Mossad’a çalışma ve Masonluk teklifi

Sonunda başıma bu da geldi. MİT veya Derin Devlete çalışmadığım konusunda ikna olan MOSSAD, meğerse bir aracıya ” Bizim ile çalışır mı?” diye sordurmuş. Aracı Yahudi dostum, bana haber bile vermeye gerek duymadan yerime ” Onurlu bir müslümandır, çalışmaz” demiş. “Yahu sen Mason olsan, müthiş yükselirsin” dedi Yahudi dostum ciddi ciddi.

Yukarıdaki öneri espiri değil. Tuncay müstear ismini kullanan Yahudi hayranım, uzun süredir kitaplarımı imzalı istiyordu. Nihayet buluştuk ve aramızda aşağıdaki ilginç diyalog geçti. Asıl ismini yazmayacağım. Pek çok Yahudi gibi çıkarlarına uygun olduğu için Türkiye’yi ve insanını seven bir Yahudi. Türkiye’de Yahudi düşmanlığı yoktur dedim ve başındaki kipasını başıma geçirerek fotoğraf çektirdim. İsrail’i kuran ve esas yönetici kadro Eşkenaz Yahudilerinin soyu, Musevi olan Hazar Türklerine dayanır, aralarında akrabalık ilişkisi vardır. Bu topraklardan İspanya’ya göç ettiler, daha sonra katliama uğradılar ve Osmanlıya 500 sene önce tekrar göç etmek zorunda kaldılar; işte bu Yahudiler İsrail’i kurmuştur.


Biraz ipucu vereyim. İstanbul Üniversitesi mezunu bir gazeteci. Milliyet, Sabah gibi gazetelerde çalışmışlığı var. Türkiye vatandaşı olabilmek için İstanbul Müftülüğü’ne gidip numaradan kelime-i şehadet getiren, aslında koyu dindar bir Musevidir. Oldukça iyi takiyye yapmış; pek çok sure ezberinde ve Kuran’ı tecvidiyle okuyabiliyor. Bir ara JİTEM mensubu olduğu ortaya atıldı. ( Ortaya atan arkadaş dostum olur, ona lanet okuyor, kimin elindense ölmesini diliyor) Bunun nedeni dünyanın en dönek ve bukelemun adamı olarak nitelediği İşçi Partisi Başkanı Doğu Perinçek ile PKK elebaşısı Abdullah Öcalan’a giden ve Perinçek’in Öcalan’a gül verirken fotoğrafını çeken isim olması. Fotoğrafları MİT’e verdi. MİT ise medyaya verdi. MİT’e yaptığı servisler ve MİT’in ona yaptığı servislerin çoğu 28 Şubat sürecinde gerçekleşmiş. Türkiye’yi bir Türk’ten daha iyi tanıyan, karış karış dolaşmış bir meraklı. Türkçesi mükemmel. Kanada’da da Sion Tarikatı Toronto Merkez’inde Türkiye Masası uzmanı olarak çalışıyor. Ayrıca Toronto Mason Örgütü’nün Bathurist ve St. Clair West şubesine üye.


“Senin yazılarını tercüme etmekten anam ağladı! ” diye söze başladı Tuncay.


– Peki, kime gönderiyorsun bunları, ne diyorlar yazılarıma? Mossad’a mı çalışıyorsun?


– Genelde ” Fuck”, ” Shit” diyorlar. Yahudi teşkilatlarına gönderiyorum.


– Çok mu Yahudi aleyhtarı yazıyorum sence?


– Çokta laf mı? Akit-Vakit çizgisindekiler yazsa güler geçeriz, ciddiye almayız. Ama senin yazdıkların müslümanları uyandırıyor. Özellikle genç-entellektüel gençlik üzerinde büyük etkin var. Çok açık yazıyorsun. Biraz liberal ol, üslubunu yumuşat.


-Yalan mı yazıyorum? Ben Fundamentalist Yahudi zihniyetine karşıyım. Dünyayı kana bulayan dinlerin fanatik grubudur. Bu ayrımı yapabiliyor musun?


– Doğru yazıyorsun. Ben çok beğeniyorum, hepsini arşivlemişim. Sana hak veriyorum. Ama bu fanatik dindarlar İsrail devletinin teminatıdır. Sen sizin derin devleti eleştirir gibi yapıp aslında savunuyorsun? Cidden söyle bana, derin devlete mi, yoksa MİT’e mi çalışıyorsun?


– ( Burada epey gülüyorum) Eski bir gazeteciyim, yazmak benim hobim. Aslen bakliyat ihracatcısıyım. Türk derin devletinin benim gibi adamla çalışmadığını sende iyi biliyorsun. İsrail derin devletine gelince; başbakanları İzak Rabin’i öldürecek kadar barıştan uzak, kan isteyen caniler güruhundan oluşuyor. Bunlar nasıl dindar ve ne tür bir Allah korkuları var, anlayamadım.? İsrail’in devlet terörü işlemesinin sebebi bu çete. Bu durum sence İsrail’i ve halkını bölgede güvenlikte mi kılıyor, yoksa ateşe mi atıyor?


– İstihbaratların değişik mesleklerde bir sürü ajanı vardır ya, neyse! Sizin derin devletin asker ayağı güçlü değil mi?


– Derin devlete tamamen karşı değilim. her ülkenin olmalı. Ama kime hizmet eden derin devlet olacağı önemli. Bir tane Türk derin devleti yokki! En güçlüsü sende biliyorsun ekonomimizi elinde bulunduran İstanbul baronları, yani sizin Sebataycıların ekibi. Asker, bu ekibin içinde yer alan operasyonel çalışmaları yapan en güçlü kolu olduğu için halkın gözünde derin devlet asker gibi algılanır. Kime suikast düzenleneceğine baron karar verir, alt birimler uygular. Bazen diğer derin devlet ekibiyle çatıştıkları olur ve ortaya Susurluk kazası, Şemdinlli krizi, Söylemezler çetesi, gibi skandallar çıkar.


– Doğru söylüyorsun. Uğur Mumcu’nun öldürülmesine Türkiye’nin baronu karar verdi. Taşeron olarak bir örgüt kullandılar.


– Söyle çekinme!. Sizin Mossad’ın Türkiye’de kurduğu taşeron örgütünün adını söyle. Suçu nasıl da müslümanların üstüne attılar. Derin devlet işte aslında devlete değil bazılarının çıkarlarına çalışır. Rejimi koruma derler, başka teraneler uydururlar, ama esasında potansiyel ekonomik ve siyasi rakiplerini kirli yollarla temizlerler. Türkiye’de derin devlet yok, derin çete var. Derin devlet cinayet işlemez, öldürse bile vatanı korumak içindir. Bunların işi gücü cinayet.


– İyi ama bizim derin devletimiz olmasa İsrail’de olmazdı. HAMAS ve Hizbullah’a kök söktürüyorlar.


– Bravo yani! Onlar devlet terörü organize ediyor. HAMAS ve Hizbullah’da İslam’da olmayan terör yöntemi ile cevap veriyor. Kan ve şiddet durmuyor. İkisinin de yaptığı terör estirmek. Şimdi bana sen kalkmış bu derin devletlerin lazım olduğunu anlatıyorsun.


– PKK ile HAMAS- Hizbullah arasında ne fark var? Batıda PKK, Kürtlerin özgürlüğü için savaşıyor diye algılanıyor.


– Türkiye’de 10 milyon Kürt var. PKK bunun yüzde kaçını temsil ediyor, yüzde birini bile değil. Kürt vatandaşlarımızın çoğu şiddete, teröre karşısıdır. PKK’yı kimlerin kullandığının farkındasındır. Ama siz Filistinlilerin yurdunu işgal etmişsiniz. İştahanız doymuyor, hepsini sürmeye, öldürmeye çalışıyorsunuz. İsrail’in devlet gibi yaşamaya hakkı var, ama Filistinlilerinde devlet gibi yaşamaya hakkı var.


– Bende aynı şey Kürtler için dersem ne dersin?


– Kürtleri kimlerin maşa olarak kulandığını iyi biliyorsun. Oralara gittin gördün. Ben bu olayı dış mihrak kadar, bizim derin devletin kirli bağırsağı olarak görüyorum.


– Olabilir. Ama sizin derin devlet kara cahil aşırı ırkçıları tetikçi olarak kullanıyor. Adamlarda kültür yok, medeniyet yok. Yazık vallahi!


– Ne yapsınlar ? Onların yaptıkları katliam operasyonlarını hangi aklı başında insan yapar? Vatan-millet-sakarya edebiyatıyla biraz gaz verdin mi, ellerine üç-beş kuruş tutuşturdun mu, işlem tamam. Kaybedecekleri birşey yok; zaten aslında suçlular, işledikleri devlet adına suç, ama kahramanlık, şan-şöhret katıyor. Doğru mu? Yanlış elbette. Devlet katili işe almaz. O zaman balansı yakalayamaz, bu adamlar kontrolden çıkar ki, çıkmıştır. Hesabını veremiyorlar. Terörü kim işlerse işlesin terördür.


– Abdullah Çatlı’yı ne kadar büyüttünüz öyle!


– Biz büyütmedik. Baronlar öyle istedi. Bir kamuflaj görevi gördü. Altındaki, arkasındaki pislikleri gizledi. Biraz deşilseydi derin devletin tetikçilere azmettirenleri halk görebilecekti. Çatlı’nın efsaneleştirilen bedeni, derinlere inilmesini engelledi. Kirli bağırsakları temizleme fırsatı kaçırıldı.


– Papa suikastında asıl organizatör Çatlı değil Oral Çelik’ti; adam ben yaptım diyor halen serbestce geziyor. Belli ki derinlerden korunuyor.


– Derin devlet, İsrail’de olduğu gibi karanlık eylemlerini taşeronlara yaptırır. Türkiye’de bile Mossad’ın kaç tane taşeron örgütü var, bunları biliyorsun.


– Devletin bekası için bunlar gerekli şeyler. Veli Küçükle uzun süre çalıştım. Bugün yaptıklarımdan dolayı utanıyorum. Özellikle Fethullah Gülen’e bir özür ve hakkını helal ettirme borcum var. Yanlış anlamışım kendisini. 28 Şubat sürecinde etki altında kaldım. Küçük ekibini yanlış yönlendirdiğim için kendimi suçlu hissediyorum.


– Evet, defterini dürmek isteyenlerin defterini Allah dürdü. Tevbe edenlere Allah’ın ve salih kullarının kapısı her zaman açıktır. Gülen kin tutmaz, sevgi doludur.


– Peki, etrafında o kadar istihbarat elemanı, çakal dolaşıyor. Mesela Nurettin Veren’i ben 10 sene önce ele geçirdim ve kullandım. Neden bunları tasfiye etmiyor?


– Evliyaların hikmetinden sual olunmaz. Karşısına geçtiysen senin kalbin ve beyninden geçenleri okumuş ve hastalığına melhem olacak kelamları umuma hitaben sana hissettirmeden söylemiştir. İnce ruhludur. Özü saf ve temiz barışcıl duygular içeren hizmetine giren kara lekelerin kendileri barınamaz, bir süre sonra uzaklaşır. Gizli saklı bir iş yapmıyor ki, çevresini saran istihbaratçıların rapor yazmalarından endişe etsin. Belki onlarda düzelir diye ümit ediyor, dua ediyordur.


– Türkleri seviyorum. Ermeni sözde soykırımı meselesinde sizin yanınızdayız.


– Acaba niye bizi destekliyorsunuz? Çıkarınız nedir?


– Hımm! İyi bir soru.


– Soykırıma uğrayan mazlum millet imajınızı tekelinizde bulundurmak ve maddi-siyasi çıkarlar elde etmek olmasın.


– Bak. Sana Mossad’ın e-mail yazarak tehdit etmesi olayını arkadaşlara sordurdum. Direk olarak öyle bir şey yok dediler, ama endirek olabilirmiş ve bu onları bağlamazmış.


– Eee.. sonra!


– Sonra senin yazılarının tercümelerini okuduktan sonra bu adam Türk MİT’i veya derin devletine mi çalışıyor diye sordular.


– Sen ne dedin?


– Hayır dedim, mümkün değil. Bize çalışmak ister mi diye sordular bu sefer.


– Bir bu eksikti. Sen ne cevap verdin?


– Kesinlikle çalışmaz, çok onurlu bir müslümandır dedim. Radikal müslümanları ikna ederiz, Faruk Arslan’ı edemeyiz dedim.


– Beni iyi tanımışsın, aferin! Ankara’da iken İsrail Büyükelçisi Uri Bar ile o kadar iyi ilişkilerimiz vardı ki, sorma! Hatta makamıma gelip yahudilerin aleyhine çok yazıyorsun, ayağını denk al diye şantaj yapabiliyordu. Ben bildiğim doğruları yazıyorum. Bunların bazıları elbette Yahudilerin hoşuna gitmeyecek şeyler. Çünkü Türkiye’nin çıkarlarını savunuyorum. GAP bölgesi ve Irak’taki çalışmalarınıza kuşku ile yanaşıyorum. Filistin konusundaki gidişatınızı beğenmiyorum, dünyada nefreti artırıyorsunuz.


– Nilden Fırat’a Büyük İsrail projesi bizim ekmek teknemiz. Söyler misin bana; ayda 5000 dolara yakın bir Yahudiden Kuzey Amerika’da Büyük İsrail için bağış topluyoruz. Böyle bir projemiz olmasa ne adına para isteyeceğiz?


– Ermenilerde soykırım endüstrisi kurmuş, aynı taktikle zengin Ermenileri soyuyor. Var mı, o kadar geniş araziyi dolduracak kadar Yahudi? Zengin Yahudileriniz oraya savaş içine yaşamaya gitmez ki, bence hayal kuruyorsunuz!


– Topluyoruz. 3. dünya ülkelerinde yaşayan fakir Yahudileri finanse edip, yerleştiriyoruz.


– Haydi topladınız diyelim. Bu proje barış mı, getirir yoksa daha fazla savaş mı? Daha fazla kan ve gözyaşından başka ne getirir?


– Bu noktada haklısın. Ama bu bizim yüzyıllardan beri devam eden rüyamız. Mossad’ı ve derin devletimizi yöneten koyu hahamlar, bu hedefe ulaşmadan durmayacaklar.


– Her zaman her dinin derin fanatizm çeteleri çok tehlikelidir. Benim fanatik olmadığımı biliyorsun. Barışcıl ve huzurlu bir dünya istiyorum.


– Elbette biliyorum. Sorunda bu zaten. Radikal olsan safdışı etmek çok kolay. Sen ve senin gibi hiçbir arkadaşın terör, şiddetle alakalı değil, bilakis karşısınız. Üstelik çok okumuş, entellektüelsiniz, sizi ikna etmemiz zor. Yani bizim fanatik Yahudilerin beğenmediği tiplersiniz. Onlar, cahil, şiddet yanlısı radikal müslüman seviyor.


– Fanatiklerinizin düşüncesi kendisine kalsa hiç karışmayacağım. Ama ABD’de 45 milyonu bulan Evanjelistleri Kabala öğretileri ve kıyamet teorileriyle etkiliyorlar. ABD güç aygıtını savaşlardan savaşa kulağından tutarak sürüklüyorlar. Korkarım, bir gün uyutulan Amerikan halkı bataklığın içine düşürüldüklerini anladıktan sonra bu suçun sorumlularını arayacak ve fanatik Yahudi çeteyi bulacaktır. Bu haraketleri nefret ve kin olarak kendilerine geri dönebilir. Ateşle oynuyorlar.


– Evet haklısın. New York’ta onların arasında uzun süre yaşadım. Akıl almaz radikal fikirleri var, ayrı düştüm Kanada’ya geldim.


– New York’ta 4.5 milyon Yahudi yaşıyor. Bunların hepsi fanatik değil. İçlerinde eminim benim yazdıklarıma aynen katılacak milyona yakın Yahudi çıkar. Radikal olanlar maalesef rahatı yerinde çok zengin olanlar, para babaları. ABD derin devletinin babaları. Bir derin çetede burada var. Görünüşte Amerikan, esasen fanatik Yahudi çıkarları için yapmayacakları çılgınlık yok. Bu adamlar Üsame Bin Ladin’den daha tehlikeli.


– Biliyorum. Türkiye’den Mehmet Ali Birand’ı bunların yanına götürmüştüm. ABD’de üst düzey bir devlet kurumundayız. Adamlar, 22 ülkenin sınırlarının değişeceğini anlatıyor ve listede Türkiye’nin de adı var. Birand şok oldu, bana döndü ve dedi ki : Bunlar çıldırmış, Türkiye’yi de bölmek istiyorlar.


– Bizim laik ve Batı teslimiyetçisi kesim ABD-İsrail ve CIA-Mossad ile iyi ilişkiler kurunca Türkiye’nin kapsam dışı tutulacağını sandı.


– Birand’a korkmayın, siz 2. sıradasınız diyebildim sadece.


– Evet, Türkiye’ye sıra Suriye, Suudi Arabistan ve İran engeli aşıldıktan sonra gelecek. En iyi ihtimalle 2015 sanırım.


– Başka bir şey soracağım. Masonlara neden şiddetle karşısın?


– Görünüşteki niyetlerini samimi bulmuyorum. Tek dünya devleti ve tek dünya dini için çalışıyorlar. Aslında amaçları din filan değil, tüm dinleri yıkmak ve paranın tanrılaştığı tek dünya devleti çatısı adı altında kurdukları şeytani ekonomi sistemleriyle dünyaya hükmetmek.


– Tamam dini açısından sakıncalı buluyorsun. Ama masonlar cahil insanlar değiller.


– Elbette değiller. Entellektüel, toplumda iyi bir makamı, zenginliği elde etmiş elit kesim masonluğa davet ediliyor.


– Seni mason yapmaları için teklifde bulunduralım. İnan, kısa sürede çok yükselirsin.


– İstemem, kalsın.



Faruk Arslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir