Monsenyör George Maroviç!…

Zaman zaman basında okuyoruz Vatikan temsilcisi George Maroviç “cevşen”dağıtıyor. Cevşen aşığıyım diye ifadeler kullanıyor… Ne yapmak istediği ve amacı yoruma açık …

Tam da Fahr-i Kainat Sallallahu Aleyhi ve Selem Efendimiz’in aleme teşrifinin sene-i devriyesi olan şu mutlu günlerde, yine aynı haberle karşılaştık..Yeni asya gurubu ait bir dergide yine bir röportaj var ve Vatikan rahibi son peygamber dediği Hz. Muhammed`e övgü yağdırdı. İfadeleriyle internet sitelerinde de röportajı okuduk…
Moroviç, haberin başlığında olduğu gibi hiç de övgüler yağdırmamış, Över gibi yapmış, bilakis bir takım yalan isnatlarda bulunmuştur.. Bu röportajı yapanlar ya hiçbir şey bilmiyor ya da kasıtlı olarak, Rahibe alet oluyorlar!…

Maroviç, “insanlara bir takım iyilikler getirmiş, oradaki insanlar için Allah ın peygamberi olmuştur”! Diyor. Peygamberimiz sadece oradaki insanların değil tüm insanlığa gelmiş bir peygamberdir. “O’nun peygamberliğini İncil bilemezdi, çünkü O’ndan çok önce yazılmıştı,” diyor…
Elbette insanların uydurup yazdığı İncil bilemez ama Allah- u Teala nın İsa as a vahiy ettiği orijinal İncilde de Tevrat ta da Rasulullah ı müjdelemişti. Söz konusu dergi ve internet siteleri, Bu bilgiler Kur-an’ı Kerimde çok net ayeti kerimelerle belirtilmişken, nasıl oluyor da Maroviç in dini çarpıtmaya yönelik, yalan yanlış ifadelerini, doğru iyi güzel bir yaklaşım olarak algılayarak, böyle yansıtmaya çalışıyor…
Sure-i Enam-20 ayet-i kerimesinde:
“Kendilerine kitap verdiklerimiz, O’nu Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Selem i kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Nefislerini hüsrana uğratanlar, işte onlar inanmazlar.” Arkasından 21. ayet-i kerimede de:
“Allaha karşı yalan uydurandan veya O’nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Şu muhakkak ki o zalimler felah bulmayacaktır.” Buyurulmuştur.

Yine aynı zihniyet, İbrahim as için de yalan isnadlar da bulunarak, Urfa da “İbrahimi dinler “adı altında toplantılar yapmışlardı. Oysa Kur-an’ı Kerim e iman eden bir Müslüman ın böyle bir ifadeyi kullanması mümkün değildir. Zira Sure-i Ali İmran 67 – 68 ci ayet-i kerimelerde:
“İnsanların İbrahim e en yakın olanı, O’na uyanlar ve Peygambere (Hz.Muhammed’e) iman edenlerdir.”

“İbrahim, ne bir Yahudi, ne de bir Hıristiyan idi; fakat O, Allah ı bir tanıyan dosdoğru bir Müslüman idi. Müşriklerden değildi.”

Bu konuda, örnekler çoğaltılabilir. Tüm bunlar planlı programlı bir eylemin işlem basamakları gibi görünüyor. Samimi müminlerin kül yutması mümkün değil de, bu tür haberleri bir bayram sevinciye yayınlayanları da Allah a havale ediyoruz…
Şu halde, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’ e, orada ki insanlar için peygamber olabilir, İncil O’ndan bahsetmezdi diyenler, Allah a karşı yalan uyduran, ayetleri yalanlayan zalimler hükmünde iken, Cevreşen-i Kebir dağıtması bize sadece Ebu Hureyreyi aldatan şeytanın hilesini hatırlatmaktadır. Görüleceği gibi, şeytanda zor da kalınca Allah ın ayeti kürsiyi vererek göz boyamaya çalışmıştır.

EBU HUREYRE (RA) A ŞEYTANIN HİLESİ

Ebû Hureyre (r.a.) der ki: “Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) beni bir vakit zekât mallarının muhafazasına memur etmişti. İlk gece, birisi gelip, hurmadan avuçlayıp aldı. Ben onu yakalayıp,
– Seni Rasûlullah (s.a.v.)’a götüreceğim, dedim. O hırsız:
– “Muhakkak ben buna muhtacım, benim evlâd ü ıyâlim var ki, son derece fakir ve zarûret içindedirler.” diyerek yakasını bırakmamı istirham eyledi. Ben de merhamet edip bıraktım.
Sabah olduğunda Rasûlullah (s.a.v.) bana hitaben:
– “Yâ Ebâ Hureyre! Bu gece esiri ne yaptın?” buyurdu. Ben de cevaben,
– “Zarûret içinde bulunduğundan şikâyet etti, ben de merhamet edip bıraktım.” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) bana,
– “Hiç şüphe etme ki, o kimse sana yalan söyledi. Fakat o yine sana gelecektir ve bu işi tekrar yapacaktır.” buyurdu. Ben bunun üzerine etrafı dikkatle gözlemeğe başladım. Gece yine geldi, hurmadan avuçladı. Hemen yakaladım. Ve,
– “Seni Rasûlullah (s.a.v.)’ın huzûruna götüreceğim.” dedim. Bir daha gelmeyeceğini beyan ile son derece istirhamda bulunduğundan acıyarak bıraktım.
Sabah olunca yine Rasûlullah (s.a.v.) bana hitaben,
– “Ey Ebâ Hureyre! Geceki esirini ne yaptın?” buyurdu. Ben de,
– “Yâ Rasûlallah! Son derece ihtiyac ve zarûretinden şikayette istirhamda bulundu, ben de acıyarak bıraktım.” dedim. Yine Rasûlullah (s.a.v.),
– “O kimse yine yalan söyledi. Fakat yine dönüp gelecektir.” buyurdu.
Üçüncü gecesinde de takip etmeye devam ettim. Bir ara hemen geldi, hurmadan avuçlamaya başladı. Ben de onu hemen zapdetip,
– “Bu defa artık herhalde seni Rasûlullah (s.a.v.)’in huzuruna götüreceğim. Zira bir daha gelmem diye söz verdiğin halde yine geldin.” dedim. O kimse cevâben,
– “Beni bu defa da bırakınız. Size güzel bir kelime ve dua öğreteyim ki her halde o dua sebebiyle Cenâb-ı Hakk sana nice menfaatler ihsan eder.” dedi. Ben de,
– “O dua nedir.” dedim. O da bana hitaben,
– “Uyku için yatağına vardığında Âyete’l-Kürsi’yi oku. Tâ sabaha kadar Allah (c.c.) tarafından muhafaza için üzerinde hafaza melekleri bulundurulur. Yani sen sabaha kadar Allah (c.c.)’ın hıfz u emânında bulunursun ve asla şeytan yaklaşamaz.” dedi.
Ben de o hırsıza yol verdim ve bıraktım. Sabah olunca Rasûlullah (s.a.v.) bana hitaben,
– “Geceki esiri ne yaptın?” diye sual eyledi. Ben de,
– “Ya Rasûlallah! Bana bir takım güzel kelimeler ve dua öğreteceğini ve o dua sebebiyle Cenâb-ı Hakk (c.c.)’ın bana büyük menfaatler ihsan edeceğini söylediğinden bıraktım.” dedim. Rasûlullah (s.a.v.),
– “O sözler ve dua ne imiş?” diye sordu. Ben de
– “Âyete’l-Kürsi imiş.” diye cevap verdim. Sonra Rasûl-i Ekrem (s.a.v.),
– “Bu sözü doğru söylemiş fakat yâ Ebâ Hureyre! O geceden beri sana bu muameleyi yapan ve seninle konuşanın kim olduğunu bilir misin?” buyurdu. Ben de,
– “Hayır ya Rasûlallah! Bilmiyorum.” dedim. Sonra Rasûlullah (s.a.v.),
– “Yâ Ebâ Hureyre! O şeytan idi.” buyurdu. (Buhari, Fazail)
Hadis-i Şerif’te Rasûlullah (s.a.v.), Cibril bana gelip, “Cinden bir ifrit Sana tuzak kurmak istiyor, yatağına girdiğin zaman Âyete’l-Kürsi’yi oku.” Yani yatmadan evvel Âyete’l-Kürsi’yi oku, dedi, buyurmuşlardır. (Râmûz el-Hadîs)

HANDAN ÖZDUYGU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir