ÖLEN DE KULLANILDI, ÖLDÜREN DE…

Yıldönümlerin de kılişeleşmiş dileklerimiz vardır. Barış ve huzur dolu bir dünya isteriz. İsteriz, dilerizde ne dünyada ne de kendi içimizde bir türlü tesis edemeyiz.

O hasret ve beklenti ile çocuklarımıza ‘Barış’ ismini koyduk. ‘Vefa bir semtin adıymış sadece’ sözü nasıl bir deyiş oldu yerleştiyse dilimize, barışta, eğrelti bir isim olarak kaldı birilerinde.

Tarih boyunca yaşlı dünyanın bir köşelerinde, insanların içleri burkularak, hasretle bu kelimeyi ternnüm etti, dualar dilekler hep barış için oldu, lakin nafile…

Şimdilerde her gün endişe içinde bu sihirli kelimeyi tehdit edecek gelişmeleri izliyoruz.

Televizyon kanallarında, anahaber bültenlerinde ölüm makinesine dönüşmüş insanlıktan çıkmış barbar Amerikan askerlerini izliyoruz. Dünya hep bir köşelerinde zulüm altında inleyen insanların dünyası artık. Her gün bir yerlerde ‘savaşa hayır, barış istiyoruz’ sesleri yükseliyor bir yerlerden. Deprem sendromu kazındığı yetmiyormuş gibi belleklere şimdilerde birde savaş kaygıları çöküyor insanların içlerine, hem de kimyasal biçimde Hem de acımasız şekilde… Öldürmüyorlar şereflice, akla hayale gelmeyen işgenceler uygulanıyor vahşice…

Füzeler, bombalar yağmıyorsa başınıza, Guantanamo da işkence altın değilseniz bile, her gün bu haberlerle beslenmekten aynı vahşet yeşeriyor içinizde bir yerlerde…

Ayrıca düşman her zaman, füzeyle mermiyle değil, önce uyuşturucu ya da pornografiyle saldırıyor…

Farelerin tekniği uygulanıyor yani, ısırmadan once uyuşturduğu gibi, saldırmadan evvel etkisiz hale getirmek için, sosyolojik silahlarıyla vuruyor. Uyuşturulmuş ve pornografiyle egale edilmiş bir millet…

Ortam vaziyet böyleyken, e işte arada bir de deli dana sendromu gibi, arızalar çıkıp ya bir rahip, ya da bir gazeteci öldürüyor… Ya da öldürtülüyor… Dekor tamam, kaos ortamı.. Kurt puslu havayı sever…

“Fitne katilden beterdir” ayetinde ki büyük hikmet bir kez daha gün yüzüne çıkıyor… Düşman için Türkiye yi bombalamaktan, daha çekici, çok daha etkili bir durum, fitne çıkarmak…

Bir fitne tohumu daha atıldı. Ermeni bir gazeteci öldürüldü, en az ölende, öldüren kadar kullanıldı bence birileri tarafından… Şu an ellerini ovuşturaraktan, bıyık altından, için, için gülüyor, bir yerler de..

Çok iyi bir konu mankeni idi, Hırant Dink. Çok ses getirecek, dünya da çok iyi yankı bulacaktı cesedi, altı delik ayakabılarıyla yerde yatarken.

Senaryo kusursuz işliyor, once bir ermeni gerilimi yaratıldı dünya kamuoyunda, bir güzel kaşındı, sonra bir delidana çıkıp, bir ermeni gazeteci öldürdü.

Çok merak ediyorum, daha bir ay kadar önce, dünya yeni bir zaman dilimine başlarken muhtelif devlet adamları ve insanlar barış temennilerinde bulunup, huzur isterken ne kadar samimi ne kadar inandırıcı olabildiler. Nasıl olsa barış sadece dillerde bir efsane, lüks bir fantazi asla gerçekleşmeyecek. Laf ola beri gele, dostlar alışverişte görsün kabilinden dileklermiydi onlar .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir