Müslüman-Hıristiyan Çatışmasını Masonlar İstiyor

Akşam gazetesi köşe yazarı Güler kömürcü ile yapılmış ilginç bir röportaj.Kömürcüye göre Müslüman-Hıristiyan Çatışmasını Masonlar İstiyor

** Bilinçli bir şekilde Türkler ve Kürtler çatıştırılıyor demişsiniz…

Bence buna Türk-Kürt çatışması demeyelim. Çünkü biz bir çatışma yaşamadık. Buna isterseniz etnik düzeyde gerginlik diyelim. Gerginlik aile içinde de olur. Ama çatışma düşman taraflar arasında olur. Şu günlerde her kelimeyi doğru kullamamız lâzım.

** Meydana getirilen etnik gerginlikle ne amaçlanıyor ve bunu kim yapıyor?

Amerikanın yeni dünya düzeni çerçevesinde bölgede belli bir planı var…

** Sadece Amerika’nın mı?

Amerika yerine amerikan yönetimi desek daha iyi olur. Aslına bakarsanız yeni dünya düzenini oyun kurucuları Amerika ve İsrail kökenli dünyanın ilk 50 şirketi. Tabi bir de şahinler var. Washingtondaki Bush’un etrafındaki şahinler yeni dünya düzenini kendilerinin kuracaklarını iddia eden bunu da özel harp argümanlarıyla yapan bir ekip.

** Bu plan nedir?

Suyun kaynaklarını, enerji koridorlarını istiyorlar bir de bizim bunları yapmakta bir de teolojik(dini) nedenlerimiz var diyorlar.

** Evanjelikler mi bunlar?

Evet evanjelik ve radikal Yahudilerin ortak geliştirdikleri bir plan. Onlara sorarsanız tüm bunları demokrasi için yaptıklarını söylüyorlar.

Bunlar Kafkasya’yı Ortadoğu’yu istiyorlar. Türkiye’de burada merkez konumda. Bu planı işleme geçirmeye çalışanlar, ülkelere askerî müdahale ile bu işin olmayacağını Irak’ta yaşayarak öğerendiler.

** Peki sıcak savaş dışında hangi argümanı kullanıyorlar?

Etnik ve dinî karta oynuyorlar. Irak’ta yaptıkları mezhepler arası çarpışmayı körüklemek. Ayni şey, alternatif lider Kadiri’nin bulunmasıyla Suriye’de başlatılmıştır; Dürziler, Araplar, Şiiler kısa bir zamanda karşı karşıya getirilecek. İran’da ise Azeri, Türkmen, Şiî kartını oynayacaklar.

** Biz de hangi kartlar oynanıyor… Dinî mi etnik mi?

Bizde din kartını oynayamazlar çünkü toplum buna müsaade etmez. Müdahale öncesi o ülkede sosyologlar labratuvar çalışmaları yapıyorlar ve hangi kartın oynanacağına karar veriyorlar.

KORKU HARİTASI

ÇIKARTILIYOR

** Sizin tesbit ettiğiniz bir labaratuvar çalışması var mı?

Bunları internet sitesindeki bazı raporlardan görebilirsiniz. Kimse “Ben Amerika’dan geldim sosyoloğum CIA’e rapor hazırlıyorum” demez. Bir ülkenin sosyolojik haritasını çıkarmak zor değil. Bunlar açık bilgi istihbarati bilgi değil ki.

Virginia Üniversitesi’nden dünyanın en önemli sosyologlarından, şahinlere rapor hazırlayan Vamık Volkan ile BOP’un din ayağını konuşmuştuk. Volkan, konuşmamızda “Gürcistan’da devrimden önce bir yıl kaldım ve toplumun sosyal reflekslerini belirledik” dedi. Sosyal refleksler herhalde kola kampanyası için belirlenmiyor. Sizin tepkileriniz; neye kızdığınız, neden ürkttüğünüz, hangi durumlarda rahatladığınız belirlenerek korku haritanız ortaya çıkarılıyor. Buna göre de karşı taraf psikolojik savaşını başlatıyor. Türkiyede dini kullanamayacağını anlayınca etnik argümanları kullanmaya karar verdi.

** Bu Türkiye’nin etnik moziğe sahip olmasıyla alâkalı mı?

Türkiye bahsedildiği gibi etnik bir mozayiğe sahip değil. Kürt vatandaşlarımızın nüfusa oranı yüzde 12, Kafkas kökenlilerin oranı yüzde 8, diğerleri büyük oranda Türk’tür. Bahsedilen diğer etnik gruplar yüzde 0.1… Dolayısıyla dış güçler kimi kavga ettirecek Kürt ve Türk’ü. Seni omurgandan vurup sarsıp iç savaşa gönderdikten sonra seni teslim alma sürecini de tamamlamış demektir. Direncinizi kırmak için dinimizden, eğitimimizden tutun her şeyiniz sulandırıyor.

KİMSENİN İSLÂMI

SULANDIRMAYA HAKKI YOK

** Dini nasıl sulandırıyor… İslâmiyeti nasıl sulandırıyorlar?

İslâm örtün diyor. Buna itirazımız olamaz. Kadınlarımız örtünüyor ancak o kadar abartılı mücevher takıyorki o kadar abartılı makyaj yapıyorki bu nasıl bir imandır bu nasıl bir inançtır. Ben sorgulayamam tabi Allah bilir. Böyle bir haddimiz olamaz ancak estetik olarak beni çok rahatsız ediyor. Bu ülkede yüzlerce binlerce insan açken sen bunu yapamazsın(hadi beni koyduğunuz yer başka bir yer) senin bir iddian var. Görünüşle bu iddianı nasıl açıklıyorsun. Sen o kadar mücevher taktığında bu iddian nereye gidiyor. Sen başın kapalıyken göbeğini açamazsın, dans edemezsin. Sen ağır makyaj yapamazsın. İşte İslâm sulandırılıyor. Medya bir taraftan bunu destekliyor evet olabilir onun da sosyal hakkı diyor. Aslında bunları yapan bayanlar sosyal haklarını kazandım zannederken insanların kafasında soru işareti oluşmasına sebep olarak inancına saygıyı azaltıyor. Çelişki gördüğünüz bir harekete saygı duyabilir misiniz? Onun kimliğinde dini yargılamaya başlıyorsunuz. Kimsenin buna hakkı yok.

Tüm dünyada İslâm eşittir terör örgütü diye bir imaj çizilmeye çalışılıyor. Tüm dünyada İslâm dünyasına karşı bir tepki uyandı. Terörün kaynağı radikal İslâmcı örgütler olarak gösterildi. Radikal İslâmcı örgütler tabir edilen oluşumun yüzde 90’ının içinde yabancı istihbaratın adamlarının olduğunu biliyoruz. Bunu delillendirmeye gerek yok. Bizi kendi dinimizle, kendi iç sorgulamamızla başbaşa bırakıyorlar. Bu katiller nasıl Müslüman olabiliyor diyoruz. Halbuki bizim dinimizde güzel insan tarifi var. Terör asla İslâmda tasvip edilmiyor.

** Aklıma bir anda Irak’ta yaşanan bir olay geldi. Irak’ta Kur’ân’ın tuvalete atılması tezgâh mıydı sizce?

Kur’ân tuvalete atıldı denildi. Ertesi gün Afganistan’da yer gök inledi. Afganistandaki insanların çoğu okuma yazma bilmeyen gariban insanlar. O insanlar CNN mi seyrediyorlar, İngilizce mi biliyorlar. Peki nasıl bu insanlar bundan haberdar olup sokaklara döküldüler. Afganistan’a birileri gidiyor ve tuvalete Kur’ân atıldı deniyor ve tepkileri ölçülüyor. Sokaklara kara çarşaflı insanlar çıkıyor bu seferde bu görüntüyü kullanarak bakın İslâmın gerçek yüzü deniyor. Bunlar masa başında hazırlanıyor ve bize de bu oyunu oynamak düşüyor.

Irak’ta bir ara önlerine haçların takılı olduğu tankların Müslümanları öldürdüğü haberi çıkmıştı. Ben elhamdülillah Müslümanım. İnsanı bu görüntüler rahatsız ediyor.

Burda da bir oyun var belki…

Her ne olursa olsun. İçinizde acaba sorusu kalıyor. Ben bu gelişmelerden çıkardığım Müslüman Hristiyan çatışmasının zemini hazırlanmak isteniyor.

OPUS DEİ MÜSLÜMANLARLA

DİYALOG İSTİYOR

** Bu konuda Katolikler Evanjeliklerden farklı düşünüyor galiba…

Geçen sene OPUS DEİ’nin en tepe ismiyle görüştüm. OPUS DEİ… Kimilerine göre dünyayı yöneten en etkili KATOLİK örgüt… Papayı seçtiren, 1 milyona yakın sempatizanı, dünyada 70 ülkede 80 bin üyesi bulunan ve de dünyanın en gizemli Katolik teşkilâtı olduğu ileri sürülen İspanya kanı taşıyan OPUS DEİ’nin Madrid merkezinde, örgütün önemli ismi “Müslüman-Hristiyan (Katolik) çatışmasını isteyen masonik localardır Yahudi örgütlerdir” dedi. Çünkü bu çatışmayı kendi inandıkları kıyamet senaryosunun bir parcası olarak görüyorlar. Bu nasıl bir katalog örgütü lideridir ki benimle aynı düşünüyor.

** Yani Müslümanlarla diyalog istiyorlar?

“Bu kavga başkalarının işine yarayacak kavga etmememiz lâzım. Tamam farklı yollardan gidiyoruz. Ama bir olan Allah’a inanıyoruz lütfen kavga etmeyelim” diyorlar.

** Peki bu yakınlaşma için somut adım atıldı mı?

BM, Türkiye Başbakanı’na ve İspanya Başbakanı’na İslâm âlemiyle Katolik âlemini yakınlaştırmaları için görev verdi. Bu odur işte. Çünkü Opus Dei’nin merkezi İspanya’dır. İspanya kabinesinin yarısı Opus Dei üyesi. Yani Katolik. Onlarda aynı endişeyle diyalog zeminini hazırlamaya çalışıyorlar

KAOS ÖZGÜRLÜKLERİ ZEDELER

** Güncele dönecek olursak. Türkiye’nin içinde bulunduğu kaos ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

İnsanlar ekonomik krizden öyle bir hale gelmiş ki güneydoğuda oynanan oyunlarla ilgilenmiyor ve benim önceliğim akşama eve götüreceğim para diyor. Ülken birileri tarafından kaosa doğru sürüklenmek isteniyorsa senin önceliğin para olamaz. Çünkü ülke kaosa sürüklenirse özgürlüğünü riske etmiş oluyorsun. Bilinç aydınlanmasını sağlamak bizim görevimiz. Herkes paranoyak olduğu için insanları akla dâvet etmemiz gerekiyor. Toplum cinnet geçiriyor. Herkes düşman arıyor. Halbuki biz güçlü bir ülkeyiz. Geçmişten aktarılmış kodlarımız çok güçlü.

KÜRTÇÜ SERMAYE İDDİASI VAR

** Türkiye asla bölünme psikozuna girmemeli demişsiniz…

Artık sokakta halk Kürtçü burjuva oluşturuldu diyor. Kürt olmak onur vericidir. Ama Kürtçü ve Türkçü olmak faşizan bir eğilimdir. Dolayısıyla faşist bir Kürtçü burjuva oluşturulmaya çalışılıyor. “Belli bir grup elideki sermaye başka bir tarafa transfer oluyor” deniyor. Bunun ikinci aşamasında bölücü konuşmalar onaylanmış oluyor. Bizim bu bölücü felsefeleri şiddetle reddetmemiz gerekiyor. Ben bunların tartışılmasını bile sakıncılı buluyorum.

İnsanlarımıza önce özgüven verilmeli.

** Halkın da birşeyler yapması gerekmiyor mu?

Halk kendilerini kurtaracak bir kahraman beklentisi içerisinde. Sen vergi veriyorsun hukuku gözet, haklarının peşine düş. Devlet sensin. Derin devlet biziz. Derinliğimiz eğitimimizden algımızdan kaynaklanıyor. Biz bireysel görevlerimizi yerine getirirsek kimsenin bizi yönlendirmesine izin vermeyiz.

** Bir de tabi sivil toplum örgütleri de burada ön plana çıkıyor…

Bu ülkede yüze yakın sivil toplum örgütü var. Stratejik araştırmalar vakfı 60’ı bulmuş. Hangi strateji üretiliyor. ASAM dışında millî strateji raporu hazırlayan kim var? Lütfen ASAM dışındaki kuruluşların fonlarına bakın kim bunlar. Bunlar kimlerden masa başı akademik destek alıyorlar. O zaman bunların arkalarındaki gölgeleri göreceksiniz. Bu ülkede millî stratejik araştırmalar vakfı olmazsa sivil toplum örgütü olmazsa bu ülkenin gidişi de böyle olur.

** Az önce Kürtçü burjuvaziden bahsettiniz tam olarak ne anlamalıyız bundan?

Birincisi Orta ölçekli esnaf üzerinde şiddetli bir sermaye transferi yaşanıyor. İkincisi büyük sermaye hareketleri içerisinde de aynı hareketlilik sözkonusu. Ekonominin bütün cephelerinde izlenmesi gereken bir sermaye transferi var. Bunların araştırılması delillendirilmesi lâzım.

** Bu hareketlilik daha çok hangi alanlarda…

Özellikle yazlık bölgelerde ve büyükşehirlerde bu hareketlilik gözleniyor. Otopark mafyası, eğlence dünyası, turizm beldelerindeki oteller buradaki sermayenin el değiştirdiği iddia ediliyor. Burada etnik kimlik önemli değil. Oradakilerin Erzurumlu, Vanlı, Batmanlı olması değil mesele. Mesele elde edilen paraların çeşitli terör örgütlerine transfer edilmesidir.

** Burada da uyanık olmak gerekmiyor mu? Kürtlerle Türkleri karşı karşıya getirmek için kurgulanmış bir haber olmasın..

Şüphesiz olabilir. Bu iddayı delillendirecek olan bu devletin kurumlarıdır. MASAK, İçişleri Bakanlığı gibi kurumlar bu iddaları derhal açığa kavuşturmalıdır. Biz kamuoyu aydınlatma görevini yapıyoruz onlarda gerekeni yapacaklar. Resmen, artık bir Kürt mafyası oluştuğu iddia ediliyor. Bunlar çok ciddî iddialar.

** Burada gözler İçişleri Bakanlığına çevriliyor. Bunun için birşeyler yapmıyor mu bakanlık?

Gerekli açıklamaları yapıyor zaten. Bu sadece kolluk kuvvetlerinin yapacağı birşey değil MASAK Malî Suçluları Araştırma Kurulundan bahsediyorum. Bu kurul sermayeler üzerinde her türlü incelemeyi yapabilir.

DÜŞMANIMIZ KÜSTAH VE RAHAT

** Washington’dan bildiren bir yazar “Kürt partisi derhal kurulmalıdır. Ankara’da artık Kürt milliyetçiliği ya da bölgecilik yapan siyasiler ses çıkarmamalıdır” diyor… Siz ne anlıyorsunuz bundan…

Irak, İran, Suriye-Türkiye’de iç gargaşa oluşturup bu bölgede Kürt devleti kurulmak isteniyor.

Düşmanımız o kadar küstah ve rahat ki… Adam elini göstere göstere sende Kürt kartını oynayacağım, etnik gerginlik yaratacığım diye açıkça söylüyor. Benim de el ele tutuşmam lâzım.. Benim de buyrun oynatmayacağım demem lâzım. Biz tartışmayı bu zeminde tutmamız lâzım.

** Bunun yanında Amerikalı şahinlerin Kürt federe devletinin kurulmasını ve himayenin Türkiye’ye verilmesini istiyor demişsiniz…

K. Irakta federe devleti kurulmasını istiyor. Çünkü benim güneydoğum su zengini maden zengini… Güneydoğum çorak bir toprak değil. GAP faaliyete geçirilemiyor. Belirli güçler izin vermediği için petrol çıkaramıyoruz. Şahinler, Kuzey ırakta devlet kurayım bu örnek olsun daha sonra güneydoğuyla birleştireyim istiyorlar.

DEZENFORMASYONA UĞRUYORUM

** Sizi dezenformasyona uğratmak isteyen var mı?

Tabi yabancı diplomatlarla oturuyorsun. Yüzlerce farklı panele katılıyorsun. Çok değişik ortamlara girip çıkıyorsun. Bunların içinde ülkeniz için hangisi hayırlıysa onu önplana çıkarıyorsunuz

Benim kimliğim önemli değil. Kendimi gazeteci olarak görmüyorum. Sokaktaki insana doğru bilginin gitmesine gayret gösteriyorum. Bir köprü olmaya çalışıyorum. Gazeteciyim dersem egom daha öne çıkar ve vatanımla ilgili insanları aydınlatma görevim değil bireysel kariyerim önplana çıkar. Adımın kim olduğu benim ne olduğum hiç önemli değil. Ben bu kadar hassasım, inanın gene dezerformasyona uğruyorum. Öyle enteresan masalarda, öyle enterasan bilgiler geliyor ki…10 filtreden geçirmeme rağmen bir hafta sonra bakıyorsunuz ki bunların bir kaçı dezenformasyon…Beni okuyan büyük bir kitle var eğer bunlara dikkat etmezsem büyük günah işlemiş olurum.

Yabancı istihbarat köşe yazarları üzerinden dezenformasyon yapıyorlardı. Son dönemde köşe yazarları itibarlarını kaybetti.

** Neden?

Okur bunların manipüle edildiğini ve kimlerin manipülasyona uğradığını birer birer tesbit etti. Kim Amerika’ya yakın duruyor bunları tesbit etti. Aradaki dört beş defolu ürün yüzünden hepimize küstü. Bu sefer yabancı istihbarat muhabirler üzerinden dezenformasyona başladı. Okur köşe yazarlarını boşayıp ücüncü birinci sayfa haberini okumaya başladı. Yaklaşık iki senedir bu ülkede bazı muhabirler aynı şekilde dezenformasyona tabi tutuluyorlar.

Bunlar kötü niyetle yapılmıyor. Bir kişi sizin dostunuzdur. Kurumsal kimliği vardır. Bir müddet sonra size değişik raporlar gelmeye başlar. Ve siz bu manipülasyona kanmamanız için çok iyi okumanız lâzım. Bir bilgiyi en az beş ayrı kaynaktan doğrulatmanız lâzım. Bizim muhabirlerimizin safiyane her bilgiyi doğrulatmadan yayınlatmaması lâzım.

YENİ PROJEDE KADINLAR KULLANILIYOR

nAmerika burslarının diğer ülkeleri kişiliksizleştirdiğini ve kendine bağımlı hâle getirdiğini söylüyorsunuz….

Orhan Pamuk ‘Ermeni soykırımı vardır’ dedi 15 gün sonra ödül aldı. Dünyanın efendisi ABD… Sen itibar açlığı içinde olunca Amerika sana ödül verince kendini iyi hissediyorsun. Senin kompleksin o kadar derinleşmişki onaylanman hastalığını iyileştiriyor. Demokrasi getireceğim diyor. Sivil toplum örgütlerini çeşitli fonlarla besleyip içerde çatışmaya zemin hazırlıyor.

nBurada Soros geliyor akla…

Alman bakan ‘petrolün bu kadar yükselmesinin arkasındaki suçlu Soros’un oynadığı bir kaç fondur’ dedi. Bu iddialar komplo teorisi değil. Bunlar analizler sonucu çıkarılmış bir sonuç. Film dünyası, sanat dünyası, medya dünyasını fonluyor.

Kusura bakmayın bizim gibi ülkelerde devrimi siz erkekler değil kadınlar yapıyor. Sosyolojik sebeplerle ikinci sınıf görüldükleri için onlarda kimlik isbatı histeri boyutunda. Bunlar bu zaafı bildikleri için İran’da, Türkiye’de fonları kadın derneklerine aktarıyorlar. Kadınlar üzerinden istedikleri politikaları hayata geçiriyorlar. Güneydoğuda yüzlerce Soros fonlarından beslenen kadın dernekleri var.

SİPERDE KALMAMIZ LÂZIM

** 2006’da seçim yapılacağını bu seçimlere Kürtçü partinin dahil edileceğini söylüyorsunuz

Amerikalı uzman diyorki sizin parlamentonuzda etnik kimlik taşıyan bir parti olmalı diyor. Olmalı derken benim ülkeme yönelik kendi eylem planını da açıklamış oluyor. Demek ki bu eylem planı önümüzdeki günlerde hayata geçirilmeye çalışılacak.

Lemont MHPnin oy oranının artacağını söylüyor. 3 Ekimden sonra siyasî harita değişecek. Ekimde kapı Türkiye’nin yüzüne kapatılırsa içerideki milliyetçi hareketler hızla tırmanacak. Demir leblebiye dönecek. AB ile haklarını alacaklarını düşünen Kürt guruplarının beklentileri boşa çıkacak.

Irak Anayasası aralıkta netleşmesiyle beraber orada Kürt federe devleti kurulacak. Bu da ülkemizdeki şahin hareketlerini besleyecek. Beslenen şahin hareketler nasıl bir politik harekete dönüşecek. Bunu kestiremiyorum. Bütünleştirici sağduyuya ihtiyaç duyduğumuz bir döneme giriyoruz. Bazen siperde kalmak en iyi hücum şeklidir. Bugünlerde siperde kalmakta fayda var. Bütün komplo teorilerinden uzaklaşmak ve akıl görmediğimiz hiçbir şeye varsayıma inanmamız lâzım. Önümüzdeki altı ay çok kritik geçecek.

Başbakan Erdoğan’ın danışmanları kim?

BAŞBAKAN BUNLARI CEVAPLASIN

** Başbakan Tayyip Erdoğan Kürt sorunu tanımıyla sizce sorunun çözümünde ilk adımı atmış oldu mu?

Mesut Beyle, Tansu Hanımla güneydoğu seferlerim oldu. Bütün politikacılar son on yıldır aynı şeyi söylüyor ama sonunda kimse çözüm üretmiyor. Tayyip Bey’inde yaptığı bence aynı. Önemli olan reel hayatta politika üretmek.

** Peki AKP’nin geçmiş hükümetlerden farklı olmadığını nereden çıkardınız?

Bölge milletvekillerinden kaç tanesi kendi bölgesiyle kendi şehriyle ilgili meclise soru önergesi verdi. Kaç tanesi istihdam oluşturmak proje için kaynak buldu. Kaç tanesi o bölgedeki sorunlar için çözüm üretti. Bunların cevaplarından sonra Tayyip Bey konuşsun… Güneydoğu millet vekillerinin bunu derhal açıklaması gerekiyor. Sen bunları yapmamışsan sana inanmamı neden bekliyorsun. Benim senin söylemine inanmam için eylemini görmem lâzım. Yaklaşan seçim sürecinde bölge halkının oylarını almak için söylenmiş sözler bunlar. Sayın Erdoğan “Benim Mardin milletvekilim istihdam oluşturdu. Tunceli milletvekilim şu kadar fon aldı, İş götürdü aş götürdü” diyebiliyor mu? Sen fiziki hiçbirşey yapmamışsın sorun vardır sorun yoktur tartışmasındasın. Tartışma bu aşamada değil. Tartışma eylem aşamasında.

Kaç milletvekilinin kendi şehrinde ofisi var. Kimse sorununu anlatmaya Ankara’ya gelemez. Millette otobüs parası mı var Ankaraya gelecek. Tunceli’de vatandaşın gidip dertlerini anlatabileceği ofisler olmalı. Daha sen kendi şehrine vatandaşına ofis açmamışsın. Seni orada göremiyorsam senin politik iddialarına ben niye inanayım. Diyarbakır’da hiçbir milletvekilinin ofisi yok. Halkın buna inanmaması lâzım. Kürt sorunu var diyene de gülüp geçmesi lâzım.

Bölge milletvekilleri Halk Bankası’na veya Ziraat Bankası’na gidip çiftçisi için ne yaptı. Ben insanları akla çağırıyorum. AKP milletvekilleri beni utandırsınlar. Bunları ispatlasınlar biz de onların samimiyetine inanalım…

BAŞBAKAN’IN DANIŞMANLARI KİM

** Birde Başbakan’ın politikalarına karşı bir güvensizlik sorunu yaşıyorsunuz galiba. Çünkü bir yazınızda başbakanın üç ay sonra hangi fikirde olacağını kestiremiyorum diyorsunuz…

Putin, Blair’in ve diğer hükümetin başkanlarının etrafına bakıyorsunuz. Danışmanları var. Ben maaşımın yarısını vergiye veren bir vatandaş olarak benim başbakanımın dışişleri, içişleri, ekonomi danışmanları kimlerdir? Benim başbakanım sabah uyandığında kimlerden brifing alıyor. Bilmem lâzım. Ben bunları bilmezsem sağlıklı karar veremem. Bir zamanlar Özal’ın prensleri vardı, Mesut Beyin ve Tansu Hanımın etrafında danışmanları vardı. Bunlara kızdık ve gönderdik. Bunların metodlarını beğenmeyip gönderdik. Hiç olmazsa gönderdiklerimiz profesyonel çalışıyorlardı. Bir tanesi beynimin yarısı diyordu. Peki senin ekibin kim?

** Meselâ bunlardan biri Ahmet Davutoğlu?

Bir tek Ahmet Davutoğlu’nu tanıyorum. Çok beğeniyorum. Akademik kimliğine saygı duyuyorum. Başka kimler var ben bilmiyorum. Gazeteciyim ve öğrenmek istiyorum.

** Size bu soruyu sorduran ne?

Başbakanın yanında kendi kariyerini kendi backroundunu ispat edemeyen danışman görünce demekki başbakanın görüşleri spontane, geçici, irticalen oluşuyor diyorum. Bunlar sürekli değişkenlik arz ediyor çünkü. Büyük devlet olmak hedefinin belli olması demektir. Amerika on yıl sonra ne yapacak biliyorsunuz değil mi? Adam bize bile öğretti 5 yıl sonra şurayı alacağım diye. Bush Amerikan yönetiminden ayrılmış önemi var mı? Genel makro bir politika var. Ben ülkemin 5 yıl sonra nerede olacağını bilmiyorum. Benim ülkemde Irak ve Kafkas politikası ne bilmiyorum.

** Devletimiz politikalarını açıklayacak gücü kendinde göremiyor mu acaba?

İsterseniz buna devlet değil halk karar versin. Fransızlar beş yıllık planlarını açıklarken ben neden bunu hak etmiyorum. Kim benim kaderimi tayin ediyor bilmek istiyorum.

Hükümetin ağzından politikaları duymak istiyorum. Duymayınca spontane konuşuyor diyorum. Üç ay önce Norveç’te “Kürt sorunu yoktur” diyor bugünse “vardır” diyor. Bu da sabit politikası olmadığını gösteriyor. Bu açıklamalarla komik oluyorsun. Bu söylem güven vermez. Hemde halkın aklını karıştırır. AKP’ye güvenen yüzde kırklık halk kesimi de AKP ile sürekli fikir değiştiriyor. Fikir değiştikçe içi boşalıyor kendine güvenini kaybediyor. Mikro konuda bile politika üretemiyor.

Hasan Hüseyin Kemal

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir