Nükleer savaş kapıda mı?

Metal Fırtına Yazarı Burak Turna ile dünyayı bekleyen farklı bir medeniyetler çatışmasını konuştuk.

İki yıl önce yayıncılık sektörü tiraj açısından fırtına gibi bir kitapla tanıştı; ’Metal Fırtına’. Burak Turna-Orkun Uçar imzalı kitap, 400 bin adet satmakla kalmadı, yerli yabancı sayısız habere konu oldu. Ünlü Alman politik kültür dergisi Cicero, Francis Fukuyama ile Burak Turna’nın tezlerini karşılıklı sayfalarına taşıdı. Amerika’nın Türkiye’yi işgalini öne süren politik kurgu, gerçek gibi algılandı ve haber bültenlerine konu oldu. Ardından Burak Turna’nın ’Üçüncü Dünya Savaşı’ kitabı piyasaya çıktı. Tirajı 110 bindi. O da uluslararası ilgiye mazhar oldu. Herald Tribune’den Frankfurter Allgemeine Zeitung’a birçok gazeteye haber, İsviçre Devlet Televizyonu, Fransız TV5, El-Cezire televizyonlarına konu oldu. Sonra ’Metal Fırtına 2: Kurtuluş’ 130 bin baskıyla geldi. Kendi sistematiğini anlattığı SistemA’dan sonra Turna şimdi 50 bin tirajla piyasaya sürülen ’Nükleer Darbe’ ile karşımızda. Üçüncü dünya savaşı devam ediyorÉ Batılılar dünyayı medeniyetler savaşına sürüklerken, Türk ordusu ile Rus ordusu baş başa Avrupa içlerine ilerliyor…


  • Bu kitapta da dünya Doğu-Batı savaşına sürükleniyor..

    ’Üçüncü Dünya Savaşı’ndaki Doğu-Batı savaşına ilişkin tezim burada da sürüyor. Ama burada henüz Türk medyasının gündemine girmeyen yeni gelişme var; dünya ikinci bir soğuk savaşa ilerliyor ve bunun ana hatları nükleer silahlar. Çin, Amerika ve Rusya arasında ciddi gerilim var. İran, Kuzey Kore konusu, nükleer çekişmeler sadece buzdağının görünen yüzü. Durum çok tehlikeli.


  • Neden tehlikeli?

    Amerika nükleer silahlara karşı bir savunma kalkanı oluşturuyor. Bu, nükleer silahlardan daha tehlikeli çünkü düşmanınızın nükleer silahlarını etkisiz kıldığınız anda çalışıyor ve tam bir kısır döngüye yol açıyor. Amerika NATO’yu Rusya’nın en üst sınırlarına kadar genişletti ve bütün bu sınırları nükleer savunma kalkanı içine alıyor. Beş yıl içinde Çin’in nükleer silahlarının bu savunma silahları nedeniyle etkisizleşeceği söyleniyor. Politik anlamda düşmanını köşeye sıkıştırıyorsun. Amerika bunları Avrupa ve Japonya’ya da yerleştiriyor. Doğu’yu nükleer çembere alıp tamamen etkisiz bırakmaya çalışıyor.


  • Doğu derken nereyi kastediyorsunuz?

    Rusya, Çin, Hindistan, Türkiye, İranÉ Türkiye politik anlamda hiçbir zaman bir Batı ülkesi olmadı. Kültürel ve sosyal olarak olsa daÉ

    AMAÇ OKYANUSU

    DİNLEMEK


  • Ne zaman olacak bu nükleer darbe?

    2011-2012 arasında. Uzak zaman kurgu açısından tehlikeli, zaten gelişmeler de hızlı. Olasılık teorisi yapıyorum. Yüzde yüz diyemem ama böyle bir şey olma olasılığı var, çünkü bundan çıkarı olanlar var.


  • Türk-Rus ittifakı çok olasılık dışı gibiÉ

    Genellikle doğru, olmaz denen yerdedir. İnsanların düşünceleri medya tarafından oluşturuluyor ve bu asıl düşünceyi saklıyor. Amerika’nın Somali’ye müdahalesinin nedeni oradaki soykırım tehdidiydi ama Afrika’ya müdahalelerin çoğu, okyanusları dinlemek için yapılan operasyonların perdesidir. Kimse böyle tartışmaz, tartışanları zaman zaman vurabiliyorlar. Türkiye Doğu’da kendine Batı’dakinden daha kolay yer bulabilir.


  • Nasıl?

    Sıradan biriyseniz, zengin mahallesinde mi rahat edersiniz yoksa sizin gibi yükselmeye meraklı, bir şeyler yapmak zorundaki insanlarla mı el ele verirsiniz? Rusya, Hindistan ve Pakistan’ın size ihtiyacı var. Doğu’da bir çıkar birliği olabilir. Pragmatik bir durum, ideolojik bakmamak lazım. Ortodoks dünyasını Doğu’ya itip, Ortodoksluğu da yok etmeye kalkan bizzat Vatikan ve Protestanlar. Türkiye’deki Ortodokslar Protestanlığı, Vatikan’ın açıklamalarını eleştirir. Çünkü bölen aslında Batılılar. Komünizmin geliştiği yerler de Ortodoks bölgeleri. Osmanlı sadece Ortodoks bölgelerini ele geçirebildi. Bu kadarı bile tarihsel-politik bağ kurma olasılığını gösteriyor.


  • Kitapta Çin’in Amerika’yı işgali varÉ

    Bu bir politik kurgu ve hayalimi kısıtlamadan kullandığım bir alan. Düşünce özgürlüğü meselesine farklı bir tanımlama getiriyorum. Kitaplarımla Türkiye’de de çok eleştiri aldım, ama demokratik denen bir Batı ülkesinde, Amerika’da bu kitabı yazamazdım. Batı, düşünce özgürlüğünü amaç gibi gösterip araç olarak kullanıyor. Bense düşüncelerimi serbest bırakıyorum. Düşüncenin özgür olması için bir insanın kendi içinde düşüncelerinin özgür olması gerekiyor. Türkiye de bütün yasalar gereğince düzenlensin yine de tam düşünce özgürlüğü olamaz çünkü düşünen insanlar kendi içlerinde özgür değil. Kendilerini bağladıkları bir sürü görünmeyen yasa var, illa 301’e gerek yok.

    batI’nIn TÜRK KAHRAMAN KORKUSU


  • Kitapta okyanusun altında bir kent mi kuruluyor?

    O aslında Batı ideolojisinin dayandığı temel noktalardan birinin; püritenliğin estetik anlayışını içeriyor. Her şeyi birbirine benzeyen, her şeyin estetik anlamda en üst düzeye yaklaştığı bir düşünce sistemini de simgeliyor. Umberto Eco son kitabında da bunu anlatıyor. Bu estetik anlayışının, ideolojiye yansıdığı nokta ırkçılık; renk, görüntü ayrımcılığı, bunların politik amaç haline gelmiş olması. Temiz şehir dedikleri şey kendileri gibi beyaz, WASP (Beyaz Anglosakson Protestan) insanların bir arada bulunduğu yer. Onların dışındaki herkesin ikinci sınıf görüldüğü bir dünya özlemini gösteriyor.


  • Yurtdışından kitaplarınıza ilgi var ama henüz basılmadı…

    Avrupa’nın büyük yayınevlerinden, Üçüncü Dünya Savaşı kitabımı istediler. Sonra ’Kahramanların Türk, bu düşünceleri okurumuza kabul ettiremeyiz’ diye Random House’dan mail geldi. Kahramanı Türk olduğu için kabul edemiyorlar, ama onların kahramanlarının bizde posterleri yapılıyor. O politik ideoloji altında ezilmişiz. Ruhsal olarak köle haline getirmişler ve şimdi kendi adıma bunu kırmak için uğraşıyorum. Mesela kitaplarıma İslam’dan da düşünce yapıları katıyorum. Çünkü sırf Hollywood filmlerini izlediğimiz için, Hıristiyanlıkla ilgili her şey modern gelmeye başladı. Bunun dışındaki tüm düşünceler de çağdışı gibi gösterildi. Bunun tersini kurgulamaya çalışıyorum. İslam’dan, Doğu düşüncesinden yararlanıyorum. Doğu’nun da medeni bir yapısı olduğunu göstermek istiyorum. Kendi hatalarımız yüzünden bu medeniyeti biraz da biz yok ediyoruz.


  • Ama siz de kitaplarınızı Batı’da bastırmak istiyorsunuzÉ

    Kendi pozisyonumla Batı’da olmak istiyorum. İdeolojik duvarı yıkacağım. Tonumu yumuşatacağım belki çünkü Türklerin agresifliğinden çok korkuyorlar.


  • Neden o masada olmak istiyorsunuz?

    Batı düşmanlığım yok. Nasıl Stephen King, Isaac Asimov bizim yazarımızsa, ben de onların yazarı olmak isterim. Ekonomik, kültürel alışverişe itirazım yok. Ama alışveriş olsun. Bizimki de gitsin. Sadece alış oluyor, veriş olamıyor.


  • Sizin bir ideolojiniz var mı?

    Yok. Beynimde düşünceler dönüşüm halindedir. Kuantum bilenler bunu anlar. Şuyum dediğim anda o olma halim değişime uğrar, çünkü sürekli araştırıyorum. Bir ideolojiye en fazla bir ay bağlı kalırım sonra onu yıkarım. İdeoloji insana at gözlüğü takar. Ama kitaplarımın altını çizerek okuyan üst düzey politikacılar var. Bugün herhangi bir politikacı Doğu birliğini bayrak edinse bu fikirle seçim kazanır.


  • Kitabınızda şiddet de var!

    En vahşi içgüdülere hitap eden şiddet var ama bu komşuna, arkadaşına yönelmez. Kitaptaki şiddeti, dünya politikasının yarattığı şiddet imgesini paylaşmak olarak görüyorum. Kitaplarımı okuyan gidip arkadaşını öldürmez ama süper politik bilince sahip olur.


  • Mesela sizce Yunanistan nereye ait?

    Bence Doğu-Batı ayrımı Roma’nın yıkılışından beri var. Yunanistan köken itibarıyla Doğulu ancak yoğun Batı çalışması nedeniyle değişime uğramış. Ermeniler de protestanlaştırılarak daha Batı’ya yakın hale getirildi. Bugün neden Süryaniler Batı’nın uzantısı değil? Çünkü Süryaniler’de Protestanlık yüzde 2 seviyesinde. Ermeniler’de yüzde 20. Bu dinin nasıl kullandığını gösteriyor.


  • Doğu birliği kurulsa kim galip olur?

    Doğu on binlerce yıllık kültüre sahip. Batı ise birkaç binyıllık kültürünü sonradan görme Amerikan kültürüyle yozlaştırdı. Batı’yı dünyadan silin Doğu, binbir gece masallarına döner. Tansiyon kalmaz.


  • Müslümanlık’la çatışmaz mı?

    Hiçbir çatışma noktası olmayacağına bahse girerim. Rusların sıcak denize girme arzusunu temizlersek tabii. Müslümanlık’la Ortodoks Hıristiyanlığı da çatışmaz. Ortodoksları iyi anlamak lazım. Onlar Türk devletine bağlıdır, bu onlar için İsa’nın emridir. Çatışan Hıristiyanlığın bozulmaya uğramış hali Protestanlık ve çeşitli güç odaklarıyla içli dışlı olmuş Katoliklik. Hıristiyanlığa karşı önyargım yok. İsa benim için de peygamber. İnsanlığın savaşı ekmek kavgası ama bundan doğan enerjiyi kullanmak istiyorlar. Batı bir çılgınlık içinde. Analizini yapıyorum ama niye olduğunu söyleyemiyorum. Çünkü çılgınlığın teorisi yapılamaz. Felsefe bunu anlayamaz.

    Süryanilere Alman mektubu

    Özgür düşünceyle yazılabilen politik kurgu Avrupa’da da yok. Hepsi resmi ideolojiye bağlı. Doğu Birliği’nin Batı’ya karşı güçlü olması gerektiğini söylerken resmi ideolojiyi savunmuyorum. Kendinize karşı önyargılı olmayın diyorum. Batılılar bunu yapmamızı istiyor diye o şekilde düşünmeyin, kendinizi onların kurallarıyla bağlamayın. Yazar denilen insan özgür düşünür. Orhan Pamuk, Ermeniler hakkında konuşuyor ama o zamanki Süryanilere Almanya’dan gelen bir mektup olduğunu biliyor mu? O mektupta ’Almanya’da Ermenilerin yok edilme kararı alındı ve oradan kaçın’ deniyor Süryanilere. Benim Dünya Savaşı kitabımda bahsettiğim İlyas ismi aslında Atatürk’ün Hindistan’a kaçmasına yardım ettiği bir Süryani dini lideri. Bunları biraz araştırsınlar.

    100 milyon Amerikalı öldüğündeÉ

    Nükleer silahların kullanılması halinde tüm politik yapılar ortadan kalkabilir ve sonraki adımın ne olacağını kimse bilemez. Amerika, 100 milyon Amerikalı ölürse, nasıl varlığını sürdüreceğine dair planlar yapıyor. 100 milyon insanın öldüğü bir var olmaya karşıyım. Bunlar, Amerikan savunma ajanslarının yayınladığı kaynaklarda bulunabilir. Nükleer silahlara sahip ülkeler bunu halklarına karşı kullanıyor. O toplumlarda o nükleer politikaya karşı bir fikir çıkmadı, çıkamıyor. Nükleer korku George Orwell 1984 romanında olduğu gibi, toplumlar o silahlarla baskı altında tutuluyor. Yoksa zavallı Kuzey Kore’nin atacağı iki tane nükleer füze Amerika’ya ne yapabilir? Amerika zaten topraklarında 30 tane nükleer füze patlattı. Kuzey Kore’nin atacağı zaten çöle düşecek
  • Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir