MEHMET AKİF ŞİMDİ YAŞASAYDI EĞER

Geçtiğimiz günlerde bir araştırma yaptım. Başlangıçta bu kadar üzüleceğimi bu kadar Türkiye’nin halinin bu dereceye gelebileceğini ummuyordum. Araştırmayı 5 TV kanalını esas alarak yaptım. Amacım dini programlarda neler konuşuluyor neler anlatılıyordu ona bakmak, dine bakışımızın ya da dini yaşamanın geldiği noktayı bir nebze olsun büyüteç tutmaktı. Sizin anlayacağınız bir hafta boyunca TV’lerdeki dini programları mercek altına aldım… Ve ortaya çıkan sonuç yazımın girişinde de belirttiğim gibi ürkütücü ve üzücüydü…


Bir kere bu tür programlarda neler sorulmuyordu ki, neler sorulmuyordu ki…


—Kaynanasından şikâyet edip, hangi duayı okuması gerektiğini soranımı ararsınız


—Eşinin kendisini aldattığından şüphe edip, Kuran’dan hangi süreyi okuyum diye soranlar


—Çocuğum ders çalışmıyor, …türbeye gittim, başka ne yapabilirim diyenler,


—İşlerim bozuldu, spor toto oynamam doğru olur mu diye fetva isteyenler


-…


-…


Yani aklınıza gelebilecek başka sorular TV’lerde rahat rahat soruluyor…



Diyanet’in araştırma sonuçlarına göre bakın neler sorulmuş



Soru türüne göre dağılımı: Aile içi iletişim problemleri yüzde 27, Evlilik yüzde 7, nikâh yüzde 8, boşanma-talak yüzde 20, cinsel problemler yüzde 3, kürtaj-doğum kontrol yüzde 7, evlatlık-sütkardeşlik-tüp bebek yüzde 3, ticaret-alışveriş yüzde 2, töre cinayetleri yüzde 2, kadınla ilgili fıkhı meseleler yüzde 2, ibadetlerle ilgili fıkhi meseleler yüzde 5, büyü-fal-muska yüzde 2, insani ilişkiler yüzde 3, çocuk eğitimi yüzde 5, inanç esaslarıyla ilgili problemler yüzde 2, engellilerle ilgili problemler yüzde 2. Şu tür soruları görmedim…


—Kuran’ın bilime katkıları nelerdir?


-Şu şu ayetten ne anlamamız gerekir?


—Kuranda aile hayatı nasıl anlatılıyor?


—Kuranın bilme verdiği önem nedir?



Ama yok göremiyoruz…




Tv’lerde dini programlar bunun dışında bir de tartışma programları var… Bu tartışma programlarında nedense Türkiye’nin geleceği değil, gençliğin girişimciliğini nasıl artırırız değil, istihdamı önlemek için neler yapabiliriz değil, her gün şehit haberlerini nasıl durdururuz değil, Nobel edebiyat ödülünü veya üniversitelerde makale sayısını nasıl artırmalıyız şeklinde tartışmalar değil… Tartışmalı dini konular gündeme getiriliyor. Ya da gündelik hayatı yakından ilgilendirmeyen, sokaktaki vatandaşın bilse de olur bilmese de olur dediğimiz konulara giriliyor…”Kurban keserken nereye çevrilmeli? Sakız çiğnersek oruç bozulur mu? Mehdi gelecek mi? Deccal kimdir? Türbe ziyaretleri ve şefaat meselesi… Yani artık diğer konulara girmeyeceğim…



Tartışmayı izlerken bildiğimiz meşhur hocalarımız ki bir kısmı gerçekten çok çok ama çok değerli bilimsel bir tartışma olacağı inancı ile geliyor ama kuru gürültü ve tek amacı reyting olan TV’ler yüzünden bilimsellikten uzak kayıkçı kavgasına dönüyor… Sonuçta vatandaşın kafası karışıyor, güzel dinimiz bilimden uzaklaştırılıyor… Bunda bütün sucu TV’ler atmak elbette yanlış olur çünkü onların amacı bellidir rayting yapmak.



A.Ü İletişim Bilimleri Fakültesinde okurken değerli hocam Prof.Dr Kurthan Fişek’in (Yanılmıyorsam Tempo dergisi yeni yayına çıktığı günlerdeydi bize söylediğinde…) söylediği bir sözünü aktarmak istiyorum… Şöyle demişti, her hafta işlenecek konuları sıralarken, neyi işleyelim, neyi kapağa çıkartalım diye sorduğumuzda DİN-SİYASET-Cinsellik-Ekonomi mutlaka işlenen konulardır… Her hafta bunlardan bir tanesi mutlaka gündeme alınır… Şimdi de TV’ler DİN konusunu sık sık gündeme getirişine şaşmamak gerekir… Dikkat ederseniz gündeme gelen hep İslam dini oluyor, hiç başka bir dini ya da mezhebin gündeme geldiği görülmüş müdür?




Peki, ne yapmalı? Bütün iş kıymetli hocalarımıza düşüyor… Ne olur her programa koşarak gitmeyelim. Doğru bellidir, birisin attığı taşı çıkarmak için ilme, tefsire ayırdığınız zamanı boşa harcamayın. Bırakın o taşı atsın dursun, kuyu derin, taş atmakla kuyu dolmaz…



Süleymaniye Vakfı –İnsan ve Medeniyet Hareketi –Araştırma ve Kültür Vakfı-Akabe Vakfı-İLAM vb gibi benim yakından tanıdığım tefsir ve Kuran çalışmaları konusunda gerçekten çok önemli hizmetler yapan kurumlarımız var. Belki bilmediğim daha çok vardır ama yakından takip edebildiğim bu kadar. Dileğimiz Kuran araştırma ve tefsir çalışmalarının daha da artması…



Aklıma Mehmet Akif geldi, inanın şu anda yaşaydı üzülürdü… TV’lerde bu programları görse sanırım çok daha fazla üzülürdü. Zira yıllar önce Safahatta söylediği sözler 2010 yılında hala geçerli de onun için… İsterdik ki kendisine bak üstat sen o zaman şöyle şöyle demiştin ama bugün şu kadar Müslüman Bilim adamı buluşlar yaptı, tıpta, edebiyatta ödüller aldık… Kuran-ı artık sadece mezarlıkta değil hayatımızın her alanında okuyor ve yaşıyoruz… Diyebilseydik… Keşke diyebilseydik… Yıl 2010 ve şu sözler hala geçerli… Yanılıyor muyum, ne dersiniz?




Çalış dedikçe din, çalışmadın durdun,


Onun hesabına birçok hurafe uydurdun!


Sonunda bir de “TEVEKKÜL” sokuşturup araya


Zavallı dini çevirdin onunla maskaraya!


………….


Biraz da saygı gerektir… Ne saygısızlık bu!


HUDA’yı kendine kul yaptı, kendi oldu HUDA;


Utanmadan da “TEVEKKÜL” diyor bu cür’ete… Ha?



………..


“Tevekkülün, hele, manası hiç de öyle değil.


Yazık ki: beyni örümcekli bir yığın cahil,


Nihayet oynayarak dine en rezil oyunu;


Getirdiler, ne yapıp yaptılar, bu hâle onu!


………..


“Dolaş da yırtıcı aslan kesil, behey miskin!


Niçin yatıp, kötürüm tilki olmak istersin?


Elin, kolun tutuyorken çalış, kazanmaya bak!


Ki artığınla geçinsin senin de bir yatalak”


………


“Yıkıp dini, bambaşka bir bina kurduk;


Nebi’ye ( Adı güzel kendi güzel Muhammed’e) atıf ile, binlerce herze


(boş lakırdı) uydurduk!



İnmemiştir hele Kuran şunu hakkıyla bilin


Ne mezarlıkta okunmak ne fal bakmak için.


M.Akif Ersoy



Merhumun ruhu şad olsun…


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir