MAYDANOZ

MAYDANOZ

…daha geçenlerde bir sohbetteyiz arkadaşımla;

“ Ben küçükken bizim mahallede bir yardımlaşma, dayanışma
vardı. Birinin ihtiyacı olduğu anda bütün mahalle seferber olur yardımcı olmaya
çalışırdı. Bir dostumuzu ziyarete gitmek için önceden telefon etmemize gerek
kalmazdı. Direk gidip kapısını çalabilirdik, ama çok Avrupalı olduk biz, çok”
derken, ben ne kadar da aynı sorunları yaşadığımızı düşünüyordum.

Bu tespiti yapan arkadaşım bir Avrupa ülkesinde, Yunanistan
da yaşıyor. “Bizim mahalle” denen yer de Atina’nın bir mahallesi. Komşular da
muhtemelen Yorgo amca, falandır.

İsimlere, dinlere bakmadan
düşünürsek kim bilir kaçımız bu sohbeti babasından, amcasından duymuş, kim
bilir kaçımız aynı sorunlardan bahsederek hayıflanmışızdır?

Avrupa medeniyeti denilen kavram
aslında Avrupa insanının da içini boşaltan, sömüren, tekdüzeleştiren ve
vicdansızlaştıran bir olgudur. Avrupa Birliği, dünyanın en içi boş ve yıkılması
gereken ve nihayetinde yıkılacak olan bir çalışmadır.

Bütün dünyayı yıllarca sömüren
ülkelerin, rant düşmeye başladığı anda buldukları –güya- bir çıkış yoludur Avrupa masalı.

Hep öğrendiğimiz gibi Yunan ezberi de savaş ortamında
yaşanmış ve ne kadar üzücü olaylara sebep olmuşsa da nihayetinde “insan” lardan
oluşan bir topluluktur ve gelenek görenekleri de yemekleri kadar bize benzemektedir.

Davul,
davuldur, zurna da zurna. Biz fıstık derken onlar fıstıkaki demişler, yılların
o güzelim dolması karşı kıyıda dolmakaki oluvermiş. Cacık ise Sasiki kılığına
girmiş. Balığın yanına konulmuş maydanoz ise aynı kalmış bu arada ve her konuda
söyleyecek bir şeyleri olanlara “maydanoz gibi” tanımlaması da yapılmış,
bizdeki ile aynı anlamda ama biraz daha kibarca…

Kız
istemeye gelen ailelere gelin adayının kahve yapması , kadayıf,musakka ve daha
binlerce benzerlik.Kimden kime geçmiştir bilemem ama Avrupa dan geçen şeyleri,
bunca sömürü sistemini sahiplenenleri gördükçe şaşırmamak elde değil.

Yunanistan
Avrupa nın güneydoğusu gibi hisseder kendini. Uzak bulur kendini o meşhur “
Avrupa değerlerine”. Avrupa koskoca bir yalan ve satış geliştirme hareketidir; bu açıdan bakılmalıdır olaya.

Eskiden
mahalle kültürü denen şey vardı evet. Şimdi kapı komşusunu tanımadan yıllarca
aynı apartmanda yaşayan binlerce kişi var.”Ev alma komşu al” yerine bilmem ne “city”
de oturmak derdindeyiz.

Kendi adıma,
işim nedeniyle çok sık ziyarette bulunduğum bu ülkedeki insanlara bakıp “iki
millet bu kadar mı birbirine benzer” demekten kendimi alamıyorum. Diğer hiçbir
ülkede hissetmediğim sıcaklığı ve samimiyeti ise birlikte geçen yüzyıllara
bağlayarak açıklayabiliyorum.

Düşmanlığın
sebebi ise keşke “ Baklava bizim- sizin “ olsa…

Selam ile…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir