MUHTIRA ÜSTÜ PORTAKALLI ANAYASA…

Geçen hafta bu köşede yayınlanan “Bol acılı –Meksika soslu- muhtıra üstü portakallı seçim ördeği” başlıklı yazımızın üzerinden çok geçmemişti ki, önceki gün Başbakan Erdoğan, “uzlaşmacı, sivil, birey-devlet ilişkilerini yeniden düzenleyecek, hak ve özgürlükler temelinde inşa edilecek” yeni bir anayasa hazırlanacağı vaadini içeren seçim beyannâmesini açıkladı.

Bakınız: CNN Türk`de yayınlanan haber, Haber3.com`da yayınlanan haber ve Sandik.org`da yayınlanan haber.

Bu kadar tesadüf olur mu? Gören de beni Ak Parti’nin akıl hocası (!) zannedecek…

Şaka bir yana, bu konunun bu şekilde gündeme getirilerek sulandırılması, gerçekten kınanacak bir olay.

Bir kere hiç de açık ve net olmayan bir takım genelgeçer ifadelerle, Türkiye’nin böylesine en önemli ve âcil ihtiyacının, bugüne kadarki uygulamalarla bütün inandırıcılığını yitirmiş “seçim vaadi” müessesesinin içine tıkıştırılarak Nasreddin Hoca misâli “kuşa döndürülmesi” ve daha da vahimi Türkiye insanının bunu “yemesinin beklenmesi” kadar anti-sivil, hiç de uzlaşmacı olmayan, hak ve özgürlükleri hiçe sayan bir hareket olabilir mi?

Üstelik bu o kadar “geç kalmış” bir girişim ki… Samimi olan, bunu daha 2002 seçimlerinde büyük oy çoğunluğu ile iktidara geldikten sonra, yapardı. Aradan beş yıl geçti. AKP, böyle nitelikli ve topyekûn bir anayasa değişikliği için kılını kıpırdatmadı. Dahası, hiç de uzlaşmacı olmayan bir hareketle cumhurbaşkanlığı seçimi yapmaya kalktı. “Efendim, ben sivil olmayan kesimlerle uzlaşma arayamam” bahanesine sığınmak, zaten “sert” olanı daha da çetin ceviz haline getirmek, AKP’nin misyonuna sığar mıydı? Meclis’te en azından CHP ile görüşmeler yaparak cumhurbaşkanı seçimine gitmek konusunda kimse size akıl vermedi mi?

“Akıl almak” için bugünkü yeni, “(sol değil) CHP kökenli” AKP adaylarını mı beklediniz?

Bu bol anayasa değişikliği çorbasını içeren seçim vaadinin akıl hocaları, yukarıda bağlantıları verilen haberlerde belirtiliyor. Zaten Erdoğan’ın bu seçim beyannâmesini açıklamasından birkaç gün önce, o adaylardan biri, “tüyoyu” vermiş. Bakınız: Haberler.com`da yayınlanan haber.

Ayşenur Bahçekapılı, AKP’nin hukukçu ağırlığını taşıyan yeni ve “sosyal demokrat kökenli” adaylarından biri olarak, ANKA Ajansı’na verdiği demeçte, sivil ve demokratik bir anayasa hedefinden bahsetmekle kalmamış, anlaşılan CHP’ye şüphe ile bakan “sol kesimi” ve “radikalleri” hedeflediği açık olan bir ifade ile “F Tipi Cezaevleri”nin sorunlarından bahsetmiş. Acaba diyorum, bu hanımefendi, milletvekili seçildiğinde, aynı duyarlılığı gösterecek mi, en azından “F Tipi” konusunda… Çok ama çok merak ediyorum.

Allah aşkına, Cem Uzan’dan herkes ders almadı mı? Daha fazla bu gibi “insanî ve acı” konuları malzeme yaparak oy toplamaya çalışıp bu gibi çözümsüz ve derin sorunların üzerine tüy dikmeyin, lütfen…

Samimi iseniz, bunları seçimden hemen sonra (kazansanız da, kaybetseniz de) gündeme getirin. Medyatik laf salataları ile değil, gerçekten, madde madde anayasada hangi değişikliklerin yapılacağını açıklayın, 12 Eylül’ün sivil olmayan bütün anayasal tortularını ortadan kaldıran, bütün alanlarda hak ve özgürlükleri hiçbir ayırım gözetmeden tanıyan, Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile çelişmeyen, darbe liderlerinin yargılanmasını kesinkes sağlayıcı hükümleriyle sahneye çıkın ve derhal bu yeni anayasa için referanduma gidin. Seçim öncesi bu konuda hiç ama hiç konuşmayın.

Bunları, 2003 başından itibaren sizden bekledik. Bu yönde 2002 seçimleri öncesinde de beyanlarınız vardı. Hatta AB hedefi için dahi bu anayasanın kesinlikle baştan aşağı değişmesi gerektiği net olarak görülüyordu. İçinde darbe liderlerini koruyucu hükümler bulunan bir anayasa ile Avrupa’nın neresine ayak basıp “Avrupalı” olmayı düşlüyordunuz ki? Uganda’ya mı (ki orada bile darbeciler anayasal olarak korunmuyor en azından)?

Başta Kenan Evren olmak üzere, en başta da 17 yaşındaki bir çocuğu asarak öldürmek suçundan dolayı dava açamayacak ve bu gibileri yargılayamayacak iseniz, susunuz ve bir daha bu konuları (F Tipi de dahil olmak üzere) gündeme getirmeyiniz.

O “muhteşem” uzlaşmacı kültürünüz ile bu ülkede, kendi toprağında şehit olanların acıları ile de daha fazla oynamayınız. Zira, sizin 2003’de gündeme getirip yapamadığınız “uzlaşmacı, sivil, demokratik” anayasa yüzünden, hâlâ bu ülkenin gözüpek ve tecrübesiz genç askerleri, şehit olmaktadır. O zaman, ortalık da tam durulmuşken, bu sivil anayasayı uzlaşarak inşâ etseydiniz, bugün o askerler, o pırıl pırıl zekâ fışkıran çocuklar, “barış içinde bir ülkede” yaşıyor olacaktı. Siz, bunun yerine Bush’un kuyruğuna takılmayı ve “bekleyin, görün” havucunu takip etmeyi tercih ettiniz.

Zannettiniz ki, “gizlenirsek bizi tanımazlar, beş yıl idare ederiz”… Sizi buna zorladılar, evet… Ama ne oldu? Takke düştü, kel göründü! Şimdi koalisyon hesapları yapıyorsunuz. Kaldı ki, kendiniz zaten bir koalisyondunuz. Bakmayın tek parti gibi göründüğüne…

Sözümona cumhurbaşkanlığı seçimi meselesinde, Arınç ve Gül, topun ağzına konuldu. Temizlik hareketi başladı. Koalisyon hükümetinin gizli ortakları ortalığa döküldü. Gücünüzü kaybettiniz. Değer miydi?

26 Haziran 2007

iks Yayınları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir