OLDU MU ŞİMDİ?

Saadet Partisinde yaşananları hep beraber görüyoruz. CHP’nin de akıl hocalığı ile genel kurula gidiliyor. Tamam, gidilsin. Ama bu kadar ortalığı toz dumana katılması gerekiyor muydu? Kalplerin bu kadar kırılmasına gerek var mıydı? Mübarek bir ay’da üstelik misafirlerin önünde o kargaşanın yaşanmasına gerek var mıydı? Saadet Partili olmayanlar –olmayacaklar bile duruma bakıp üzüntülerini yazılarında ve sözlerinde dile getirdiler ki gerçekten yaşananlar birçok kimseyi üzmüştür… Peki, bundan sonra nedir yapılması gerekenler, yazının sonunda değil başında söylüyorum, Sayın Kurtulmuş en kısa zamanda işi uzatmadan parti genel başkanlığından çekilmeli. Sakın oyuna gelmemeli… Namık Kemal’in Hürriyet Kasidesinde geçen şu sözlerini biraz düşünmesini tavsiye ediyoruz…

Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selametten

Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten

Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten

Mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez ianetten

Hakir olduysa millet şanına noksan gelir sanma

Yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr ü kıymetten

Sayın Kurtulmuş’un şu anda yapması gereken işi uzatmadan bu işi basında tartışmaya yol açmadan hemen yeni partiyi kurup yola devam etmeli… Mevcut rüzgârı arkasına alarak siyasete yeni bir soluk getirmek için hizmete kaldığı yerden devam etmeli diye düşünüyorum…

Ve bir hikaye ile bitirmek istiyorum


4 Mahalle 4 kasaba


Küçük bir kasabanın dört ayrı mahallesi varmış. Birinci mahallede Evetama’lar yaşıyormuş. Evetama’lar ne yapılması gerektiğini bildiklerini düşünürlermiş. Yapma zamanı geldiğinde ise “evet, ama” diye cevap verirlermiş. Cevapları hep yanlış olurmuş. Suçu başkalarına atmakta da ustaymışlar.


İkinci mahallede Yapıcam’lar yaşarmış. Ne yapacaklarını bilirlermiş. Kendilerini yapacakları şeye adım adım hazırlarlarmış, ama yapacakları sırada şanslarını kaçırdıklarının farkına varırlarmış. Bu mahallede insanların dizleri dövülmekten yara bere içindeymiş. Yaşamı ertelememek için verdikleri kararı bile ertelerlermiş.


Üçüncü mahallede yaşayan Keşkeci’lerin, hayatı algılama güçleri mükemmelmiş. Neyin yapılması gerektiğini daima en isabetli şekilde bilirlermiş ama, her şey olup bittikten sonra. Keşke’cilerin de başları kanarmış hep, duvarlara vurmaktan!


Kasabanın en yeşil bölgesinde, en güzel evlerin olduğu mahallede ise İyikiyaptım’lar otururmuş. Keşkeci’ler bu mahallede yürüyüşe çıkar, etrafa hayranlıkla bakarlarmış.


Yapıcam’lar Keşkeci’lerle birlikte bu mahallede yürüyüşe çıkmak ister ama bir türlü fırsat bulamazlarmış.


Evetama’lar ise mahallenin güzelliğini görmek yerine, ağaçların gölgelerinin yeterince geniş olmadığından, güneşin daha erken saatte doğması gerektiğinden şikayet ederlermiş.


Kıssadan hisse hepimize…


İyikiyaptım mahallesindeki insanların kusuru da, beyinlerinde mazeret üretme merkezlerinin olmayışıymış!.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir