Ne Tank Ne Top Vardı

Çıkarmanın ilk günü top ve tankımız, uzun menzilli silahlarımız yoktu. Çıkarma birlikleriyle gelebilecekti. Tanksavar savunmamız sınırlı sayıda ve menzili çok kısa silahlara dayanıyordu. Uçakların topçu gibi hatta bazen havan gibi kullanılması hatasına bilerek katlanıyorduk…

Özel Harekat Dairesi eski Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Orgeneral Kemal Yamak, anılarını kaleme aldığı “Gölgede Kalan İzler ve Gölgeleşen Bizler” kitabında, Kıbrıs Harekatı’nın bilinmeyen yönlerini gün ışığına çıkarıyor. Yamak’ın kitabı Kıbrıs Harekatı’nın resmi olmayan tarihi. Çıkarma öncesi, ilk sıcak temas ve savaşın ayrıntıları bir film gibi anlatılıyor.

Genelkurmay hemen öğrendi
Tarih 15 Temmuz 1974.. Yamak, Tuğgeneral rütbesi ile Özel Harp Dairesi Başkanlığı görevini yürütürken Kıbrıs’tan darbe haberi geliyor. Yamak, Genelkurmay’ın, Kıbrıs’taki darbeden saat 11:00’den sonra haberdar olduğu iddialarına da cevap veriyor: “… Sabah sekizde daireme gittim. Kurmay Başkanı Yirmibeşoğlu’yla görüşürken, Özel Şube Müdürümüz heyecanla içeri girdi. Elinde peş peşe çekilmiş 3 mesaj vardı. Kıbrıs’taki darbeyi bildiren ve ilk bilgileri içeren mesajların birer suretinin hemen Genelkurmay Harekat Merkezi’ne aktarılmasını istedik ve durumu telefonla Genelkurmay ikinci başkanına arz ettik. Mesajlar devam ediyordu…”

Yanlış havaalanına gidip bekledim
“17 Temmuz 1974 günü saat 13.00 civarında karargahta çalışırken, Haydar Saltık komutanımdan bir telefon emri aldım. Şöyleydi: Bugün saat 15-15.30 arasında sayın Başbakan ile Londra’ya gideceğiz. Dokümanlarını topla, sivil elbiseli olarak bavulunu al ve saat engeç 15.00’te Esenboğa’da bulun. Saat 14:30’da havalanındaydım ama hiçbir hareketlilik yoktu. Biraz bekledim, daireden Kurmay Albay İlter’i arayarak programda değişiklik olup olmadığını sordum. ’Komutanım hepimiz sizi arıyoruz, neredesiniz? Uçak Etimesgut’tan kalkıyor’ dedi. Ya komutanım yanlış ifade kullanmış ya da ben yanlış anlamıştım. Emir subayım Binbaşı Gökalp Boz ile Eti’ye yöneldik. Trafik polisleri yolu bizim için açtı. Son sürat havaalanına girdik.”

İngilizler’e ortak harekat teklifi
İngiltere uçağında dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in İngilizlere ’ortak harekat’ teklifi hazırlandığını anlatıyor Kemal Yamak ve Başbakan ile aralarında geçen konuşmayı şöyle aktarıyor:

Ecevit: Yamak Paşam, böyle bir durum için, bizim İngilizler’le beraber ve İngiliz üslerinden başlatılan müşterek bir harekat planımız var mı?

Yamak: Böyle müşterek bir planımız yok. Kıbrıs’ta 1963’lerden beri mevcut bulunan ortam ve koşullar içinde, böyle bir plan hazırlamak düşünülmedi. İngilizler’in müşterek harekata taraftar olmayacaklarını zannediyorum.

Ecevit: Ben ümit ediyorum ve bu teklifle gidiyorum.

Hasan Esat Işık: Yaa paşam, böyle bir plan hazır olsaydı ne iyi olurdu.

Yamak: Sayın Başbakanım, bu planın yokluğu sizi ve teklifinizi etkilemesin. Eğer İngilizler bu harekat planına evet derse biz en geç 2-3 gün içerisinde bu planı hazırlayabiliriz. Ancak benim asıl endişem ’peki’ derler, bu planlama ve hazırlık dönemini uzatıp olayın yatıştırılması için zaman kaybettirmeyi hedefleyen bir hareket tarzı seçilirse, harekatın tehlikeye girmesidir.

Ecevit: Bu tehlikeyi biliyorum, buna kesinlikle müsaade etmeyiz.

İngilizler yeşil ışık yakmadı ama “İngilizler’le uzun ve çetin müzakereler yapıldı. Sonuç beklenildiği gibi oldu. Üslerin statüsü maske olarak kullanıldı ve müşterek hareket teklifi reddedildi. Londra’dan dönerken uçakta sayın Başbakan bizlere ’İngilizler bize yeşil ışık yakmadılar, ama kırmızı ışık da göstermediler’ diye başlayan bir konuşma yaptı. Bu ifadenin ’ama’yla başlayan ikinci cümlesini, sayın Başbakanın müdahale kararının kesinleştiği şeklinde değerlendirmiştim.”

Hava kuvvetleri komutanı çaresizdi
Tarih 19 Temmuz 1974, 1. Kıbrıs Harekatı başlıyor…

“Tanklarımız ve zırhlı araçlarımız yoktu. Çıkarma birlikleriyle gelebilecekti. Tanksavar savunmamız sınırlı sayıda ve menzili çok kısa silahlara dayanıyordu. Piyade ağır silahlarımız 81 ve 60 mililetrelik havanlar ile 12.7 milimetrelik makinalı tüfeklerden ibaretti. Sonuç olarak, düşmana 2.800-3 bin metre mesafe dışında müessir olamıyorduk. Bütün bu destek ihtiyacımızı Hava Kuvvetlerimiz karşılıyor, uçakların topçu gibi hatta bazen havan gibi kullanılması hatasına istemeyerek, fakat bilerek katlanıyorduk. Hava Kuvvetleri Komutanı rahmetli Org. Emin Alpkaya çok haklı olarak buna karşı çıkıyor, önüne konan durum ve ihtiyaca bakarak, çaresizliğe çare olmaya istemeyerek razı oluyordu…”

Çıkarmanın ilk günü en kritik gündü. Çünkü ilk gün çıkarma Girme-Magosa ve Lefkoşe-Gönyeli-Hamitköy hattında olacak. İkinci gün bu iki hat birleşecekti. En kritik an ise çıkartmanın ilk gecesi oluyordu. Çünkü Türk askerinde top ve zırhlı araç desteği olmadığı için Rum tankları en büyük sorunu oluşturuyordu. Rum tanklarına karşı yapılan operasyonu ve zamanın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Sancar, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Adnan Ersöz ile Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Emin Alpkaya arasında geçen konuşmayı Yamak şöyle anlatıyor:

“Harekata ait son bilgileri sordular. Tatmin edici bir bilgi yoktu. Sonunda ’Bu harekat sabaha kadar gelişirse neler olabilir’ sorusunu sordular. Bu sorunun cevabı çok acıydı. İstemeyerek sorulduğunu hissettiğim bu soruya net cevap vermeyi içime sindiremiyordum. ’Bu harekat mutlaka durdurulmalıdır. Bölgede yeterli kuvvet var fakat roketatar dışında tanksavar silahı yok’ derken komutanlar, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Alpkaya’ya bakıyorlardı. Rahmetli Orgeneral bu bakışların bir soru olduğunu anlamıştı. ’Ne yapabilirim? Gece Gönyeli’ye giderim, fakat hedefi nasıl bulabilirim? Dostu, düşmanı nasıl ayırd edebilirim?’ diye, soruya başka bir soruyla karşılık verdiler. Müsadelerini aldım ve söze girdim, ’Sayın Komutanım ben size buradan hedefi tarif edebilirim’ dedim. Hepsi bakışlarını bana çevirdi, ’Nasıl?’ diye sordular. ’Sayın Komutanım, gece Gönyeli’ye gidilebilirse, önden giden bir uçağımız aydınlatma bombası atar, arkadan gelen uçaklarımız nerede tank ve zırhlı araç görürlerse taarruz ederler. Bizim bölgede hiç zırhlı aracımız yoktur, arz ederim’ dedim.”

Yamak’ın fikri işe yarar ve gece düzenlenen uçak operasyonu ile birçok tank ve zırhlı araç imha edilerek iki farklı noktadan çıkarma yapan Türk birliklerinin birleşmesi sağlanır..

Ecevit ’Bombalamadan önce çiçek atsak olur mu’ diye sordu
Başbakan Ecevit, Yamak’a Kıbrıs’a çıkarma yaparken uçaklardan bombadan önce çiçek atılıp atılmayacağını soruyor… Yamak o anı şöyle aktarıyor: “Başbakan beni çağırdılar. ’Yamak Paşa, acaba uçaklarımız hava taarruzu için Kıbrıs semalarına gittiklerinde, bombardımandan evvel önce çiçek, sonra beyanname atsalar, eğer aşağıdan ateş açılırsa o zaman hava taarruzuna geçseler olabilir mi?’ diye sordular. Sayın Başbakan’ın kafasında kesinleşen müdahale kararı, insancıl yapısı ve yaklaşımıyla çarpışıyor ve hangi taraftan olursa olsun insanların zarar göreceği düşüncesi kendisini rahatsız ediyordu. Kendisine uçaktan çiçek atmanın teknik olarak çok zor hatta mümkün olmadığını anlattım.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir