıyı yapanlar da bir kısım cemaatler, partiler, sivil toplum kuruluşları vs. Elbette her örgüt, öncelikle kendi üyelerinin menfaatlerini korumak için kurulur. Diyelim ki bir grup esnaf bir araya gelir ve bir işadamı derneği kurar. Bu derneğin kendi üyeleri lehine bir baskı grubu oluşturması son derece normal. Öncelikle kendi üyelerine destek olmasından, onlara yardım etmesinden daha doğal ne olabilir? Bunun eleştirilecek bir yönü yok. Bu derneğin üyesi olmayanlar kendilerini dışlanmış hissedeceklerdir. Bu da çok normal Böyle oluyor diye bu derneğin yasaklanması gerekmez. Burada yapılacak olan şudur: Başka meslek grupları da kendi aralarında örgütlenip, dernek, oda vb. baskı grupları oluştururlar ve böylece kendi üyelerinin şartlarını iyileştirme yolunda çalışmalar yaparlar.



Bizim aydınımız, tıpkı hikâyemizdeki köylü gibi, baskı gruplarının yasaklanmasını istiyorlar. Güya insanların baskı altında kalmasından şikâyet ederken, karşı taraf üzerinde de baskı kurulması için bir yerlere mesajlar veriyorlar. Oysa burada yapılması gereken şu: Karşınızda güçlü cemaatler var diye kendinizi baskı altında mı hissediyorsunuz? Siz de bir cemaat kurup üyelerinize destek olabilirsiniz. Parti, dernek, vakıf veya herhangi bir baskı grubu kurmanıza engel mi var? Dahası hiçbir şey yapamıyorsanız sanal âlemde çok kolay organze olabilir, sesinizi duyurabilirisiniz. Bu konuda bir engel mi var? Eğer varsa bu tür engellerin ortadan kalkması için hep birlikte mücadele edelim. Mesela daha özgürlükçü bir anayasanın yapılmasına katkıda bulunalım.



Bu arada Filistin’de sürdürülen vahşetten dolayı İsrail’i kınıyor, içinde zerre kadar insani değerler taşıyan herkesi göreve çağırıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir