Nuriye Akman} Kitaplığı: Güneşe yolculuk

Netpano Editörlerinden Ayşe Sevim’in kitabı hakkında Zaman Gazetesi Köşe Yazarı Nuriye Akman Kitab hakkında şunları yazdı.

Öyle bir kitap ki hem masal, hem siyer hem de şiir. Çocuklar için yazılmış; ama büyükler de zevkle okuyabiliyor.

Peygamber Efendimiz’le ilk kez tanışacak çocukların hayal güçlerini zengin imgelerle süslerken, O’nun hayatını bildiğini düşünen insanları ellerinden tutup kaybettikleri çocukluğa götürüyor. O kadar ilginç detaylar bulmuş ki, “Aa!” diye şaşırtıyor, “Ben bunu bilmiyordum” dedirtiyor.

Yabancı ülkelerin kitapçı dükkanlarını dolaşırken, Hz. İsa’nın hayatını çocuklara anlatan kitaplara harcanan emeği kıskançlıkla izlemişimdir. Neden bizim din bilgisi kitaplarımız tarihi olayları şiirin olanaklarından bihaber, soğuk bir dille anlatırlar, neden gönül açıcı resimlerle süslemezler, neden ilahiyatçılar pedagoglar ve edebiyatçılarla el ele tutuşmazlar diye hep söylenirdim. Türklerin temel hastalıklarından biri sanırım, herkesin sadece kendi branşından dikey olarak beslenmesi, çapraz okumalarla zenginleşmeye pek itibar etmemeleri.

Güneşe Yolculuk, A. Saint Exepury’nin Küçük Prens’inde kaldığım ve üstüne gül koklamadığım masal okuma zevkimi yeniden canlandırdı. Yazarı Ayşe Sevim henüz 25 yaşında; ama aklıyla gönlünün birbirinden hoşnut kaldığını apaçık gösteren olgun bir üslubu var. Ben tesadüfen onun bir şair, bir senarist, bir tarihçi, bir hikayeci olduğunu biliyorum. Eminim ki, onun dergilerde pek çok örneğini sergilediği yaratıcılığının örneklerine rastlamayanlar bile, bunları hissedecek ve Güneşe Yolculuk’u okuduktan sonra diğer eserlerine de ulaşmaya çalışacak.

Ayşe Sevim, bu kitabı bir teklif üzerine yazdı. Şule Yayınevi çocuklar için Peygamber Efendimiz’in hayatıyla ilgili bir kitap basmak istiyordu. O esnada hamile olduğu için işi kabul etti ve adeta bebeği Yusuf ile birlikte çalıştı. Önce çocuklar için yazılmış tüm siyer kitaplarını inceledi. Hiçbirini beğenmedi. “Bak çocuğum bu böyledir, anladın mı?” bilmişliğinde ders anlatıyor gibiydiler. O ise çocuklar bilgileri fark etmeden öğrensinler istedi. Beyazıt kütüphanesinde büyük büyük siyer kitaplarını devirdi. İşin edebi yönünü de ihmal etmeyecekti. Neredeyse kütüphanelerde doğuracaktı.

Ayşe Sevim, daha önce radyo programcılığı, belgesel film yönetmen asistanlığı, öğretmenlik, gazetecilik, dergicilik, çevirmenlik, tarih araştırmacılığı yaptı. Şu anda kitaplara editörlük yapıyor, alternatif tarih dersleri veriyor. Biri feminizmle, diğeri ölmüş insanları son görenlerle alakalı bir kitap hazırlıyor. İkincisi, beni Nefes’in yazarı olarak çok heyecanlandırıyor. Çünkü gassallar, doktorlar, imamlar, papazlar, ölü makyözleri olacak o kitapta. Pek yakında şiirleri ve hikayeleri de basılacak. Kitap Haber Dergisi’nde herkesin hayranlıkla okuduğu “Yazarlar ve Aşkları” yazıları kitap olacak. Ama ben her şeyden fazla yazmakta olduğu romanı merak ediyorum.

Güneşe Yolculuk’a dönersek, olayları canlı-cansız her şeyin tanıklığında anlatan bir üslup. Ayşe, masal kahramanı Zehra’ya, zaman tünelinde bir yolculuk yaptırıyor ve Hz. Muhammed’in yaşamına ayna, ağaç, tesbih tanesi, ok ve yay, gölge, ekmek, masal kahramanı Mersina, toz zerreciği, karınca, rüzgar ve harita gibi nesnelerin yardımıyla sızıyor. Mesela Toz Zerreciği:

“Çaylarını içerlerken Zehra, Toz Zerreciği’nin yüzünü inceliyordu… Onun Allah’ı anarak geçirdiği günleri düşündü. Ettiği her duada yüzü söylediği surelere benzemeye başlamıştı muhakkak. Sureler gibi sonsuz bir ifade gelip gözlerine yerleşmişti.”

Mesela hicret sırasında ensarın duyguları: “Şu ana dek yaptıkları her şey mevsimlerin gelip geçiciliği kadar sahteydi. Her şey bu bekleyişin yanında güzelliğini ve önemini yitiriyordu. Peygamber Efendimiz gelmese ne olurdu ki? Onu beklemek bile bu kadar güzelken…”

Mesela sonradan Müslüman olacak Ebu Süfyan’ın Mekke’nin fethi öncesindeki duyguları:

“O gece Ebu Süfyan, Hz. Muhammed’le görüşmek istediyse de kabul edilmedi. Ertesi gün huzura gelmesi istendi. Süfyan, yatağa uzandı; ama uyku, sözünü unutmuş dalgın bir sevgili gibi o gece yanına gelmedi.”

Gördüğünüz gibi bir şair ile karşı karşıyasınız.

Bir kitabı okursunuz. Aklınızda tek bir cümle kalır. Bana bu kitaptan

“Su o kadar soğuktu ki, kendisi bile üşüyordu.” cümlesi kaldı. O yüzden Ayşe Sevim’in şiirlerine gömdüm kafamı. Ve size Şule Yayınları’nın çocuklara armağanı Güneşe Yolculuk masalından söz ettiğim için yazarının da Masal adlı şiirini seçtim:

MASAL

yüzünü bir görgü kuralı gibi taşıyorum

bir şarkıyı sözlerinden temizleyerek savuruyor sesin

bugün öğrendiğim bir şeyi

yüzüne anlatıyorum

bak nasıl da anlatıyorum

çiçeklerden korkan

kanatları yolunmuş bir kelebeği

sen

sevgilim dedirtmeyen

yine de düşünülemeyen sevgilim denilmeden

kibir kulesinden çalamadığım için seni

hırsızı olamadığım için rüzgarların

boyunlarındaki serinliğin

şeriat hükmünce elleri kesilen

ben

yüzünü bir görgü kuralı gibi taşıyorum

benim mırıltım kapıyı çalınca

uyuyakalan dudaklarını da

ovaların düzlüğünden koruyorum seni

duvar kağıtlarından ve bir bardak sudan

ben hatırlıyorum

sen ne zaman unutsan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir