O GECE ORADA ÖLÜM DAHA İNSAFLI İDİ…

26 Şubat 1992,Çarşamba…Gecenin bir yarısı Azerbaycan,Dağlık Karabağ’ın Hocalı kenti…Sözün ve insanlığın bittiği yer…O gece orada vahşeti yaşayanlar 15 yıl sonra bugün acılarından hiçbir şey kaybetmemiş olarak hafızalarında yaşıyorlar olanları tekrar be tekrar…
Bakmayın bizler,çoğumuz unuttuk bir haber olarak seyrettik geçtik,bir nebze üzüldük sonra sıradaki haberde kimin hangi gece aleminde yakalandığına daldık,altın fiyatlarını döviz kurlarını,borsadaki iniş çıkışları takip ettik sonra gafletle hesap ettik elimizdeki ile nasıl bir yatırım yapsak da geleceğimiz daha güzel olsa…Ama hangi anne unutabilirdi gözleri önünde öldürülen oğlunu,vahşetten kurtarabilmek için kendi elleriyle boğmaya çalıştığı kızını,hangi evlat unutabilirdi babasının diri diri yakılışını,hangi erkek unutabilir hamile eşinin karnındaki bebeğinin cinsiyeti üzerine girilen iddia sonucu eşini ve yavrusunu kaybedişini,kim unutabilir kesik başlarla oynanan futbol maçını,komşusunun tankla ezilmesini,derisinin canlı canlı yüzülmesi ,
bedeninin ikiye bölünmesini,ey ölüm insaf et al bizi diyecek raddeye gelebilmeyi ve daha anlatmaya kelimelerin yetmeyeceği yüzlerce vahşet örneğini…unutur mu yaşayan…tesellisi olur mu bunun? Dediğim gibi bizler bu haberleri duyarız seyrederiz,Testere,Sapık,Hannibal gibi filmlerle vahşeti algılama eşiğimiz düşmüştür ya da böyle şeyler ancak filmlerde olabilir sanıyoruz belki de, daha üzücüsü göre göre kanıksadık bu manzaraları..O yüzden seyrederiz ,hatta yine filmlerle kazandığımız duygusallıkla gözyaşı dökeriz…Kalbimiz incinir mi peki? Bir müslümanın ayağına diken batsa hissetmemiz gerekmez miydi,komşumuz açken uyuyabiliyorsak imanımızı sorgulamamız gerektiğini bildiren bir hassasiyete sahip dinin mensubu olarak bu vahşetin belgelerini değil görmek,duyduğumuz zaman bile dünyayı ayağa kaldırmamız gerekmez miydi?Nasıl böyle pasifize olduk
uyuşturulduk,duygularımızı kaybettik hatta bunu anlama,fark etme yetimizi…Ve ne kadar büyük bir çelişkiyle bu olaylara sessiz kalabilirken,olayların sebebi durumundaki milletin uyruğuna sahip biri öldürüldüğünde biz de birden onlardan biri olabiliyoruz utanmadan,yani bir nevi biz de Türklerin katili,soykırımın faili,vahşetin sebebiyiz diyoruz.Kusura bakmayın biliyorum bir çok kişi ilkel bulacak bu düşünceyi sığ bulacak ama olay budur…değil mi ki Ermeni olduğunu gururla haykıran güruh katliam karşısında Hepimiz Azeriyiz diye haykıramadı,resmi bir kınama bile yapılmadı o halde kendimizi savunacak hiçbir mazeretimiz yok bizim.
Orada yaşananları ayrıntılarıyla okudum,gördüm…maalesef sadece internet vasıtasıyla.Yaşananları ve bilançoyu burada anlatmaya ne hacet,ziyadesiyle anlatılmış birçok sitede.Rica ediyorum sizler de ufak bir arama yapın internette,bir yarım saatinizi ayırın,belki hassasiyet kazanırız,ne yapmamız gerektiği hususunda bilinçleniriz.
Vahşetin yıldönümünde orada şehit olan binlerce müslümanı derin bir üzüntü ve utançla yadediyorum ve bunun sebebi olan herkesi nefretle kınarken acaba bizler de duyarsızlığımızla bu sebeblerden biri olduk mu diye korkmaktan kendimi alamıyorum.Ve Türkler arasında barış ve huzur içerisinde rahatça yaşayabilen Ermeni vatandaşlarımızdan da rica ediyorum,bizlerin sizler için gösterdiği hassasiyeti sizlerde gösterin,çıkın meydanlara Hepimiz Türküz,Hepimiz Azeriyiz diye haykırın.(Biliyorum fazla safça bir beklenti ama ben bunu iddia edenlerin beyanlarına dayanıyorum,iddialarını ıspatlasınlar,
göstersinler iyi niyetlerini ve dürüstlüklerini)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir