Nükleer Enerji

ABD’nin nükleer enerji bahanesiyle İran’ı “kötü adam” ilan etmesi ve Sinop’ta kurulması planlanan nükleer santral dolayısıyla gündeme gelen nükleer enerji nasıl bulundu? Çok değil, daha 100 yıl önce bu konuda herkes cahildi. İsviçre Patent Bürosunda bir memur olarak çalışan Einstein’ın yazdığı bir makale bilim adamları tarafında pek ciddiye alınmamıştı. “Sen bir yığın kömürde bütün Prusya süvarilerinde olduğundan daha fazla beygir gücü olduğunu söylüyorsun” diyerek kızgınlıklarını belli edenler, “Madem öyle, bu neden şimdiye dek gözlerden kaçtı?” şeklinde tepki gösteren bilim adamları….
Einstein ise bütün bu itirazlara şöyle bir açıklama getiriyordu: “İnanılmayacak derecede zengin bir insan, tek bir kuruş bile harcamaz ya da birine vermezse, hiç kimse onun nasıl zengin olduğunu, hatta hiç parası olup olmadığını bile söyleyemez. Bu konuda da durum aynı. Enerji hiç dışa verilmiyorsa, gözlemlenemez.” Bilimin Arka Yüzü, Adrian Berry, TÜBİTAK Yayınları.

Einstein, “Peki, bütün bu saklı enerjinin nasıl serbest kalacağını düşünüyorsun?” sorusunun altında da kalmıyordu: “Bu enerjinin elde edilebileceği en küçük bir belirti bile yok.Bu, atomun istendiği zaman parçalanabileceği anlamına gelirdi. Bunun olanaklı olacağı konusunda hemen hiçbir işaret yok. Atom parçalanmasını, radyum örneğinde olduğu gibi, yalnız doğada görüyoruz. Radyumun aktivitesi atomun durmadan devam eden patlamalı bozunmasına dayanır.”

Diğerleri enerji denklemini radyum deneylerinden nasıl geliştirdiğini öğrenmek istiyordu. Einstein yıllardır bir laboratuarda bulunmadığını söyleyerek onları dehşete düşürüyordu.

“Öyleyse, senin Görelilik Kuramın bütünüyle bir kurgu. Senin kafanda kurduğun bir şey. İyi fizikçi buluşlarını, yeni yeni deneylerle sonuçlarını denetleye denetleye yapar. Tek yol budur.”

“Bunlar boş sözler” diye tepki gösteriyordu 26 yaşındaki devlet memuru Einstein. “Fizik gelişmekte olan mantıksal bir düşünce dizgesidir. Onun esasları yalnız deney ve tecrübe yoluyla edinilmez. Onun gelişmesi özgürce yapılan buluşlara bağlıdır.” Ancak, ardından da Görelilik Kuramının tam anlamıyla kabul edilmeden önce insan tecrübesinin sınamasından geçmesi gerektiğini eklerdi. “Haklı olduğum konusunda en küçük bir kuşkum bile yok.” diye düşünüyordu Einstein. Ve bu hayali 20 yıl sonra gerçeğe dönüşecekti. İşte tarih boyunca bilim, hep bu tür büyük hayalleri olan insanlar sayesinde gelişti. Bundan sonra da böyle olacağı muhakkak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir