MİMAR SİNAN VE YÖNETİM MODELİ

Günümüzde”Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye Nasihatleri” olarak
bilinen metin, aslında bir devletten bir medeniyete doğru giden bir yolun
haritası, Osmanlı’nın kendini tanımladığı temel değerler metni gibidir.

Şeyh Edebali, uzun ömürlülüğünün sırrını ifşa eder Osman
Gazi’ye:”İnsanı yaşat ki, devlet
yaşasın!”
Şeyh Edebali, bununla güçlü bir kültür ve uzun ömürlü bir yapı
inşa etmenin temel ilkesini ortaya koyar: İşin sırrı insana odaklanmaktır. Tüm
yatırımın merkezinde insanın gelişimi vardır. İnsanların gönlünü kazanmak ve onları
kendine bağlamak vardır. Zira kurumları yaşatan insanlardır. İnsanların aidiyet
duymadığı, sahiplenmediği yapılar ve kurumlar yaşayamaz.

İbrahim Zeyd Gerçik tarafından yazılan “Bir Yönetim Modeli:
Mimar Sinan” kitabı, farklı bir konuyu ele alıyor. Bugüne kadar birçokları Mimar
Sinan’ın mimari dehasını ele aldı. Küre Yayınlarından çıkan bu kitap ise belki
de ilk defa Mimar Sinan’ı İnsan Kaynakları ve Proje Yönetimi açısından analiz
ediyor: “Şeyh Edebali’nin ifadesindeki ‘devlet’ kavramını diğer anlamı olan
mutluluk kavramıyla ele alırsak, şöyle bir çıkarsama da yapabiliriz: İçinde
insanların mutlu ve güvende olmadığı yapılar uzun ömürlü olamaz.

“Osmanlı Devleti’ni uzun ömürlü kılan, güçlü kültürel
dokulara sahip kurumlar aracılığıyla, farklı kimliklere sahip toplumları, ortak
değerlerde birleştirmesiydi. Bu birleşmenin ortaya çıkardığı ise Osmanlı
medeniyetiydi.”

Nitekim Şeyh Edebali’den yüzyıllar sonra, bir yönetim uzmanı
olan Arie de Geus,”Şirketler neden ölüyor?” sorusuna cevap arıyordu. Geus’in
kitabında ulaştığı sonuç, Şeyh Edebali’nin 13. yüzyılın sonunda ortaya koyduğu
gerçekliğin 21. yüzyılın üslubuyla dile gelmesinden başka bir şey değildi:

“Deneyimler gösteriyor ki, şirketlerin başarısızlığa uğrayıp
zamansız ölmeleri, yönetimlerindeki baskın düşünce ve dilin, ekonomi düşüncesi
ve dili üzerinde kurulmuş olmasıdır. Diğer bir ifadeyle şirketler; yöneticileri
tüm dikkatlerini mal ve hizmet üretimine ilişkin ekonomik etkinlik üzerinde
topladıkları ve kendi kuruluşlarının gerçek doğasının aslında insanlardan
kurulu bir topluluk olduğunu unuttukları için ölürler.”

Evet, öyle anlaşılıyor ki, güncel problemleri çözmek için
tarihten almamız gereken çok dersler var. Edebali’nin sözüyle yazımızı
noktalayalım: “Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın. Nereden geldiğini
unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir