Muharrem Ayımız Mübarek Olsun..!

Şehrullahi’l-Muharrem” olarak meşhur olan, yani “Allah’ın ayı Muharrem” olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır. Muharrem ayı, ay takvimi (kamerî sene) esas alınarak, İslâm tarihinin başlangıcı kabul edilen Hicret yılının ilk ayıdır. Hicrî tarih, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (a.s.m.) Mekke’den Medine’ye hicreti ile başlar.

Abdullah ibni Abbas (r.a.), Resulûllah (a.s.m.) Medine’ye hicret ettiğinde Müslümanların bir takviminin bulunmadığını, sahabelerin, olayları birbirine anlatırken Peygamberimizin (a.s.m.) hicretini başlangıç kabul edip: “Resulüllahın gelişinden bir ay, iki ay sonra” diyerek hicrî tarih kullanmaya başladıklarını ifade eder.

Bu durum, Hz. Muhammed (a.s.m.) ve Hz. Ebu Bekir (r.a.) zamanında bu ahval üzere devam eder. Hz. Ömer’in (r.a.) hilafetinin beşinci senesinde medenî münasebetlerin, resmî muamelelerin zamanını tayin ve tesbit etmeye ciddî bir şekilde gerek duyulmaya başlandı. Hz. Ömer (r.a.) sahabeleri topladı ve istişarede bulundu. Sa’d ibni Ebi Vakkas (r.a.), Resulüllah’ın (a.s.m.) vefatını; Talha bin Ubeydullah (r.a.), Efendimiz’e (a.s.m.), peygamberlik görevinin verilişini; Ali ibni Ebi Talib (r.a.), Resulü Ekrem’in (a.s.m.) Medine’ye hicretini; diğer sahabeler de (Allah hepsinden razı olsun), Nebiy-yi Muhterem’in (a.s.m.) doğumunu takvim başlangıcı için teklif ettiler.

Hicretin 16. veya 17. senesinde (miladî 638) Hz. Ömer (r.a) ve sahabelerden oluşan şûrâ heyeti, yapılan müzakereler sonucunda Hz. Ali’nin teklifi olan hicret senesini ittifakla İslâm tarihi için takvim başlangıcı; yine Hz. Ali’nin (r.a) teklifi ile ay takvimini başlangıcı olan Muharrem’i, Hicri yılın ilk ayı olarak kabul etmişlerdir. (Tecrid-i Sarih: 10/120-121)

İslâmiyetten önce Araplar da Hicri-Kameri yılın ilk ayı olan Muharrem ile birlikte Recep, Zilka’de ve Zilhicce aylarına “haram aylar” adını vererek bu aylarda savaştan, çatışmalardan, yağmalama olaylarından, baskınlardan, kan dökme gibi hadiselerden uzak kalırlardı. Bu dört ay cahiliye Arapları döneminde de kutsaldı. Şanı yüce aylardan kabul edilmekte idi.

İslâmiyetin zuhuru ile birlikte Muharrem ayı ve diğer haram aylar, değerlerini korumuşlar ve kudsiyetlerini devam ettirmişlerdir. Kur’ân-ı Kerimde:

“Şüphesiz ki ayların sayısı, Allah’ın gökleri ve yeri yaratığı günden beri, kitabından tesbit olunduğu üzere, Allah katında on ikidir. Bu aylardan dördü mukaddes olan (Zilka’de, Zilhicce, Muharrem, Recep) haram aylardır. İşte dosdoğru hesap budur.”(Tevbe 36)

Resullülah (a.s.m.) şöyle buyurmuşlardır:

“İşte şimdi zaman gerçekten Allahü Teâlânın gökleri ve yeri yarattığı günkü gibi bir devire girdi. Sene on iki aydır. Bunlardan dördü haramdır. Hürmet duyulan ve savaş yapılmayan aylardır. Bunların üçü peşpeşe gelir. Zilka’de, Zilhicce, Muharrem; diğeri de Cemadi ila Şaban arasındaki Recep ayıdır.” (Ebu Davud; Menasik 67; Ahmed bin Hanbel: V,37,73; Hak Dini Kur’ân Dili, Azim ; 4, 326)

Fecir Sûresinin ikinci âyetinde Allahü Teâlâ “On Gece”ye yemin etmektedir: ‘Yemin olsun fecre,—o, on geceye, her çift ve teke, gelip geçen geceye—akıl sahipleri için bunların her biri yemine değmez mi?’ (Fecir: 1-5). Elmalı Hamdi Yazır ve Seyyid Kutub, tefsirlerinde, âyette geçen “on gece”nin Aşure gecesi de dahil olmak üzere Muharrem ayının ilk on gecesi olabileceği ihtimali üzerinde de dururlar.

“(Yemin olsun) O, on geceye…” Kur’ân ayetleri bu on geceyi üstü kapalı bırakmış ve bunlarla ilgili birçok rivayetler ortaya atılmıştır. Kimisi Zilhiccenin (ilk) on gecesi derken, kimisi de Muharremin (ilk) on gecesi olduğunu ifade etmiştir. Ramazan’ın (son) on gecesi olduğunu söyleyenler de vardır. Fakat bu “on gece”nin böyle üstü kapalı bırakılması daha etkili ve daha anlamlıdır. Bunlar yalnızca yüce Allah’ın bildirdiği on gecedir. O’nun katında bu gecelerin ayrı bir değeri vardır…” (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, Eser Neş.: 8/579

Cenâb-ı Erhamür Rahimin’in duâlara icabet saatini Cuma gününde, Kadir gecesini Ramazan ayında, üzerine yemin ettiği mukaddes on geceyi de Zilhicce, Muharrem ve Ramazan ayları içinde saklamasında, ehl-i iman için büyük ve geniş bir rahmet eseri vardır.Ta ki Müslümanlar Cuma gününün tüm saatlerini, Ramazan ayının tüm geceleriyle, Zilhicce ve Muharrem ayının gecelerini ibadetlerle ihya ederek, icabet saati, Kadir gecesi ve mukaddes on geceyi bilerek ihya edip Erhamürrahiminin sayısız rahmet tecellilerine mazhar olsunlar.

Muharrem ayı içinde Aşure gününün bulunması ve bu günde çok önemli tarihî olayların cereyan etmesi Muharrem ayının önemini arttırmaktadır.

İlk atamız Hz. Adem’in tövbesinin kabulü, İdris’in (a.s.) göğe kaldırılması, Nuh’un (a.s.) gemisinin Cudi dağında karaya oturması, İbrahim’in (a.s.) dünyaya gelmesi, Allahu Teala’nın Hz. İbrahim’i (a.s.) kendisine halil (dost) edinmesi ve Hz. İbrahim’i Nemrut’un ateşinden kurtarması, Davud’in (a.s.) tövbesinin kabulu, Süleyman’a (a.s.) mülkün verilmesi, Eyyüb (a.s.) sıkıntı ve belâdan kurtarılması, Hz. Musa ve İsrail oğullarının Kızıldeniz’in yarılmasıyla firavunun şerrinden kurtulmaları, Firavun ve askerlerinin Kızıldeniz’de helâk olmaları, Yunus’un (a.s.) balığın karnından kurtulması, İsa’nın (a.s.) göğe kaldırılması ve göklerin yaratılması Muharrem ayının onunda (Aşure gününde) vuku bulmuştur. (Abdulkadir-i Geylani, Gunyetü’t-Talibin: 354)

Bunun içindir ki Muharrem ayı ve Aşure günü Yahudilerce ve Hıristiyanlarca da mukaddes sayılmıştır.,

Muharrem Ayı’nda Kılınabilinecek Namazlar

Muharrem ayi, hicri senenin birinci ayidir. Bu ayin ilk gecesi, aksam ile yatsi arasinda Allah c.c rizasi icin iki rek’at namaz kilinir.

Namaza niyet etmeden, şu dua okunur :

“Ya Rabbi, bizi yetistirmis oldugun bu seneyi hakkimizda mubarek kil; afv-ı ilahine, feyz-i ilahine mazhar kıl; dunyevi ve uhrevi saadetlere nail eyle.amin”

Duadan sonra, Allah rızası için iki rekat namaza niyet edilir.

Her iki rek’atte

7 fatiha,

7 ayetul kursi,

7 ihlas-i serif okunur. Namazdan sonra ;

11 defa; “La ilahe illallahu vahdehu la serike leh, Lehu’l-mulku ve lehu’l-hamdu yuhyi ve yumit. Ve huve hayyun la yemut. Biyedihi’l-hayr. Ve huve ala kulli sey’in kadir.”

11 istigfar-ı serif,

11 salavat-ı serife okunup dua yapılır.

Duada gecmis senenin gunahlarının affı ve yeni seneye gunahsız girmek icin iltica edilir.

***

Muharremin birinci gecesi ayrıca su sekilde dua edildikten sonra bir Tesbih Namazı kılınır :

“Ya Rabbi, bu yeni senede beni magfiret-i ilahine, rıza-i ilahine ve hidayet-i ilahine mazhar eyle.

Yeni acılan amel defterimi rıza-i ilahine muvafık amel ile doldurmayı bana nasip eyle.

Beni gadab-ı ilahine duçar edecek amellerden muhafaza buyur.amin”

Duanın sonrasında Allah rızası için tesbih namazına niyetlenilir.

Tesbih namazında sunlar okunur :

1.rek’atte : 1 Fatiha Sûresi, 1 Ayet’el Kürsî,

2.rek’atte : 1 Fatiha Sûresi, 1 Amene’r-rasulu, (Âl-i İmran Sûresi’nin ilk 2 ayeti de ilave edilerek okunacak inşaallah)

3.rek’atte : 1 Fatiha Sûresi, 1 Huvallâhullezi (Haşr Sûresi’nin son 3 âyeti)

4.rek’atte : 1 Fatiha Sûresi, 1 İhlas Sûresi

namazdan sonra istigfar edilir, salavatı serife getirilir ve arkasından dua yapılır.

****

Muharrem ayının birinden onuna kadar 10 gun oruc tutmak faziletli bir ibarettir.

10 gunluk orucu tutamayalar, mumkunse 8,9 ve 10’uncu gunleri oruc tutmalıdır.

Muharrem’in 9. ve 10. geceleri birer tesbih namazı kılmalıdır. Yine 9. ve 10. geceleri

Teheccud vaktinde Allah Rızası icin 4 rek’at namaz kılınır. Her rek’atte 50’ser

İhlası Serif okunur.

“Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur”(7) hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir.
Bu hadisin açılamasında İmam-ı Gazali, “Muharrem ayı Hicrî senenin başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir” demektedir.
Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek için, Muharrem’in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.
Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, müstehap olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.
Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz, mü’minin aile efradına Âşure Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.
Bîr hadiste şöyle buyurular: “Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.”(9) Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat, bunun İçin fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder.

Mehmet BİRİCİK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir