“Noel ağacı” striptizin totemi mi?..

21. ASRIN GÜZELLİK YARIŞMASI AYİNLERİNİN GEÇMİŞİ “KAZIK AYİNİ” Mİ?..
YEŞİLAY’ın Rahmetli Başkanı Emekli Albay Selahaddin Kaptanağası, yıllar evvel yaptığım bir görüşmede; “Yılbaşı Geceleri” nin nasıl “HÜSRAN GECELERİ” olduğuna elindeki birbirinden dehşet dosyaları göstererek değinmişti. Bu içkinin ve fuhşun oluk oluk aktığı gecenin aynı zamanda “ilk sigara- ilk içki – ilk uyuşturucu”nun gecesi olduğunu ve bir çok “TÜRK kızı ve Türk evladının” da namusunun yine bu gece de kirletildiğini istatiksel olarak da göstermişti.

Tam da odamda uluslar arası strateji sahasındaki kitapların yanında “Gizli Talmud Yasalarıyla” ilgili çalışmalarımı da incelediğim sırada; bir de NOEL AĞACI’nın geçmişiyle ilgili bir dizi çalışmaya rast geldim. Tam da yılbaşı gecesinin arefesinde bu çalışmayı yapmak üzerimize vazife oldu deyip bakın siz GENÇ ARKADAŞLARA “netpano” ailesi olarak neler derledik.

UYARMAK VE UYANDIRMAK HER TÜRK EVLADININ OLDUĞU GİBİ BİZİM DE İŞİMİZ!..

Yılbaşı gecelerinin o değişmez ağacı mubarek ÇAM AĞACI, bu gece de devrilen nice çamların ağacı olmaktan ne kadar sıkılsa da o çevre aşığı geçinen zerzevatın kurban için çıkardıkları yaygaraları kendisi için çıkarmamalarına içerliyorsa da; biz yine de onu bu işten uzak tutarak asıl NOEL AĞACI’NIN karanlık hikayesini anlatacağız.

Bu öyküyü okurken belki utanacak belki kızaracaksınız, ancak “dost acı” söyler “Acılı Adana” söylemez… “Araba yuvarlandıktan sonra herkes yol gösterir; önemli olan devrilmeden önce gösterilmek” deyip giriyoruz mevzuya!

AĞAÇ KÜLTÜ NASIL
SAPIKLARIN KÜLTÜ OLDU?..

“Talmud İskandinav dininden çıkmadı; fakat bazı kısımlarını “Babil Tariki” ile değiştirerek aldı. Artık şeklini şemalini değiştirip hokkabaz işine dönmüş olan NORS dini Babilliler’den Yahudi’lere geçerken en karakteristik bazı adetlerde; Yahudi’ye geçmişti ki bu da “AĞACA TAPINMA” faslıdır.

Bu “Ağaç kültü” tapınmanın dışında zararsız olarak zamanla Hıristiyanlığa geçmiştir.Hıristiyanlığın “Noel Ağacı” tamamen İskandinav menşelidir. Fakat Hıristiyanlar bu ağaç kültüne Yahudiler’de olduğu gibi cinsi zevkler ilave etmezler.

Aksine, Yahudiler bu bayramı cinsi zevkler ve fuhuş alemleriyle karıştırırlar. İskandinavya’dan İran’a kadar olan memleketlerde bu ayinler eski paganizm zamanlarında vardı fakat bu ülkelerdeki insanların hiç biri bu bayramlara cinsi kirliliği karıştırmazlardı.

Bu bayrama sufli arzuları vahşice sokan Yahudi zihniyetidir.

Talmud Gittin 57 B:

“Bugünde o sene doğmuş her çocuk için bir serde ağacı ve her doğan bir dişi için bir SELVİ ağacı dikilmesi şayanı tavsiyedir.Gene bugün akşamı yahut o günlerde bir bakire kendisini bir erkeğe teslim ederse bu muayyen günde, mevzu bahis kız, daha evvel dikilmiş ve boyandıktan sonra kendisi için kesilmiş ağacın üzerine hafifçe oturur ve….”

Norslarda ve Babilliler’de doğan her çocuk için ağaç dikme adeti vardı. Fakat bakireliğe veda edecek bir kızın, hafifçe bu ağaçlardan birinin üzerine oturtulması Yahudilikten başka hiçbir dinde yoktur.

İzodor Zelman: “Jewis Ripples” adlı kitabında:

“Eş dost yanında Haham kızın fistanı çıkarır, kız tamamıyla üryan olduktan sonra kazık….. dokundurulmaya başlanılır, ta kızın yanakları allaşmaya ve kızarmaya başlasın sonra erkek arkadaşıyla beraberken…”

Yazının devamı iğrenç ancak bu cümleden de anlaşılacağı tüm dünya da yaşanan STRİPTİZ rezaletinin de menşeinin böylelikle öğrenmiş oluyoruz.

Sonradan Kenaniler, bu “Kazığa Tapmak” sistemini Yahudilerden benimsemişler, ibadethanelerine bu “kuvve- i inbatiyeyi” gösteren üreme ilahlarının yanına koymaya başlamışlardır. Fakat sonradan hoşlarına gitmemiş ve yalnız umumhanelerin önüne kazık dikmeğe başlamışlar.

Bugün İstanbul’da bir çok semte “sanatsal çalışma” adı altında bu kazıkları görürsünüz ki bu o bölgede üremeyi ve oraya hakim olmayı remzeder.(Bu kazıklardan biri de Tuzla Piyade Okulun’da Asteğmen öğrenciyken eğitim alanında süngü süsü verilmiş olarak dikkatimi çekmişti. Değerli bir komutanıma söylediğimde gülmüştü…)

İncilin JEREMİAH kısmında JEREMİAH Yahudiler’e lanet eder “Her ağacın altında her biriniz bir fahişe ile yatarsınız”

GOLDEN BOUGH

Bu konuda özel bir çalışma da SİR JAMES FRAZER’İN “THE GOLDEN BOUGH” yeni “ALTIN DAL” Din ve Siyah büyüyü araştıran eseridir. Bu “ALTIN DAL” isimli eseri görünce aklıma Muhterem AYTUNÇ ALTINDAL geldi. Biliyorsunuz kendisi de Ökültizm Araştırmacısıdır, Yani “Kara Büyü”, “Şeytan İlmi”, “Ölüler İlmi” uzmanıdır, acaba diyorum Bu ALTIN DAL soy ismi bu ilmi takip etmenin verdiği bir silsilenin mirası mı?..

İyi ki Türkiye’nin böyle bir uzmanı var.

BU KAZIK AYİNİ
21.ASIR’DA “ YARIŞMALARLA MEDYA AYİNİ” Mİ OLDU?

Diomedüs,

eski Tamudistlerin KAZIK AYİNİNİ şöyle anlatır:

“Ayinler başlıyordu. Muazzam bir kalabalığın toplandığı büyük mabedin önünde muazzam bir ateş yanıyordu, ateşin ortasında mermer bir avlu vardı, dört tarafı çevrili avlunun ortasında semaya doğru yükselen çok büyük bir kazık göze çarpıyordu. İşte mabut kazık bu yağ içersinde pırıl pırıl parlıyordu. Birden boru seslerinin yerini saz sesleri aldı ve mabedin kapısından ateşe doğru bir sürü bakire fırladı. Bu lahzada alevlerin ortasından geçerek avluda raks etmeye başlayan bu kızların ayakları herhalde ateşten müessir olmayan bir yağla yağlanmıştı. Hepsi genç ve hepsi güzelde içtikleri iksirden dolayı olsa gerek, alev perdesinin ardındaki erkeklere saldırmak istedikleri her hallerinden belli oluyordu. Son derece azdırıcı bir iksir içirilmişti bunlara. Tamamıyla çıplak genç vücutlarına alevlerin aksetmesi dışarıdaki erkekleri de cinsi bir şehvetle tahrik etmeye başlamıştı ki, birden araba araba sesleri yakınlaştı, odun çok odun getiriliyordu, odunlardan ateşten çemberi daha da kuvvetlendirdi. İşte bu sırada mabedin kapısı tekrar açıldı ve bir sürü genç erkek içeri doldu, bunlarda azdırıcı iksirden içirilmişti fakat üstlerine alevlerden koruyucu yağ sürülmemişti. Çünkü aleve atlayanların bazıları acı ile geri çekiliyor bazıları da yıkılıp kalıyordu…

“Fakat iksir tesirini gösterince ateş filan dinlemeyen gençler, ok gibi ateşe atlayarak kızların yanına geliyorlardı. Artık mermerlerin üstünde normal insanların yapamayacağı kadar tuhaf ve gayri her şey oluyordu. Ve bu ruh kısa zamanda etrafa dağıldı, bütün halk en yakınındakine çullanıyor, bizim Baküs ayinleri (Yunanlılar’ın Şarap ve İçki Ayinleri) bunların yanında hiç ama hiç kalıyordu. ÇÜNKÜ ŞEYTAN KAN-MENİ VE VAHŞETE GELİRDİKİ ONLARDA BUNU İSTİYORDU…”

Ne dersiniz Yılbaşı Gecesi Noel Ağacı sizce o kadar masum ve ilahi bir menşe mi taşıyor… lütfen araştırın ve bizi utandırın…

EY TÜRK GENÇLİĞİ!!!

O Azdırıcı iksir bugün ekmek sofrana “Şarap, Cin, Votka, Rakı” olmadı mı?..

O azdırıcı iksir bugün, Dua mecmuası; şehit dedenin hatırası madalyasını taşıdığın cebinde; Ecstassy, Eroin, Kokain.. olamadı mı?..

Mabedlerin; diskolar, tavernalar, fuhuşhaneler değil mi?..

Yakılan ateşler; “Anne ve babaların doğduğu gün sevinçten gözyaşı döktükleri evladı SEN değil misin?

Ve bu genç ve güzel kız, yakışıklı delikanlılar, medya havralarında “GÜZELLİK, MODELLİK YARIŞMALARI” adı altında peşkeş çekilentaze dimağlar, ülkenin genç beyinleri değil mi?..

UYAN TÜRKİYEM UYAN
HER GÜN BİR KIYAMET SABAHIDIR…

““Noel ağacı” striptizin totemi mi?..” üzerine bir düşünce

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir