MİT’İN AÇIKLAMALARININ BİLİMSEL ANALİZİ

Son ‘Küresel Isınma Gelişmeleri’ karşısında Masonik Deşifre konusundaki yazılarımı biraz yedeğe alıp, MİT-olojik Deşifre ile devam etmeye karar verdim, çünkü özellikle Büyük Ortadoğu Projesi’nin, İsrail’in ve Yahudilerin, AB-D’nin ve Bushizm’in, Ulusal Devlet Yapımızı parçalamayı hedeflediği şu günlerde bu bir gereksinim haline geldi.

Bir Mitos biçimini alan istihbarat teşkilatımız yeni bir bilim dalı doğuracak yakında: MİT-OLOJİ; yani MİT bilimi!

Mit amca, Mitos amca,

Gel sen artık vazgeç,

BOP ve YDD’ni bir geç,

Hep bir aldatmaca!

Bilindiği üzere tüm hafta, MİT Müsteşarı Emre Taner’in yaptığı Tarihi Mitolojik açıklamayla geçti. Bazı kişiler bunu olumlu yorumlayıp, ‘MİT, artık nihayet Ulusalcılığa Geri mi Dönüyor?’ diye ele alırken, SESAR gibi oluşumlar bu açıklamayı paragraf paragraf okuyarak, yerden yere vurup, dana altında buzağı arayıp, açıklamayı paçavraya çevirdi!

İki tutum da yanlış!

Çünkü bilimde bir fenomeni ele alırken, o olguyu oluşturan tüm etmenler ve parametreler bilinmek zorundadır! MİT’in bizim veya yorumcularımızın bilmediği hangi koşullarda ve hangi kapalı kapı ardı tartışmalarının arkasından bu açıklamayı yaptığını bilemiyoruz, belki yakında öğreniriz.

Belki de 3. bir MİT raporuna beş kala bu açıklamalar yapıldı!

Böyle yeni bir yeni MİT raporu, kimi hedefe alabilir? Herhalde ‘Patlak Ampül’ partisinden, PKK Teröründen ve BOP ile gelinen noktadan başkasını değil!

Çünkü gerçek PKK, Kandil dağında değil, Ankara’da!

Çünkü, BOP’un Eşbaşkanları da ne yazık ki, Ankara’da!

Ama MİT’in ortaya saçılan raporlarla, sadece hakkında rapor hazırlanan kişiyi güçlendirdiğini yakın tarihten bilmesi gerekirdi! Çünkü 1988 ve 1997 raporlarında hedef alınan ve Gladyo’nun (SüperNato’nun) kurmuş olduğu, kökü dışarda ERGENEKON örgütü sorumlularından olan şahıs şu anda ‘Ovada Siyaset’ yapmak üzere, başlarda güreşiyor!

MİT’in bu açıklamasının arkasından, Genelkurmay’dan da bir açıklama bekliyoruz!

Çünkü Genelkurmay MİT’in ağabeyidir!

Ve Genelkurmay MİT’i döver!

Türk Silahlı Kuvvetlerinin omuzlardaki yıldız sayısıyla ters orantılı olarak çok ulusalcı ve vatansever olduğunu biliyoruz! Omuzlardaki yıldızlar, NATO Yaldızlarına dönüştükçe, İsrail ve MOSSAD ile gelişen ilişkilerin kuvvetlendiğini de biliyoruz.

O MOSSAD ki, bugün PKK’nın arkasındadır!

O MOSSAD ki, Kürtleri kullanmak ve son kullanım tarihi geldikten sonra da sümüklü mendil gibi atmak için Barzanistan’ı kurdurmuştur!

O MOSSAD ki, Büyük İsrail Projesini, CFR’den Avrupa Birliğine kadar bir ağ gibi örmüştür, Bilderberg toplantılarında Türkiye’nin ekonomisini ve stratejik kurumlarını Yahudilere pazarlamıştır.

O MOSSAD ki, şu andaki Türk Genelkurmayının komutan sıralamasına bile karışmıştır; Şemdinli-Atabeyler operasyonlarını şeriatçı çetelerle birlikte gerçekleştirerek, bizim ‘En-Derun Devletimiz’ e müdahale etmek istemiştir!

O MOSSAD ki, Kara Harp Okulu komutanlarımızı tasfiye etmek için bile bel altı, entrikalar çevirmiştir!

O MOSSAD ki, savaşmazsak, Türkiye’yi parçalayacaktır.

O MOSSAD ki, Güneydeki Barzanistan’ın Kuzeyinde EŞ-Barzanistan olarak, bir Kuzey Kürdistan ve Genişletilmiş Ermenistan oluşturmak istemektedir.

O Yahudiler ki, Osmanlı’yı çökerttikleri gibi, Türkiye Cumhuriyetini de çökertip, yerine Yahudi Kontrollü bir Türk Devleti kurmak istemektedirler.

O Yahudiler ki, Türkler’e Düşmandırlar .

O Yahudiler ki, 21. Yüzyıl onlarla Türklerin savaşına sahne olacaktır ve bu Coğrafyada ya Türkler ve Müslümanlar yaşayacaklardır, ya da Yahudiler!

Olayların tetiğine Saddam’ın idamı ile basıldı!

Tüm Dünya’ya, 3. Dünya Savaşı, Happy New Year’dı!

Irak’taki Sunni ve Şii çatışmaları alevlendirildi. Arkasından Yeni Busht Planı devreye sokuldu! Hedef İsrail’e lojistik destek sağlamak üzere bir kaç Kürt Tugayı oluşturmak ve ahmak Kürtleri Gurka gibi kullanıp, Sorosçu bir çizgide kanlarını pazarlamak, arkasından da önce 20 bin daha sonra 30-40 bin ABD askerini Irak’ta konuşlamaktı! Neredeyse ABD’nin Kara Kuvvetleri kendi topraklarında kalmayacaktı! Bir ‘ Amerikan Ulusalcı Darbesinden mi’ korkuyorlardı ne?

İsrail neyi planıyordu?

İran’ın 20-40 metre derinlikte inşaa ettiği ağır su ve nükleer tesislerini vurmak!

Neyle vuracaktı?

Taktik Nükleer silahlarla!

Yani bir Nükleer savaş planlanıyordu!

Daha önce benzerini yaptı mı?

Evet, yaptı, Irak’ta bir benzerini yaptı! Daha ufak ve daha zararsız tesisleri vurdu!

İran Amerika’yla anlaşmış, Saddamın yaptığı gibi bir tiyatro mu oynuyordu?

Düşük ihtimal!

İran, Amerika ve İsrail’e karşı direniyor!

İran şu dönemde, bölgede omurgası olan tek ULUS DEVLET!

Bu arada bazı akl-ı evvellerin söylediği gibi ULUS DEVLET olmak için ille de birinci koşul Laiklik aranmıyor!

Zınısım Adnıkraf Ninekilhet?!

Veya

Tehlikenin Farkında mısınız?!

…Sözü sadece kara çarşafa veya şeriata karşı söylenmemeliydi!

İsrail, ABD ve BOP Tehlikesinin Farkında mısınız?

Daha doğru bir söylem olurdu!

Sıkıyorsa geçirsin İsrail ve ABD de , on İranlı askerin başına çuvalı!
Biz Laiktik,

Ulus Devlettik de ne oldu!

Ulus Devletin askerinin veya kendisinin başına çuval geçirilemez!

Siz tüm topluma geçirilmiş olan Çuvalın Farkında mısınız?

Sonuçta Türkiye ve Dünya nereye doğru gidiyor?

3. Dünya Savaşına doğru!

3. Dünya Savaşı aslında ne zaman başladı?

11 Eylül 2001 tarihinde! ABD ve İsrail’in yaptığı El-Mossad-Kaide Operasyonu ile!

Üçüncü Dünya savaşı Türkiye’nin de dahil olacağı bir bölgede patlamak üzere!

Savaşın sonucu ne olur? İran yanlız kalırsa, hem İran, hem Suriye, hem Irak, hem Türkiye parçalanır. 22 ülkenin de sınırları 2011’e kadar (Norveç İstihbaratının yaptığı tahmine göre!) paramparça olur!

Neden?

İsrail’in son nükleer savaşı bu!

Bu vuruş, Altın Vuruş!

İran ile İsrail ve ABD savaşa girerse, Türkiye hangi tarafta yer alacak?

Temelde Üç Senaryo var!

Türkiye Tarafsız kalacak : Bu mümkün gözükmüyor! Herşeyimizle NATO’ya entegre olmuşuz ve Eroin Bağımlıyız! Mossad kanımızı, iliğimizi emiyor, her yanımıza, istihbaratımıza kene gibi asılmış! Ancak bir ULUS Devlet, bu tarafsızlığı sağlayabilirdi, 2. Dünya Savaşında olduğu gibi ! En akılcı ve bilimsel yol tarafsız kalmak olurdu! Tüm sınırları kapatmak, geçiş yollarını da mühürlemek, hem ABD’ye, hem İsrail’e, hem de İran’a! Bir süre içe dönmek, tefekkür etmek, bizi biraz Nirvana’ya ulaştırabilirdi! Sonuç: Türkiye parçalanmayacak! Misak-ı Milli sınırlarını koruyacak!

Türkiye ABD ve İsrai’lin yanında yer alacak : Bu durumda Suriye ve İran ile savaşmamız söz konusu, bir yandan PKK terörü ve Kürtçülük bir tehdit unsuru olmayı sürdürürken, bir yandan bizden İsrail leyhine bir çok taviz vermemiz istenecek. Bu durumda korkunç bir açmaza sürükleneceğiz. İran ile savaşmamız kesin parçalanmamız anlamına gelecek! Güney Doğu’da isyanlar başlayacak! Sonuç: Türkiye parçalanacak! Önce Irak, Suriye, İranı parçalayacak olan Yahudi güç, sonra Türkiye’yi parçalayacak! İlk ayrılma Kuzey Kürdistan olacak!

Türkiye, ABD’ye, İsrail’e-Barzanistan’a ve PKK’ya karşı İran’la Müttefik Olacak: Bu hükümetle ve bu yönetimle bu seçenek mümkün gözükmüyor. Bu seçenek dünyanın kaderini değiştirip, mazlum uluslar leyhine çevirebilirdi. Ortadoğu’da Suriye, Türkiye, İran ittifakı, hem ABD’yi Ortadoğu’dan, hem de bu gezegenden atabilirdi! Bu ittifak, Şanghay örgütü ve Hindistan, Çin ve Rusya tarafından desteklenebilirdi! Ekonomisi çökecek olan ve tüketim entropisi maksimuma ulaşmış, ABD ve Avrupa Birliği, onca bilime ve teknolojiye rağmen Doğu İttifakının önünde boyun eğebilirdi! Ama bu yönetimle mümkün gözükmüyor, çünkü AMPÜL Partisi bir Yahudi Partisi ve Mossadın emrinde! Sonuç: Türkiye parçalanmayacak, aksine sınırları büyüyecek!

Dördüncü Alternatif Yollar: Tarafsız kalırken, ulusal çıkarlarımız konusunda ciddi pazarlıklar yapmak, savaşmazken, aslında savaşmak; çarpışmadan, çarpışmak, emperyalist değilken, emperyal olmak; düşmanın gücünü kendi kuvveti içinde yoketmek; kaostan, kendimiz için düzen çıkarmayı başarabilmek. Shun Tzu’nun usta ve bilgece savaş yolu! Sonuç: Türkiye emperyal olurdu!

Alternatif Gizli Yollar: Bu da artık bizde gizli kalsın! En alternatif yol, en gizli olan yoldur! Bu yolda ise Ulusal Çıkarlarımızın en iyi korunduğu, elimizdeki parametreler değerlendirildiğinde Türk Ulusuna ve Türkiye Cumhuriyetine en fazla çıkar sağlayacak en gizli yoldur!

MİTOS amca, yukarıdaki ağır koşullarda ve konjonktürde bahsi geçen açıklamayı yaptı. Her paragraf altında, Şeytan aramaya gerek yok! SESAR’ın yaptığı gibi!

MİT kim? Sen, ben, biz, siz, onlar! Bizden daha gelişmiş ve muhteşem bir organizma değil ki!

Ayrıca Mitos amcadan, dahiyane durum tahlilleri ve muhteşem çıkış yolları beklemek de safdillik olur! Yani ortada varlığını kanıtlamış bir DEHA yok!

Deha olsaydı , Ampül Partisi Türkiye’yi Büyük Ortadoğu Projesine pazarlamazdı!

Mit amca, Mitos amca kim ki?

… bakkal dükkanında rastladığınız komşunuz muhasebeci!

… köşe yazılarını okuduğunuz malum yazarlar!

… televizyonda seyrettiğiniz bir akademisyen!

… bunlardan daha büyük ve daha yetkin bir MİT, ancak MİTOS olabilir!

Sorarsınız!

Dersiniz ki!

Bir ülkenin en zeki, en üstün zekalı ve en bilgili adamları MİT’in içinde yer almalı diye!

Evet haklısınız! Bir ülkenin en üstün zekalı, en bilgili, yetenekli ve engin görüş sahibi insanları istihbarat örgütünde yer almalı!

Ama elimizdeki materyel bu!

MİT de diyor ki,

Benim adım MİTOS,

Hadi bana PAYDOS!

Neden Paydos ?!

Diyor ki Emre Taner ve Mitos amca;

… Dünyadaki istihbarat teşkilatları da sistemin birçok aktörü ya da oyuncusu gibi bu yeni “belirsizlikler” dünyasını öngörememiştir. Ayak sesleri özellikle teknolojik gelişmeler ve bu gelişmelerin öncülük ettiği farklılaşan ekonomik ilişkilerle ortaya çıkan, çoğu kez küreselleşme olarak nitelendirilen ve dünyadaki insan toplulukları arasında siyasi sınırların ortaya çıkardığı iletişim limitlerini belirsizleştirerek bir “değer devrimi” de yaratan bu radikal değişim süreci, sarsıcı bir hızla her şeyi etkisi altına almış, savunma ya da uyum mekanizmaları geliştirmeye imkan tanımamıştır. Soğuk Savaş döneminin ortaya çıkardığı katı kurallarla işleyen istihbarat teşkilatları da ortaya çıkan bu yeni ve inanılmaz derecede oynak ortam karşısında ister istemez yetersiz kalmışlardır….

Yani istihbarat örgütlerinin bir çoğu yan gelip yatmışlar, küreselleşmeye ve bilimsel, akılcı gelişmeye ayak uyduramamışlar! Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk ulusuna bırakmış olduğu en önemli miras neydi? Akılcılık ve Bilim. MİT buna uyabilmiş midir?

Tabii ki hayır!

Hatta önceki müsteşar, bilime ve akılcılığa karşı mücadele veren ve etki ajanlığı yapan Fettullahçılar için ‘Zararsız, Mütedeyyinler’ terimini bile kullanmıştır.

Ayrıca Mitos amca, ekliyor! ULUS DEVLET TEHLİKEDEDİR !

Biz yıllardır yırtınıp, bağırıyoruz; bu nedenle evlerimize polis baskınları yapılıyor, vatansever, Atatürkçü ve ulusalcı olduğumuz için bizleri Üniversitelerden tasfiye ediyorlar!

‘Ulus Devlet elden gidiyor, şehirleri, üniversiteleri, her yeri Kürtçüler işgal ediyor, parçalanıyoruz, ülke çöküyor!’ diye yırtınıyoruz, bu konuda kitaplar yazıyoruz.

MİTOS amca, halkı daha yeni uyarıyor!

Diyor ki:

….. Ulusal ve uluslararası düzeyde gerçekten sağlam politikalar üretebilmek ve uygulayabilmek için ulusal güvenlik ve ulus-devlet yapısına yönelen tehdit ve kaynakları iyi algılayabilmek, ulusun karşı karşıya olduğu fırsatları ve tehditleri öngörmek, doğru analiz edebilmek ve uygun vasıtalar ile karşı koymak zorunluluğu / ihtiyacı her zamankinden daha fazla hissedilir hale gelmiştir. 21. yüzyıl güvenlik ortamı, istihbarat fonksiyonlarının önemi ve etkinliğini hiç olmadığı kadar arttırmıştır….

Tarihte ilk kez, bir MİT Başkanı Ulus Devleti korumak için “bekle-gör-tavır al” taktiğinin geçersiz olduğunu söylüyor, demek ki şimdiye dek böyle tavır alanlar vardı, veya şimdiki yönetim, tehtidler konusunda hiç önlem almıyor, “Bırakalım, bekleyelim, görelim” diyordu:

…Bu süreç içinde Türkiye, gerek stratejik gerekse jeopolitik önemi nedeniyle kendisini hiçbir zaman olayların akışına bırakma ya da “bekle-gör-tavır al” taktiği ile sınırlama lüksüne sahip değildir. Uluslararası sistemi ayrıntılı ve isabetli bir tanımlamayla (kendi konumu ile ilgili) taktik, stratejik ve yüksek stratejik tutumlara sahip olmak zorundadır. Yalnız savunma pozisyonunda olmak Türkiye’ye haiz şartlar nedeniyle kabul edilemez bir davranış olacaktır. Bu nedenle de Türkiye tüm kartlarını/avantajlarını maksimum düzeyde bir verimlilikle değerlendirmek durumundadır. Elbette bunu gerçekleştirebilmesi hiç de kolay değildir….

…Ulusal gücü sağlamanın ve korumanın en etkili yolu, istihbarat fonksiyonlarımızın ulusal güvenlik politikalarımızı ve ulusal çıkarlarımızı destekleyecek şekilde yapılandırılması ve geliştirilmesidir….

Daha sonra ekliyor Mitos amca, diyor ki, ‘ MİT’i Ulus Devleti korumak için rafine edeceğiz!’ :

….Ülke olarak içinden geçmekte olduğumuz bu zorlu dönemde, özellikle merkezinde bulunduğumuz ve bir parçası olduğumuz uluslar arası sistemin gelişim süreci, Milli İstihbarat Teşkilatı olarak duyduğumuz sorumluluğu en üst seviyeye çıkarmış durumdadır. Ulusal güvenliğimizin ve ulusal çıkarlarımızın gelişimine katkıda bulunacak bir stratejik istihbarat yaklaşımı bağlamında Teşkilatımızın mevcut yapısının yukarıda ifade edilen ihtiyaçlara cevap verecek şekilde hem organizasyon şeması bakımından hem de sözkonusu şemaya işlerlik kazandıracak/hayat verecek organizasyon kültürü açısından revize edilmesine yönelik 2006 yılında başlattığımız çalışmaları 80. yılımızı da kutlayacağımız 2007 yılı içinde sonuçlandırmak amacındayız. Böylece 21. yüzyılın beraberinde getirdiği koşullarla Türkiye için taşıdığı özel önem doğrultusunda, ulusal çıkar ve ulusal güvenlik politikalarımız bağlamında Milli İstihbarat Teşkilatı üzerine düşen görevi en mükemmel şekliyle yerine getirebilecektir….

Bir istihbarat örgütü ne zaman halkı uyarmaya gerek duyar?

· Bir savaş durumunda.

· Bir darbe durumunda.

· Ülkenin bütünlüğü tehtid altına girince.

· Uyarması gereken kurumlar uyarmamışsa ve başka çare kalmamışsa.

PosTModern Delilik Çağında , yeni bir PosTModern darbe beklemiyoruz! Bu darbe ‘Bush’un PosTModern Deliliğine’ benzerse naneyi yeriz!

Ama bir savaş bekliyoruz, üstelik bu savaş sonucunda yukarıda anlatıldığı gibi Türkiye’nin sınırları Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında değişebilir! Bunu da bizzat stratejik müttefiklerimiz yapmayı arzulamaktadırlar. MİTOS amca da iki arada bir derede kalınca, günahı üzerinden atıyor ve ‘ Bakın biz uyarmıştık, ama! ‘ diyor…

MİT’in bu açıklamasını iyi ve olumlu anlamak da yanlış!

MİT’in bu açıklamasını çok olumsuz ve şeytan ayetlerini yorumlarmış gibi anlamak da yanlış!

Bu açıklamayı olumlu yorumlayanlara sorarlar!

‘Aklı nerdeymiş şimdiye kadar?’ diye!

Kartlar ortada! Blöf yapan çok!

‘ MİT’imiz de modaya uyup PosTModernleşti mi ?’ diyeceksiniz. Tanrı korusun!

Ya da biricik MİT’imiz, Kafkaesk bir biçimde bir metamorfozis yaşayıp, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve Genelkurmayın içinde çok etkin olduğu bir ‘ Ulusal Güvenlik Teşkilatına’ dönüşmesin! Olur mu, olur!

O zaman içerdeki mütedeyyinler ayvayı yedi!

MİT’in ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin en önemli ve en kutsal görevi nedir?

Başbakanlara rağmen; düşmanla işbirliği yapan gaflet, delalet ve hıyanet içindeki Vatan hainlerine rağmen Anayasa’nın değiştirilemez ana ilk üç maddesini korumak!

Gerisi palavra!

Önce bu maddeleri koru, sonra bilim ve teknolojik gelişmelerin hızını, bahane edip, yetersizliğini ve uyumsuzluğunu bu hızlı küresel değişimle açıkla!

Bu temel aksiyomları koruyamıyorsan, ülken çökmüş, ulus devletin bitmiş, Cumhuriyetin sönmüş, Hukuk sistemin ve Demokrasin kalmamış demektir!

Anayasamızın ilk üç maddesi ne durumdadır?

MADDE 1. – Türkiyeliler Devleti AB Standartlarına uygun bir İslam Cumhuriyetidir. Yönetim şekli kutsal kitaplarda yazar!

· Amerika ne derse o olur!

MADDE 2. – Türkiyeliler İslam Cumhuriyeti, ümmetin huzuru, ümmet ve dini dayanışma ve şeriat anlayışı içinde, ümmet, din ve Amerikan haklarına saygılı, AB ve ABD’ye ümmetçe bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, mafyokratik, anti-lâik ve asosya l bir Gukuk Devletidir.

MADDE 3. – Türkiyeliler Devleti, ülkeleri ve ümmetiyle istenildiği kadar parçaya bölünebilir. Kantonlara ayrılabilir. Dili Türkish-American’dır.

• Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Ama fonda AB bayrağı görülebilir.

• Millî marşı yoktur, çünkü istiklali yoktur!.

• Başkenti Copenhag ve Brükseldir.

Mit amca, Mitos amca, bu maddeleri korumayı başarabilmiş midir?

Hayır!

Türk Genelkurmayı ve Türk Silahlı Kuvvetleri bu maddeleri korumayı başarabilmiş midir?

Hayır!

Türk halkı bu maddeleri korumayı başarabilmiş midir?

Hayır!

Sonun başlangıcına beş kala, derler ki adama:

‘Artiztik yapma, lan! Ananı da al git!’

Mit amca, Mitos amca, kendine düşen açıklamayı yapmıştır.

Sıra Büyük Ağabeyin en önemli açıklamasındadır!

MİT’in Ağabeyi, Genelkurmaydır!

Ve gerekirse Genelkurmay, MİT’i döver!

Ağabeylerin, kardeşleri bazen dövmesi normaldir! İyidir de!

Ulusal Terbiyenin de bir gereğidir!

Gözlerimiz ve kulaklarımız, Nisan 2007 ayına kadar Genelkurmayın ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin yapacağı açıklamadadır!

Herkese rastgele!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir