MARCONİ’NİN CENAZE TÖRENİNE KİM TAYY-İ MEKANLA GİTTİ

Edison cennete mi gidecek yoksa cehennemi gidecek tartışmasında her bir uzman kendine göre yorum yaptı. Kimine göre kesin inanmayanlardan kimine göre ise insanlığa büyük hizmet ettiği için gerçek bir inanan. Bunu en iyi bilen muhakkak yaratandır. Niyabetinde kaplar farklı olsa da su birdir der bazı büyükler. Edison benzeri birçok bilim adamı insanlığa çok büyük faydalar ve icatlar ederken acaba bunları nasıl elde ettiler. Newton yerçekimi kanunun buluncaya kadar binlerce deney yapmış. Çalışmış ve üretmiş. Bu çalışıp üretenlerden birisinin hayatı bizi de yakından ilgilendiriyor aslında. Ben şimdi size ne Edison`u ne de. Edison`un asistanı Nikola Telsa`dan bahsedeceğim. Merak edenler Nikola Telsa`nın ne kadar hayatının gizemli olduğunu bilir. O dönemde Nikola Telsa`nın en büyük rakibi olan ve Edison ile her zaman dirsek teması olan Marconi`den bahsetmek istiyorum. Diğer bir asistan olan Charles Batchelor sinema filmlerinin seslendirilmesi üzerine deneyler yaptığını buradan hatırlatmakta fayda var.O dönemde birçok bilgi Edison ve etrafında mı dönüyordu acaba oda ayrı bir araştırma konusu� Hatırlatalım İtalyan Guglielmo Marconi, Manş Denizi üzerinden radyo dalgalarıyla mesaj iletmeyi başaran kişidir. Marconi radyo dalgalarını bulan kişidir. Nicola Telsa bu keşfini 6 ay önce yapmasına rağmen patent başvurusunda bulunmadığı için bu unvanı kaçırmıştır. Telsa hakkında çok ilginç sırlı ve inanılması zor bilgiler vardır. Telsa`nın suni deprem projesi şu an Alaska`daki tesislerinde hazırlanıp adına Telsa (HAARP) teknolojisi birçok ülkelerde kullanıldığını YAKINDAN biliyoruz. Aynı zamanda Philadelphia Deneyi ve Montauk zaman yolculuğu projeleride Telsa`nın içinde oldugu projelerdi. Bu top secret programlar bundan yıllar evvel ortaya çıkmıştı. Tesla zaman ve zaman yolculuğu üzerinde gerçeğe ulaşılabilecek çalışmalarda bulunmuştu. Tesla, yüksek voltajlı elektrik ve manyetik alanlar kullanarak yaptığı çalışmalarda zamanın ve uzayın yarılabileceğini veya çarptırılabileceği ve böylece de diğer zaman boyutlarına kapı açılabileceğini gördü. Bu muazzam buluşun yanında, Tesla tehlikelerle dolu olan zaman yolculuğunu buldu. Zaman ve mekan ışınlanma ve en sondada Philadelphia http://www.netpano.com/haber/954/Philadelphia/Deneyi

deneyi bunlardan bir kaçı. Telsa ileriki zamanda işlemeyi düşündüğümüz konulardan birisi zaten.Şimdilik nokta koyup biz asıl meselemize dönelim.


MARKONİ MÜSLÜMAN ÖLMÜŞ


Marconi İlk başarılı telsiz telgraf sistemini geliştirmiştir. Kısa dalga radyo iletişimi üzerine yaptığı çalışmalarla modern uzun erimli radyo yayımcılığının gelişmesini olanaklı kıldığı için, radyonun babası olarak ta bilinir. Başka bilim insanlarının katkılarıyla geliştirilen radyo, televizyonun bulunuşuna dek en önemli kitle iletişim aracı olarak kalmıştı. Telsiz telgrafın geliştirilmesine katkıları için, Alman Karl Ferdinand Braun ile birlikte 1909 yılında fizik dalında Nobel Ödülü ile onurlandırılan Marconi 63 yaşında Roma`da vefat etti Nobel ödülü Marconi için İtalya`da çok büyük bir cenaze töreni tertip edilir. Cenaze törenine Bilim dünyasından birçok ünlü kişide katılır. Katılanlar arasında Türkiye`den bir konuk vardır. 20 Temmuz 1937 yılında gerçekleşen bu törenin Türkiye`den kimsenin tanımadığı fakat Marconi`nin cenazesine katılmasını beklediği bir konuğu vardı. Bu cenaze törenine katılan kişi ise o dönemde 49 yaşında olan ve Konya`nın Ladik ilçesinden Romaya gelen Ladikli Ahmet Ağa`dan başkası değildi. Roma neresi Konya Ladik neresi ve yıl 1937 Türkiye`si Şimdi ne alaka diyebilirsiniz. Efendim alakası şu Zahir anlamda gördüğümüz bir Hıristiyan kişinin cenaze törenine Hz Hızır örgencisi olarak bildiğimiz (Bkz http://www.netpano.com/haber/1215/Bir/Hak/Eri/Ladikli/Ahmet/A%C4%9Fa


) Ladikli Ahmet Ağa bir görev icabı katılmış. Rical-i Gayb kişilerinden olan Ladikli Ahmet Ağa bu olayı bakın nasıl anlatıyor. Kırk kandil yayınlarından çıkan Mustafa Özdamar`ın kitabından.. http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=44515&session=42595700885102150243&LogID= “Diğer hatırasında Ekrem Babacan, Ahmet Ağa`yı bir ziya

retinde, onun yorgun hâlini görerek “Hayrola Ahmet Ağa, sende bir yorgunluk var.” deyince, dedem: �YENİ MÜSLÜMAN OLAN İTALYAN BİLGİNİ MARKONİ VEFAT ETMİŞ. CENAZESİNE KATILMAM İÇİN EMİR GELDİ. ORAYA GİTTİM GELDİM.” der.
Hayret ve şaşkınlıkla yönelttiği “uçakla falan mı gidip geldiniz?” sorusuna karşılık “Ne uçağı oğlum! Gidip geldim işte.” diye dedemin cevap verdiğini anlatmıştır.“ Şimdi 1937 Türkiye`sinde Konya`nın bir ilçesindeki 59 yaşındaki bir kişi Dünyaca ünlü ilim adamı Marconi`nin cenaze töreninde bahsediyor Burada iki soru aklımıza gelebilir 1- Marconi`nin cenaze törenine Ladikli Ahmet Ağa nasıl gitmiştir. Merak edenler Ladikli Ahmet Ağanın kim olduğunu www.netpano.com araştırma yaparak bulabilirler. 2- Marconiyi Hıristiyan bilinirken aslında gizli bir Müslüman olduğu ortaya çıkıyor. Bu durumda olan binlerce kişi olduğu biliniyor 3- Ladikli Ahmet ağa`ya Cenaze törenine gitmesi için emri kim veriyor. 4- 1937 şartlarında Anadolu`da yaşayan Konyalı bir kişi Romaya cenaze törenine gidip nasıl gelebiliyor. 5-Yada tüm bunlar bir safsata. İnanmayanlar için böyle düşünebilinir. Bu soruların cevabını düşünürken Kuranda geçen bir ayeti hatırlamakta fayda var. Neml Sûresi 40 Ayet Ey önde gelenler, onlar bana teslim olmuş (müslüman)lar olarak gelmeden önce, sizden kim onun tahtını bana getirebilir?” dedi. (38) Cinlerden ifrit: “Sen daha makamından kalkmadan, ben onu sana getirebilirim, ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir güce sahibim.” dedi. (39) Kendi yanında kitaptan ilmi olan biri dedi ki: “Ben, (gözünü açıp kapamadan) onu sana getirebilirim.” Derken (Süleyman) onu kendi yanında durur vaziyette görünce dedi ki: “Bu Rabbimin fazlındandır, O`na şükredecek miyim, yoksa nankörlük edecek miyim diye beni denemekte olduğu için (bu olağanüstü olay gerçekleşti). Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir, kim nankörlük ederse, gerçekten benim Rabbim Gani (hiç bir şeye ve kimseye ihtiyacı olmayan)dır, Kerim olandır. (40) Allah tarafından verilmiş bir ilmin sahibi olan Asaf b. Berhıya: Sen daha gözünü açıp kapamadan onu sana getirebilirim. Gökyüzüne bak, birazdan onun tahtını yanında göreceksin, dedi ve secdeye kapanıp İSM-İ AZAM duasını okudu. Süleyman a.s. hemen o anda Belkıs`ın tahtını kendi tahtının yanında buldu. Hz. Süleyman`ın veziri Asaf b. Berihiya`yaSabâ melikesi Belkıs`ın tahtını göz açıp kapayacak bir zamanda Kudüs`e getirme imkanı veren Allah, elbette SALİH VE VELÎ KULUNA DİLERSE BÖYLE BİR GÜÇ VEREBİLİR Allah dilerse kullarını buna mazhar kılabilir Aslında en önemli soru şu olmalı Şeytanın ve cinlerin bir yerden bir yere rahatlıkla gittiğini biliyor ve inanıyorsak Allah`ın mübarek velilerinin neden bir yerden yere gidebileceklerine inanmıyoruz. Evet neden i-n-a-n-m-ı-y-o-r-u-z veya inanmak istemiyoruz. Bununla kastedilen tayy-i zaman ve tayy-i mekan türü olaylara bunların Kur`an`a ters olduğunu gösteren bir delil yoktur. Tayy-i zaman ve tayy-i mekan türü kerametlere İbn Teymiye gibi bazı alimler karşı çıksa bile, ulema ve meşayhın ekserisi, Hz. Peygamber`in zaman ve mekan boyutlarını aşan, “mi`rac” mucizesine istinaden bunu kabul ederler. Çünkü her ümmete, peygamberlerinin mücizesi keramet olarak verilir. Tayy-i mekan konusunda yine Bursada Üfdate hz ile Mahmut Hüdai hz ve Eskici baba olarak bilinen bir Allah dostunun başında geçen olayı hatırlayabiliriz. İsterseniz bu konuyu şöyle bir örnekle açıklayalım. Bugün radyo ve televizyon aracılığı ile atmosferdeki radyo-aktif dalgalarının yansıttığı ses ve görüntüleri algılayabiliyoruz. Radyo ve televizyonun icad olmadığı bir zamanda havanın içinde bu dalgalar yok muydu? Elbette vardı. Ama onları alacak cihazlar yoktu. Bu cihazın olmadığı zamanlarda bu sesleri duyabilecek bir kulağa sahip birisi bunlardan haber verse, insanlar kendisine karşı çıkarak “bu adam deli” diyebilirdi. Çünkü insanlar için ölçü kendileridir. İnsanın ibadet ve taat sonucu hissettiği bir takım hazlarla, gördüğü bir takım vakıalar ancak kendini ilgilendiren ve bağlayan şeylerdir. Nitekim bazı müfessirler: “Hayır, o (Kur` an) kendilerine ilim verilenlerin sînelerinde (yer eden) apaçık ayetlerdir.” (el-Ankebüt, 29/49)ayetini velîlerin ve sofilerin gönlüne doğan bir takım sırları gizleme konusunda delil olarak göstermekte ve bu tür hakikatlerin rabbani alimlerden başkasına açıklanmaması gerektiğini belirtmektedir.(bk. Rûhu`l-Meanî, XXI, 16) AYRICA HERKESE ANLAYABİLECEĞİ DİLDEN KONUŞMAK ESASTIR. Nitekim hadiste: “İnsanlara anlayabilecekleri biçimde konuşun. İyi anlatılamadığı için Allah ve Rasulu`nün sözlerinin yalanlanmasını istermisiniz?” (Buhari, İlim, 49) Uzun lafın kısası GAYB, GÖRÜLMEYEN DEGİL… GÖRÜLEMEYENDİR Cennet, Allah`ın mülküdür ve oraya dilediğini koyar.Cennete kimler girecektir? Kur`ân, Sünnet ve onları yorumlayan büyük din alimleri ve uluları bunu bildiriyor.Cennete iman edenler girer. Allah`a, Peygamber`e, Kitabullah`a, hak dine iman edenler… Sözün özü Günün adamı değil, hakikatın adamı ol… Günün adamı isimsizdir. Günün adamı, gün geçtikçe değişir. Hakikatin adamı ne ise öyle durur. Düşünün Roma neresi Konya Ladik neresi����.

Baki Günay/Netpano.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir