Müşterek bahis

Kehanetin bilgiyi, kumarın ticareti, zannın gerçeği, faizin kârı, tahminin haberi gölgelediği bir zamanın çocukları, derinlerindeki cedel tohumunu sulaya büyüte yeni Nostradamuslar fışkırtıyorlar yeryüzüne.

İsabet kaydetmeyen oklarının hedef tahtasında süklüm püklüm durduğuna bakıp iddiacılıklarından vazgeçtiklerini sanmayın. Servetlerini eritseler de, bilgi kırıntılarını ikbal ağacının altın tohumları gibi serpip duruyorlar vadilerde. Hangi atın çiftesi daha pektir bilmeseler de, hangi atın hangi yarışları kazandığını, hangi şartlarda hızının azalıp çoğaldığını, nerede nefesinin tıkanıp, nerede açıldığını ezberden söylüyorlar. Ama iş bir sonraki gün yapılacak yarışta neler olacağını bilmeye gelince, orada duruyor, biraz soluklandıktan sonra raflarından çektikleri kehanet defterindeki bilgi kırıntılarını sezgiye, bilgiye ve tahmine dönüştürmeye çalışıyorlar. Gaybın kapılarını maymuncuklarıyla kurcalayıp, bakırı altına çevirmeye çalışan bu simyacılara hayret etmemek elde değil. Üç maymunu oynuyorlar; kulaklarını, gözlerini ve ağızlarını kapayıp. Sonra dayanamayıp açıyorlar ağızlarını. Ve hangi atın çizgiyi daha önce geçeceğini, hangi futbol takımının 2-0 galip geleceğini, hangi boksörün ilk raundda rakibini yere devireceğini evrensel bir bildiri gibi dünyaya açıklıyorlar. Tahminlerinde isabet kaydedip kaydetmedikleri önemli değil. Para kazanıp kazanmadıkları da. Bu küçük Nostradamuslara haz veren başka şeyler var; gelecek hakkında bir şeyler söylemenin fizikötesi zevki, çekişmenin yükselttiği adrenalin, bilgisizliğin oksijensiz ortamında basit de olsa bir konuda fikir sahibi olmanın açtığı küçük pencere…

Bir süre sonra o küçük pencereler de yetmez oluyor gayb simyacılarına. Bir sonraki günü iple çekiyor, nefes alabilmek için önlerine çıkan her konuya ilmeklerini geçiriyorlar. Müşterek bahis şirketleri mantar gibi bitiyor her yerden. Futbol maçları ve at yarışlarının sonuçlarını tahmin etmek de kesmiyor artık onları. Daha fazlasını bilmek istiyorlar. Bir gün önceden bilmek istiyorlar her şeyi: Mesela Amerika’da geçtiğimiz yıl bir idam mahkumu üzerine müşterek bahisler oynandığını okuduğumda cinnetin nereye kadar vardığını görerek ürpermiştim. Sözü geçen mahkumun idam kararını kongre onaylayacak mıydı, yoksa affedecek miydi? Müşterek bahisçilerin kimi idama, kimi affa yatırmışlardı paralarını. İspanya’da boğanın mı, matadorun mu öleceği üzerine bahisler oynanıyordu arenalarda. Kim kazanacak diye iddiaya tutuşuluyor, yıldızlar seçiliyordu televizyon yarışma programlarında. Müşterek bahisçileri bunlar da kesmedi, daha eski Papa son nefesini vermeden, yeni Papa’nın kim olacağı yatırıldı o müşterek masaya. Papa can çekişirken müşterek bahisçiler keselerinin ağzını sonuna dek açmışlardı Papa adaylarına. Doğrusu bizim bahisçilerimizin ne öyle büyük bahisleri ne de yatıracak büyük paraları vardı. Horozlarını dövüştürdü, develerini güreştirdiler küçük paralar koyup ortaya. Nerede, Harry Potter kitabında hangi kahraman ölecek diye milyonlarca dolar koyan bahisçiler! Nerede 14 muhtemel ölü için koparılan o büyük yaygara!

“Yeni James Bond kim olacak?” diye oynanan bahislerde 00 James Bond için kim bilir kaç sıfırlı paralar uçuştu havada. Hava durumu üzerine oynanan bahislerde kaç yağmurlu gün sermayeyi sele yükleyip götürdü acaba. Müşterek bahisçilere sürekli yeni konular gerek. O halde yardımcı olalım biz de: “Türkiye AB’ye girecek mi, giremeyecek mi?” Hayır mı? Bunun üzerine bahis oynamayı şimdilik gerekli görmüyor musunuz? “2006 Dünya Kupası finallerine Türkiye katılabilecek mi?” Hayır mı? Demek bunu da merak etmiyorsunuz! “Pakistan depremindeki ölü sayısı” desek, ayıp olur diyeceksiniz. “Kuş gribinin beyaz et sektörünü bitirip bitirmeyeceği”, “CHP’nin AB yanlısı ya da karşıtı olup olmadığı”, “Sakal-ı Şerif’i havaalanına kimin getirip getirmediği” meseleleri ilginizi çeker mi acaba?

Müşterek bahisçiler en son Nobel Edebiyat Ödülü’nü kimin alacağı üzerinde bahisler oynadılar Avrupa’da. Merkezi İngiltere’de olan müşterek bahis şirketi Landbrooks, bu yılın Nobel Edebiyat Ödülü için en yüksek şansı İtalyan Claudio Magris’e vermişti. Bu yazara para yatıranlar, kazanmaları halinde yalnızca paralarını geri alabileceklerdi. Şirket Adonis’e bire üç, Tranströmer ve Ko Un’a bire yedi vereceğini açıklamıştı. Danimarkalı yazar Inger Christensen’e bire kırk bir verilirken, Orhan Pamuk’un adı Landbrooks’un listesinde yer almamıştı. Ve sonuçlar açıklandı. Müşterek bahisçilerin paraları yandı. Nobel’i tahmin ettikleri gibi Orhan Pamuk alamasa da Orhan Pamuk’un bir zamanlar Türkiye’de karşıladığı Türkiye aleyhtarı İngiliz yazar Harold Pinter almıştı.

Heey müşterek bahisçiler! Gelecek Nobel Edebiyat Ödülü için Pamuk’a bire kaç vereceğinizi şimdiden düşünün. Pamuk eller cebe.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir